E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- NİLÜFER AKBAL ve TRT- ŞEŞ / YASER EDESSA
- TRT 6/Memo Şahin
- Öcalan: Devlet kendi Kürdünü yaratıyor
- Sünniler Kürtlere rest çekti
- TV 6
- Bahoz Erdal, Türk devletinin yeni askeri planını açıklıyor
- 100 ünlü Kürt TRT Şeş'i değerlendırdi
- İsrail: Ağır darbe vurduk, Hamas: Zafere yürüyoruz
- TRT Şeş, PKK’nın başarısı mıdır?/TÜRKER ALKAN
- Serok Apo'dan Serokomar Abdullah'a /Nazım ALPMAN
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- Nilüfer Akbal’dan Kürt sanatçılara hakaret
- NİLÜFER AKBAL ve TRT- ŞEŞ / YASER EDESSA
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Bezele Karakolu saldırısının meşru müdafaa ve başarı oranı yüksek bir eylem olduğunu duyurdu. Metropollerdeki Kürt linçlerine de değinen KCK, Kürtlerin canını ve malını korumak için kendi iç örgütlemesini geliştirmesini, öz savunma sistemiyle gerekli tedbirleri almalarını istedi.
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Türk Genelkurmay başkanı İlker Başbuğ'un inkar ve imha siyasetini daha derinleştirmek amacıyla ilk ziyaretini Kürdistan'a yaptığı belirtilerek, Başbuğ'un ziyarette yürüteceği inkar-imha siyasetinin hazırlıklarını yürüttüğü kaydedildi. Açıklamada, şöyle denildi: 'Bu ziyaretin hemen ardından toplanan devletin zirvesi, bu siyaseti günün gereklerine göre yeniden gözden geçirerek bir planlamaya kavuşturmuştur. Bu yeni konseptin temelinde Kürt halkının demokratik hak ve özgürlüklerine saygı yoktur. Tam tersine, Kürt Halkının özgürlük iradesini kırmak marjinalleştirip teslim almak vardır. Bunun için alınacak askeri, siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel ve diplomatik önlemler kararlaştırılarak kamuoyuna deklere edilmiştir. Bu temelde Önder Apo üzerinde baskı ve işkence dahada artırılmış, halk üzerinde yoğun bir devlet terörü estirilmiş, Siirt, Şırnak, Hakkari ve Van şehirleri savaş bölgesi ilan edilmiştir. Gerillaya dönük olarak operasyonlar aralıksız bir biçimde sürdürülmüştür. Medya savunma alanları yoğun bir biçimde hava saldırılarına tabi tutulmuş, Güney Kürdistan siyasi güçleri baskılanmış, halk korkutulmak istenmiştir.'
Üç günlük ateşkes ilan ettik
'Duyduğumuz sorumluluğun bir gereği ve demokratik çözüm açısından bir mesaj biçiminde Kürt tarafı olarak üç günlük bayram süresince askeri faaliyetleri durdurma kararı aldık' ifadelerine yer verilen açıklamada, 'Türk devletine de uyma çağrısında bulunduk. HPG çağrımıza uymasına rağmen, Türk ordu güçleri buna uymamıştır. Hemen hemen Kuzey Kürdistan'ın birçok alanında operasyonlarına devam etmiş ve bazı yerlerde çatışmaya neden olmuştur.' denildi. Sürdürülen operasyonların yanı sıra bayram olmasına rağmen ırkçı-faşist kesimlerin kışkırtılarak Altınova' da yaşayan Kürt halkına karşı saldırılar yapıldığı kaydedilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi: 'İki aile arasındaki kavgada iki kişinin ölmesi bahane yapılarak Kürtlere ait ev ve işyerleri tahrip edilmiş, malları yağmalanmış, araçları yakılmış, onlarcası gözaltına alınmış ve Kürtlere adeta bayram zehir edilmiştir. Öteden beri Türkiyenin çeşitli şehirlerinde ve çeşitli zamanlarında fırsat buldukça Kürtler linç saldırılarına maruz kalmıştır. Bununla Kürtler sindirilerek iradesizleştirilip Türkleştirmek istenmektedirler. Bayram sevinç, barış ve kardeşlik günü olmasına rağmen böyle birgünde dahi halkımıza karşı başlatılan linç saldırısı Türk devlet sınırları içerisinde yaşıyan hiçbir Kürdün yaşam güvencesinin olmadığını ortaya koymaktadır. Yanı sıra geliştirilen Kürt düşmanlığının ulaştığı tehlikeli boyutları göstermesi bakımından da ciddi bir durumu ifade etmektedir. Gerçek böyle olmasına rağmen Türk devlet yetkililerinin özgürlük hareketini suçlaması tümüyle iftira ve gerçekleri kamuoyundan gizlemek amaçlıdır.'
Bezele eylemi meşru müdafadır
AKP hükümeti ve Türk ordusunun Kürt düşmanlığı esasında oluşturdukları işbirliği sonucu yoğunlaştırdıkları operasyonlarda, hemen hergün Kürt özgürlük savaşçılarının yaşamını yitirdiği kaydedilen açıklamada, 'Şehit düşürülen gerillaların cesedleri hiçbir ahlaki, insani ve savaş kuralına uymayan tarzda parçalanmış ve üzerinde oynanmış, cesedlerin üzerinde zafer edalarıyla fotoğraflar çekilmiş ve bu fotoğraflar şuan elimizde bulunmaktadır. Bu saldırılar karşısında Kürt halkının da kendisini sonuna kadar savunma hakkı, onurunu ve geleceğini koruma amacıyla bu saldırılara cevap verme hakkı vardır. Ve bu hak evrensel bir haktır.' ifadelerine yer verildi. HPG gerillalarının Bezele ( Aktütün) taburuna yönelik eyleminin tümüyle bu çerçevede gerçekleştirildiği, eylemle Apocu fedayi ruhun ileri derecede temsil edildiği, başarı oranı yüksek bir eylem olduğu vurgulanan açıklamada, 'Bu eylemde fedaice çarpışarak şehid düşen 9 özgürlük savaşçısını saygıyla anıyor, tüm Kürt halkına başsağlığı diliyoruz. Kutsal özgürlük mücadelesinde verilmesi gereken bir bedelin sonucu olarak şehadete ulaşan bu kahramanların anıları mücadelenin yükseltilmesinde yaşatılacaktır.' denildi.
Psikolojik savaş uygulanıyor
Türk Genelkurmay başkanlığının HPG gerillalarının Bingöl Tezvan karakol eyleminde Türk ordusuna ağır kayıplar yaşatmasına rağmen ısrarla bu eylemdeki can kayıplarını gizlediği belirtilen açıklamada, şöyle devam edildi. 'Aynı biçimde ülkenin iç hatlarında Erzincan, Dersim. Karadeniz gibi alanlarda gerçekleşen eylemleri hep gizlemeye çalışmaktadır. Ama bunun karşısında Bezele eyleminde ise özel bir psikolojik savaş politikası uygulanmıştır. Bir taraftan Türk toplumunu Kürt düşmanlığına tahrik etmek, öte yandan Güney Kürdistan Federe hükümetine baskı kurmak, ABD'yi PKK'ye saldırıda daha da aktif kılmak, ve geçen yıl bir yıllığına geçerli olmak üzere çıkarılan sınır ötesi operasyon teskeresini yenilemek için kamuoyunu hazırlamak amacıyla tüm Tv'lerde asker cenazelerinin canlı yayını yaptırarak gerginliği arttırmak istemektedir. Nitekim daha öncede kışkırtılan şovenist çevrelerin en son Altınovada görüldüğü gibi çeşitli yerlerde Kürt halkına karşı saldırılar geliştirmişlerdi. Şimdide Adana'daki örnekte de görüldüğü gibi halklar arası çatışmaların yaratılmak istendiği açığa çıkmaktadır. Bu uygulamalarla Kürdistanda yürüteceği devlet terörüne, gerçekleştireceği her türlü baskı ve katliama Türkiye ve dünya kamuoyu nezdinde meşruluk kazandımayı hedeflemektedir. Bunun son derece maksatlı bir yaklaşım olduğu ve bununla dünya ve Türkiye kamuoyunu aldatmak istediği açıktır.'
Metropollerde Kürtler öz savunma kurmalı
Metropollerde yaşayan Kürtdistan kökenli hiç kimsenin can güvenliğinin kalmadığı anlatılan açıklamada, Kürt halkının bulunduğu her yerde sindirilmek ve ezdirilmek istendiği, Kürdistan'da Türk ordusu ve kolluk kuvvetlerinin bunu yaptığı, Türk metropollerinde ise polis baskısının yanısıra faşist ve faşizan çevrelerin Kürt kitlesinin üzerine sürülerek aynı sonucun yaratılmak istendiği kaydedildi. Açıklamada, 'Amaç heryerde kürt halkının iradesinin kırılması ve uydulaştırılarak toplumsal bir teslim almayı gerçekleştirmektir. Yurtsever değerli halkımızın dayatılan bu onursuzluğu kabul etmeyeceği ve örgütlü bir biçimde direneceği kesindir. Bu amaçla türkiye metropollerinde bulunan bütün halkımız kendi onurunu ve şerefini, canını ve malını korumak için kendi iç örgütlemesini geliştirmeli, bir tür öz savunma sistemiyle olası saldırılara karşı gerekli tedbirlerini almalıdır.'
Çözüm temel gündem olmalıdır
Açıklama, şöyle devam etti: 'Türk medyası Türk ordusu Kürt özgürlük savaşçısı ve Kürt halkının en güzide evlatları olan gerillaları katlederken alkışlayıp, Türk ordusuna övgüler düzerken gerillanın halkını ve onurunu korumak amacıyla yaptığı eylem sonucu yaşanan can kayıplarından dolayı takındığı tutum timsah gözyaşlarından başka bir anlam ifade etmemektedir. Savaş kışkırtıcılığı yapan bu medya çatışmaların sürdürülmesinde en az AKP hükümeti ve Türk Genelkurmay Başkanlığı kadar sorumludur. Cumhuriyetin 85. Kuruluş yıl dönümüne sayılı günlerin kaldığı bu günlerde yaşanan çatışmaların düzeyi ve sömürgeci inkar-imha siyaseti karşısında Önderliğin İmralı duruşu, Kürt halkının öncüsü PKK'nun 10. Kongre gerçekliği, gerillası ve ulaştığı örgütlülük düzeyiyle ortaya çıkardığı özgürlük iradesi cumhuriyetin daha fazla Kürt halkının idam fermanı anlamına gelen 'tek ulus, tek devlet, tek dil, tek bayrak' stratejisini sürdüremeyeceğini ortaya koymaktadır. Bu siyasette ısrar, her iki halkın birlikte yaşama imkanlarının zorlanması ve ortadan kalkması anlamına geleceği açıktır. Kürt halkı uygulamaları böyle algılamakta gecikmeyecektir. Türk aydınları, demokratları, sanatçıları, duyarlı siyesetçileri ve toplumu Cumhuriyetin kuruluş yıldöneminde bu gerçekliği görerek cumhuriyetin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun demokratik çözümü temelinde bir gündem oluşturmaları döneme verilecek en anlamlı yanıt olacaktır.'
İran'da politik sonuç yaratıldı
İran cezaevlerinde 44. gününe giren PKK, PJAK ve diğer örgütlerden tutukluların açlık grevlerine de değinilen açıklamada, 'Eylemcilerin göstermiş olduğu direnişte önemli bir politik sonuç yaratmıştır. Her ne kadar İran rejimi tutukluların taleplerini kabul etmemiş olsa da, direnişçilerin öne sürdüğü istekler İran ve dünya kamuoyunda yankı bulmuş ve İran devletinin uyguladığı idam cezası ile zindanlarda uygulamakta olduğu baskı sistemi deşifre edilmiştir. Bu nedenle Önderliğimzin İmralı'da avukatlarıyla yaptığı son görüşmede, bu direnişte şehadetlerin olmaması biçiminde yaptığı çağrının direnişin öncüsü konumunda olan PJAK'ın ve direnişçilerin Önderliğimizin bu çağrısını değerlendirme ve pratik bir adıma dönüştürmenin uygun olacağını düşünüyor ve hareket olarak biz de aynı doğrultudaki çağrımızı ifade etmek istiyoruz.' denildi.
Güney'de birlik siyaseti yürütülmeli
Kürdistan'ın Ortadoğu'daki ve Irak'taki son gelişmelerle birlikte yeni bir siyasi ve askeri sürece girdiği ifade edilen açıklamada, 'Kürt halkının kaderinin belirleneceği bu süreçte, halkımızın özgür geleceği ulusal-demokratik birliktedir. Bu nedenle de başta Güney Kürdistanlı siyasi güçler olmak üzere Kürdistan'ın tüm parçaları ve yurtdışındaki Kürtler Türk devletinin politik ve askeri baskı, tehdit ve santajları karşısında ulusal-demokratik birlik çerçevesinde tavır geliştirme görevleriyle karşı karşıya bulunmaktadırlar. Çünkü Türk devleti bu baskılarla Kürdü kürde karşı kullanmayı amaçlamaktadır. Bu nedenle de hiçbir Kürt siyasi gücü Türk devletinin bu klasik oynuna gelmemelidir. Bu dönem Kürt halkının her zamankinden daha fazla ulusal birlik siyasetini yürütmeleri ve bu konuda son derece hassas olması gereken bir dönemdir. Herkesi bu konuda üzerine düşen görevleri yerine getirmeye çağırıyoruz' ifadelerine yer verildi.
BEHDİNAN / ANF
Yorum Yaz
Yorumlar (1 Yazılmış)
-
Gönderen mustafa, 08 Ekim, 2008 19:58:36aktütün saldırısına misliyle karşılık verileceğinden kimsenin kuşkusu olmasın. Şehitlerin kanı yerde kalmayacaktır. Ozaman meşru müdafanın ne olduğunu görecekler.



Güncel