E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- NİLÜFER AKBAL ve TRT- ŞEŞ / YASER EDESSA
- TRT 6/Memo Şahin
- Sünniler Kürtlere rest çekti
- TV 6/Cennet Bilek
- Öcalan: Devlet kendi Kürdünü yaratıyor
- İsrail: Ağır darbe vurduk, Hamas: Zafere yürüyoruz
- Bahoz Erdal, Türk devletinin yeni askeri planını açıklıyor
- 100 ünlü Kürt TRT Şeş'i değerlendırdi
- Serok Apo'dan Serokomar Abdullah'a /Nazım ALPMAN
- TRT Şeş, PKK’nın başarısı mıdır?/TÜRKER ALKAN
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- Nilüfer Akbal’dan Kürt sanatçılara hakaret
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- NİLÜFER AKBAL ve TRT- ŞEŞ / YASER EDESSA
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
Doğum tarihi kesin olarak belli değil ama büyüklerinin dediğine göre “Berfa Sor” veya “Ermeni katliamı “ zamanında Ziwinge’de (Eskimağara) dünyaya gelmiş. Buda tarih olarak 1915 ile 1917 seneleri arasındadır. Ailenin ilk erkek çocuğu. Kendisinden büyük ablası var. Bu arada bir kız çocuk daha dünyaya geliyor ama hastalıktan sonra vefat ediyor. Annesi erkek çocuk doğurmak isteyince Sultan Şeyhmuz’a gidip dilekte bulunuyorlar. Onun için nüfusta ki adı Şeyhmus olarak geçer. Soyadı kanunu dolayısıyla da soyadı Elmas’tır. Zamanla adını ve soyadını değiştirir ve Musa Anter yapar. Babasının adı Anter annesinin adı Fasla’dır. Aile olarak soy ağacını kendisi şöyle ifade eder. Botan aşiretinin, Temikan kolunun, Mıhoteze dalının Anter ailesindeniz. Beş kardeş olarak büyürler, yaş sıralamasına göre Hanse, Musa, Hasan, Wetha ve Yusuf kardeşlerdir. Yusuf 1958 senesinde askerlikte başına musallat olan zatürre hastalığı vereme çevirince vefat eder. Hasan 1975 senesinde kansere yenik düşer. Hanse 2003 yılında vefat eder. Wetha şu an Nusaybin’de yaşamaktadır.
Evin erkek çocuğu olarak annesi tarafından yetiştirilir zira babası kendisi küçük yaştayken yatalak olarak hasta düşer. Annesi Fesla Hanım hem ev işlerine bakar ve hem de muhtarı olduğu Ziwinge köyünün işlerine bakar. O zamanlar köye gelip gidenler çok olduğu için oğlunu Türkçe öğrenmesi için ve tercümanlık yapması için okula gönderir. Okulda başarılı bir öğrencidir ve sınıflarını birincilikle bitirir. İlkokulu bitirince okumaya devam için imtihana girer ama annesinin onu okula göndermeye niyeti yoktur. İmtihanı kazandığını Nusaybin’den gazeteye sarılmış helva paketini açınca öğrenir. Gazetede adını görünce çok sevinir. Bu arada Gerçüş’te de bir dönem okur. Mardin’de yatılı olarak ortaokulu bitirir ve lise için tekrar imtihana girer onu da kazanarak Adana’ya yatılı olarak liseye başlar. Orada ilk defa kooperatif kurar. Okulun başarılı öğrencisidir. Adana’da okurken Seyit Rıza olayı yaşanır ve öğrencilerden biri Bese’ye küfür eder. Bu küfre tahammül etmeyen kendiside Zübeyde’ye aynı şekilde küfür eder. Şikâyet üzerine ilk defa gözaltına alınır. Gözaltındayken M. Kemal Adana’ya gelir ve kendisine bu durum aktarılır oda onun affedilmesini söyler.
Liseyi bitirdikten sonra İstanbul’a üniversiteye okumaya gelir. Edebiyat fakültesine kaydını yaptırır ve ilk sene orada okur. Sonradan Faik Bucak ve diğerleri ile tanışır, onlar hukuk fakültesinde okumaktadır ve arkadaşlarının isteği üzerine hukuka başlar. Üç sene sınıfını birincilikle bitirir son sene birinciliği haksız olarak elinden alındığı için okulu bitirmeden ayrılır. Arkadaşlarıyla birlikte Kürt özgürlük mücadelesi için kırmızı, yeşil, sarı ve beyaz kumaşları bir araya getirerek ve tabancaya sararak ellerini üzerine koyarak ant içerler. Dicle- Fırat talebe yurdunun müdürlüğünü yapar. Bu arada medrese mezunu kişilerle tanışır. İleride kayınpederi olacak Abdurrahim Zapsu ile tanışır. Hatıralarım adlı kitabında bu ilişkilere yer vermiştir. 1944 yılında Zapsu’nun küçük kızı Ayşe Hale ile evlenir. Hale hanım Alman lisesi ikinci sınıfından ayrılarak evlenir. 18.08.1945 de oğlu Anter, 18.10.1948 de kızı Rahşan ve 30.03.1950 de oğlu Dicle dünyaya gelir.
Şark postası ve Dicle Kaynağında yazılar yazmaya başlar. Çok partili sisteme geçilmiş ve umutlar tazelenmişti. Ama zamanla bununda yalnız umut olduğunu fark etmişlerdi. 1956 yılında Gelibolu’da yedek subay olarak askerliğini yaptı. 1958 de hem kayınpederini ve hem de küçük kardeşini kaybetti. Sonrada Diyarbakır’a gitti. Orada Turistik otelin müdürlüğü yanında bir ilaç firmasının temsilciliğini yaptı. Canip Yıldırım ve Yusuf Azizoğlu ile birlikte çalışmalar gerçekleştirdi. İleri Yurt gazetesini çıkardılar. Gazetede seneler sonra Kürtçe olarak yazdığı Qımıl şiiriyle Türkiye gündemine damga vurdu. 1959 senesinde Diyarbakır’da yakalanarak İstanbul’a getirildi. Harbiye cezaevinde ki hücreye konuldu. Böylece tarihte 49 lar olarak geçen dava başlamış oldu. 50 kişilik guruptan Emin Batu vefat edince 49 kişi kalırlar ve dava bu adı alır. İdamla yargılandılar ama 27 mayıs askeri darbesiyle affa uğradılar. Cezaevinde, Birina Reş tiyatro eserini ve Kürtçe-Türkçe, Türkçe-Kürtçe sözlüğünü yazdı. Cezaevinden çıktıktan sonra Deng dergisini Medet Serhat ve Ergün Koyuncu ile beraber çıkardılar. Deng de kısa bir süre sonra kapatıldı ve yargılandılar. Barış Dünyası ve Yönde yazmaya başladı. 1963 haziranın da tekrar cezaevine girdi ve 23 ler davası başladı. Mamak, Sultan Ahmet ve Balmumcu cezaevlerinde yattı. Cezaevi çıkışında Türkiye İşçi Partisinde görev yaptı. 1965 seçimlerinde Mardin’den aday oldu ama son anda aday değişikliği yüzünden bağımsız olarak seçimlere girdi.
1967 yılında ilk hükmü gerçekleşti ve Çanakkale’ye bir yıllık sürgüne gönderildi. Burada 38 nolu hücre kitabının çalışmaları otel odasında kayboldu. Çanakkale sonrası Suadiye’de ki evinde yaşamaya devam etti. DDK onun kurucuları arasında yer aldı. 12 Mart 1971 de tekrar cezaevine girdi ve Seyrantepe askeri cezaevinde 3 yıl kaldı. Cezaevinden çıktıktan sonra Akarsu’ya yerleşti. 12 Eylül 1980 de Nusaybin cezaevine kondu. Kısa bir süre sonra çıkartıldı. Yazım hayatına tekrardan 1985 senesinde başladı. Vaka-i Name yi yazar. 1988 senesinde Dragos’ta ki evine yerleşti. Tewlo, Azadiye Welat,Rewşen ve Gündem dergi ve gazetelerinde Kürtçe, Türkçe makaleler yazdı. 1988 de kurulan Halkın Emek Partisinde yer alır. 90 lı yılların başlarında kurulan MKM ve Kürt Enstitüsünün kurucuları arasındadır.
20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır’ın Seyrantepe mahallesinde devlet içindeki derin güçler tarafından katledildi.
KİTAPLARI: Qimil( Kımıl), Birina Reş (Kara Yara), Kurdi- Turki Türkçe- Kürtçe sözlük Vaka-i Name, Tewlo, Çınaramın, Fırat Marmaraya Akar ve Hatıralarım (iki cilt tek kitap haline geldi).
Yorum Yaz
Yorumlar (4 Yazılmış)
-
Gönderen Gülşin, 27 Ekim, 2008 14:17:49Ape Musa renkli bir insandı ve bütün renklerini dünya ya yansıttı.şu anda onun renkleri ile bütün dünya geleceği görmeye başlayacaktır.Ben Ape Musanın renkleri ile büyüdüm ve onun renklerini taşıyarak daha çok büyüceğim.
-
Gönderen zarokek be nav, 07 Ekim, 2008 20:28:37onun döneminde yaşayamamak büyük bi eksiklik onu gibi bir kürt bilgenin eksikligini hissediyorumonu ögrencisi olmayı çok isterdim o günden bu güne degişmeyen şeylere bakıyorum da aslında gerçek o bizi bize dilimize kültürümüze yabancı yetiştirip kendimizi unutmammıza neden olan güç onu yok eden güçtür bu güç ölmedi hala yaşıyor
-
Gönderen helen, 05 Nisan, 2008 20:33:04ape musa kürt tarihini dünyaya duyuran isimlerden biri o bir kürt devrimci...ve hiç bir zaman kürt tarihini ezdirmedi tıpkı kendini ezdirmediği gibi...
-
Gönderen justecol, 08 Ocak, 2008 17:01:38O bir filozof,o bir halkın yılmaz savunucusu,o 72sinde bile zalimlerin ve düşmanların yaşamasından korku duyarak katlettikleri Apê Musa.



Güncel