E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- NİLÜFER AKBAL ve TRT- ŞEŞ / YASER EDESSA
- TRT 6/Memo Şahin
- Öcalan: Devlet kendi Kürdünü yaratıyor
- Sünniler Kürtlere rest çekti
- TV 6/Cennet Bilek
- 100 ünlü Kürt TRT Şeş'i değerlendırdi
- İsrail: Ağır darbe vurduk, Hamas: Zafere yürüyoruz
- Bahoz Erdal, Türk devletinin yeni askeri planını açıklıyor
- TRT Şeş, PKK’nın başarısı mıdır?/TÜRKER ALKAN
- Serok Apo'dan Serokomar Abdullah'a /Nazım ALPMAN
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- Nilüfer Akbal’dan Kürt sanatçılara hakaret
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- NİLÜFER AKBAL ve TRT- ŞEŞ / YASER EDESSA
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
Irak, Türkiye, ABD ve Federe Kürdistan hükümetinden yetkililer arasında PKK konusunda diplomatik trafik yoğunlaşıyor. Bağdat’ta dün yapılan dörtlü zirvede PKK’ye karşı ‘Yakın Yakıp Komitesi’ kurulması kararı alındı. Diplomasi trafiğinin Ankara, Bağdat ve Hewler arasında önümüzdeki günlerde hız kazanması beklenirken, KCK Yürütme Konseyi üyesi Cemil Bayık, PKK’yi ezme girişimlerine karşı Güney Kürdistan’ın Türkiye’ye demokratik çözümü dayatması gerektiğini belirterek, ‘’Güney Kürdistan tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyadır’’ dedi.
30’ıncı yıldönümüne hazırlanan PKK’nin kurucularından ve KCK yöneticilerinden Cemil Bayık, ABD’nin Ortadoğu’ya yaptığı müdahalenin başarıya ulaşması için siyasal İslam’ı ve Kürt işbirlikçiliğini bölgede geliştirmeye ve egemen kılmaya çalıştığını belirtti.
SİYASAL İSLAM VE İŞBİRLİKÇİ KÜRT STRATEJİSİ
Almanya’da yayınlanan Yeniözgür Politika gazetesine konuşan Bayık, ‘’ABD-Irak-Türkiye stratejik ittifakını geliştirerek bu müdahaleyi başarıya götürmeyi amaçlamaktadır. Bu stratejik ittifakın geliştirilememesi, siyasi İslam ve işbirlikçi Kürt’ün egemen kılınamaması, ABD’nin müdahalesinin sorunlar yaşamasına yol açıyor. Bu açıdan ABD bu müdahaleyi mutlaka amacına ulaştırmak istiyor. Bunun için de ABD-Irak-Türkiye stratejik ittifakını mutlaka başarıya götürmek istiyor’’ dedi.
Bu ittifak temelinde Washington yönetiminin Kürt hükümetiyle Türkiye'yi yakınlaştırmaya, uzlaştırmaya çalıştığına dikkat çeken Bayık, ABD’nin bu strateji önünde en büyük engel olarak Öcalan’ı ve PKK’yi gördüğünü vurguladı.
‘PKK ABD, Irak, Türkiye ve Güney Federe Hükümetinin ortak düşmanıdır’ söylemini hatırlatan Bayık, ABD'nin politikaları çerçevesinde Kürt Hükümeti ve partilerinin kendilerini Türkiye'ye kabul ettirmek ve konumlarını resmileştirmek için çaba gösterdiklerini ifade etti.
TÜRKİYE GÜNEY HÜKÜMETİ VE PARTİLERİNİN AYAĞINA GİTTİ
Türkiye’nin bugüne kadar Güney Hükümetini resmen tanımayı ve bu temelde ilişki geliştirmeyi kabul etmediğini hatırlatan Bayık, köşeye sıkışan ve PKK mücadelesi sonucu Türkiye'nin Güney hükümeti ve partilerinin ayağına gittiğini belirtti.
İşbirlikçi, milliyetçi çevrelerin PKK ve Öcalan’a yönelik bir küfür kapmayası başlaştığını söyleyen KCK Yürütme Konseyi üyesi Cemil Bayık ‘’ Türkiye, ABD, AB, İsrail, İran, Suriye ve hain Kürtlerin desteğiyle inkâr ve imha siyasetini sonuca götürmek istiyor, bunun konsepti geliştirilip uygulanıyor’’ dedi.
KÜRDİSTAN SİYASİ SÖMÜRGECİLİĞİ EGEMEN KILMAK İSTİYORLAR
Bayık, son zamanlarda işbirlikçi, milliyetçi çevrelerin AKP'nin isteği doğrultusunda Kürt Halk Önderi Öcalan ve PKK'ye karşı bir küfür kampanyasına girmiş olmalarının bu konseptin bir parçası olduğunu belirtti.
Bu konsept temelinde özellikle kış ve bahar aylarında Türkiye’nin gerillaya darbe vurup halkın iradesini kırarak bunu yerel seçimlerle tamamlamak istediklerini belirten Bayık şöyle konuştu:
‘’Yerel seçimlere bu açıdan oldukça önem veriyorlar. Yerel seçimlerde DTP’nin elindeki bütün belediyeleri almak ve Kürdistan'da siyasi sömürgeciliği yeniden egemen kılmak, Kürt sorununu siyasi çerçeveden çıkarıp ekonomik bir çerçeveye dönüştürmek istiyorlar. Yerel seçimlerde Kürt siyasi kimliğini saf dışı bırakarak Bununla da Kürt sorununun bitişini ilan etmek istiyorlar. Bu sonucu elde etmek için de mutlaka gerillaya darbe vurmaları gerekiyor.’’
GÜNEY’İ KULLANMAK İSTİYORLAR
Cemil Bayık, gerillaya darbelemenin yanısıra Öcalan üzerindeki zulmü sınırsız bir şekilde geliştirerek, Öcalan’ın özgür duruşunu ve iradesini kırmanın da bu konseptin bir parçası olduğunu belirtti.
Bu konsept çerçevesinde Türkiye’nin Güney Hükümetini ve siyasi güçlerini kullanmak istediğini anlatan Bayık, ‘’Halkın iradesini kırarak yerel seçimlerden sonuç alıp Kürt sorununun bittiğini ilan etmek istiyorlar. Güney’e bu açıdan oldukça önem veriyorlar. Güneyli güçlere yaklaşımı tamamen bu temeldedir. Güney Kürdistan, Türkiye için PKK'yi ezmede stratejik olarak görülüyor. Açıkça ‘ABD, AB, İsrail, İran ve Suriye yanımızda, içte de birliğimizi oluşturmuşuz; eğer Güney Kürtlerini de yanımıza alırsak PKK'yi etkisizleştirebiliriz’ diyorlar’’ dedi.
PKK BÖLGEDE ÜÇÜNCÜ GÜÇ
‘’Türkiye'nin PKK'yi ezmede Güney’e ihtiyaç duyması, Güneylilerin kendi iktidar alanlarını resmileştirmek istemesi ve ABD'nin bölgedeki stratejik ittifakını geliştirme çabası bir arada düşünüldüğünde, PKK'nin etkisizleştirilmesi tüm bu güçlerin hedefi haline geliyor’’ diyen Bayık, PKK’nin bölgede üçüncü güç olduğu, yani halkların özgürlük inisiyatifini temsil ettiğini belirtti.
PKK etkisizleştirilmesi için ilişkiler ve pazarlıkların yoğunca geliştirildiğini kaydeden Bayık, ‘’Türkiye güçlü olsa ve PKK'yi ezmeyi kendi gücüyle başaracağına inansaydı, hiçbir zaman Güney Federe Hükümeti ve güçleriyle ilişkiye girmezdi. Eğer bugün Güney’le ilişkiye giriyorsa tamamen güçsüzlüğündendir, çıkmazındandır. Yoksa Güney’i kabul ettiğinden, Kürt’ü kabul ettiğinden dolayı değildir. Kendi Kürt’ünü kabul etmeyen bir Türkiye'nin başka Kürt’ü kabul etmeyeceği çok açıktır’’ dedi.
GÜNEYİN ÇIKARINA DEĞİL
Bayık, Türkiye başaramadığını Güney Kürtlerine yaptırtmak istediğini belirterek şöyle dedi: ‘’Bunda Güney Federe Hükümetinin, siyasi güçlerinin ve halkımızın hiçbir çıkarı yoktur. Türkiye'nin yapacağı görevi üstlenmeleri çıkarlarına değildir. Türkiye'nin kendisi bile PKK'yi ezmede başarılı olamamıştır. Başaramadığı bir görevi Güney’in üzerine yıkmasının Güney’e hiçbir yararının olamayacağı, tersine zarar vereceği açıktır; kesinlikle böylesi bir görevi üstlenmemeleri gerekir. Bu ne kendi çıkarlarınadır, ne de genel Kürt halkının çıkarınadır. Türkiye PKK'ye etkisizleştirip kendi pozisyonunu güçlendirdikten sonra başta Güney Kürdistan olmak üzere Kürtlerin tüm kazanımlarını ve kurumlarını etkisiz kılacağını düşünmektedir.’’
Türkiye Kürt’ü Kürt’e vurdurtarak bir bütün Kürt hareketine darbe vurmayı hedeflediğini söyleyen Bayık, ‘’Güney Federe Hükümeti ve siyasi güçleri bu gerçeği bilerek Kürt sorununun demokratik çözümünü dayatmalıdır’’ dedi.
Cemil Bayık Türkiye'nin Güney Kürdistan'a açık bir askeri ve siyasi yönelim yapma koşulları olmadığını söyleyerek, ‘’Böyle bir maceradan bırakalım sonuç almayı, tüm Kürt halkını karşısında bulacağından Kuzey Kürdistan'ı tümden kaybetmesi, hatta Türkiye'nin tümden çöküşüyle sonuçlanır’’ dedi.
TARİHİ SORUMLULUKLA KARŞ KARŞIYA
Federe Kürdistan hükümetinin tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Bayık şöyle konuştu:
* Kürt hükümeti eğer sorumluluğunu Türk devletinin dayatmaları karşısında durup demokratik çözüm yönünde geliştirirse tarihe, Kürt halkına ve insanlığa büyük bir hizmeti olacaktır. Aksi taktirde büyük bir ihanet olur. Bu, Türkiye'yi de içinden düştüğü durumdan kurtarır, Kürt soykırımını gerçekleştirir, Kürt halkına ve insanlığa da büyük kaybettirir.
* Oysa Türkiye bugün yürüttüğümüz mücadele sonucunda artık inkâr ve imha siyasetini yürütemez duruma gelmiştir. Kırılma noktasındadır. Bunu İlker Başbuğ da açıkça ifade etmektedir. Belki PKK için bunu söylüyor, ama aynı şey daha çok Türkiye için geçerlidir.
* Nereden bakarsak bakalım, Türkiye'nin kırılma noktasına geldiği bir gerçektir. Türkiye'yi kurtarabilecek tek seçenek ve ihtimal vardır, o da Kürt Federe Hükümeti ve siyasi güçlerinin Türkiye'nin yanında yer alarak kendilerine, Kürtlere ve insanlığa ihanet etmesidir. Başka türlü Türkiye'nin inkâr ve imha siyasetini yürütmesi, soykırımı gerçekleştirmesi mümkün değildir. Bu çok net bir biçimde ortaya çıkmış bulunuyor. Güney Federe Hükümeti ve siyasi güçlerinin böylesi bir oyuna gelmeyeceğini umuyorum.
* Gerçekten PKK'nin tasfiyesinde Güney Federe Hükümetinin, siyasi güçlerinin ve halkımızın hiçbir çıkarı yoktur. Tam tersine bugüne kadar PKK mücadelesiyle güç olmuşlar, kazanmışlardır ve hala da PKK mücadelesiyle kazandıkları ortadadır. Eğer bugün Türkiye Güney’in ayağına geliyorsa, Güneylilerle ilişkiyi geliştirmek istiyorsa, bu PKK'nin yürüttüğü mücadelenin sonucundadır.
* Güney Federe Hükümetinin ve siyasi güçlerinin, halkımızın bu gerçeği çok iyi bildiği inancındayım. Onun için de kendilerine, halklarına ve insanlığa ters düşmeyecekleri inancını taşıyorum.
İNŞALLAH YANILMAYIZ
* Sessiz diplomasi yürütüldüğü söyleniyor. Türkiye bu sesiz diplomasi ile sonuç alacağını iddia ediyor. İşin içinde ABD’nin, İngiltere’nin, İsrail’in, İran’ın olduğu da bir gerçektir.
* Güney Kürtlerinin açıklamalarından Türkiye'nin bu oyunlarının farkında olduklarını anlıyoruz. İnşallah yanılmayız da. Tabii ki bu görüşmeler sessiz yürütüldüğü için nasıl sonuçlanacağı hakkında şimdiden bir şey söylenemez. Ali Babacan’ın “sesiz diplomasi ile sonuç alacağız” biçimindeki açıklamaları kuşku uyandırmaktadır.
* Biz kesinlikle Güneyli kardeşlerimizle Kürt halkına zarar verecek bir tutum içine girmeyeceğimizi daha önceleri defalarca açıkladık. Halkımızın çıkarları kesinlikle çatışmamayı, birlikte davranmayı, ortak bir strateji temelinde hareket etmeyi dayatıyor.
* Mücadelemizin Güney Kürdistan'a her bakımdan güç verdiği son gelişmelerle bir kez daha ortaya çıkmıştır. Onun için Güney’in PKK ile ilişkilerini dostluk temelinde geliştirmesi gerekiyor.
KÜRT HALKINA ÇAĞRI
* Eğer Türkiye'nin tehditleri ortadan kaldırılmak isteniyorsa, bunun yolu Kuzey’de Kürt sorununun demokratik çözümüdür, yoksa soykırım çabalarına destek değildir. PKK tüm olasılıklara karşı tedbirlerini almıştır, almaya da devam ediyor. Kimden nasıl saldırı gelirse gelsin, PKK hiçbir tehdide, şantaja ve saldırıya boyun eğmeyecektir. Kürt halkının çıkarına hizmet etmeyen, Kürt demokratik uluslaşmasına hizmet etmeyen hiçbir tutumu kesinlikle kabul etmeyecektir. Her zaman Kürt demokratik uluslaşmasını, onun çıkarlarını her şeyin üzerinde tutacak, bunun için direnecektir. Herkesçe bu gerçeğin bilinmesi gerekiyor.
* Kürt halkına da çağrımız şudur: Bütün parçalarda olsun, yurtdışında olsun, özellikle Türk sömürgeci devletinin yaratmak istediği Kürt çatışmasına karşı Kürt çıkarlarını korumak için harekete geçmelerini bekliyoruz.
ANF NEWS AGENCY



Güncel