Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 80 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image

1937-1938 Dersim isyanı yada katliamının üzerinden 70 yıl geçti. Osmanlı padişahları tarafından "Sefer olur zafer olmaz" denilerek, 1700'lü yılların sonundan itibaren yapılan hiçbir sefer başarıya ulaşmadı.
 
Dersim'in coğrafyası, halkının savaşçı ruhu hep istilacıları püskürtmesini bildi. Cumhuriyetin kurulması ardından, dize getirilmek istenen Dersim halkı için katliam tarihi 1937 değil, 9 yıl öncesinden verilen bir karardı.

Genelkurmay belgelerinde Dersim katliamı

TAYLAN ESMER / ANF

 
AMED / 1937-1938 Dersim isyanı yada katliamının üzerinden 70 yıl geçti. Osmanlı padişahları tarafından "Sefer olur zafer olmaz" denilerek, 1700'lü yılların sonundan itibaren yapılan hiçbir sefer başarıya ulaşmadı.
 
Dersim'in coğrafyası, halkının savaşçı ruhu hep istilacıları püskürtmesini bildi. Cumhuriyetin kurulması ardından, dize getirilmek istenen Dersim halkı için katliam tarihi 1937 değil, 9 yıl öncesinden verilen bir karardı.
 
20-21 Mart 1937 gecesi Harçik deresi üzerinde bulunan tahta köprünün yakılması sonrasında isyanların başladığı resmi kayıtlarda yer almasına rağmen, Dersim'e "yapılacaklar" 1926 yılından itibaren Cumhuriyet Hükümeti'nin ana planları arasındaydı.
 
Devletin resmi kayıtlarında, 2 Şubat 1926 tarihinde Dersim'e müfettişlerce yapılan gezinin ardından İçişleri Bakanlığı'na çeşitli raporlar sunulur. Müfettişlerden Diyarbakır Valisi Cemil Paşa tarafından hazırlanan raporda, Dersim halkının kazanılması gerektiği, buralara ıslahata girişilmesi, okul, yol, hastane yapılması gerektiği, tarım ve yerel endüstrinin geliştirilmesi için önlemler alınmasının şart olduğu belirtilmesine rağmen, Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey tarafından hazırlanan raporda işe şunlara yer veriliyordu:
 
"Yaptığım temasların bende hasıl ettiği izlenime göre, Dersim gittikçe Kürtleşiyor, ülküleşiyor ve dolayısıyla tehlike büyüyor. Hükümeti senelerden beri meşgul etmekte bulunan Dersim meselesi eski idarenin seyyiat mirasından başka bir şey değildir.
 
Yeni hükümetin bazen adil davranış, bazen zayıf ve bazen de sebepsiz ve neticesiz şiddet gösterme gibi dengesiz ve faydasız politikası Dersim'i daimi bir hercümerç yuvası haline getirmiştir. Sivil ve asker büyüklerin ıslahat ve tedibat gibi zıd fikir ve düşünceleri, mütereddit ve tehdit etmek istidarında olmayan eski idare merkezlerini devamlı suretle işgal etmiştir.
 
Dersim Cumhuriyet Hükümeti için bir çıban başıdır. Bu çıban üzerinde kesin bir ameliye yapmak ve elim ihtimalleri önlemek, memleket selameti bakımından mutlaka lazımdır.
 
Aşiretlerin durumları ve silahları hakkında verilen bilgi, teşvik ve teyit ihtiyacından uzaktır. Bu konuda alınan malumat gerçeğin tam kendisidir. Son derece zeki, kurnaz ve hileci olan bu halk, hükümetin zayıf veya kuvvetli olduğuna göre mütecaviz veya itaatlidir.
 
Okul açmak, yol yapmak, refah sebeplerini sağlayacak fabrikalar kurmak, kendilerini meşgul etmeye yarayan çeşitli sanayi işleri sağlamak, özet olarak yurt sahibi yapmak veya uygarlaştırmak suretiyle ıshalata alınmak hayalden başka bir şey değildir.
 
Teenni ve idare-i maslahat politikası bir süre daha devam ederse gelecekte daha büyük karışıklık ve kaynaşmalar beklemek lazımdır.
 
Geçen yıl kararlaştırılan ıslahat, bazı siyasi sebeplerle elverişli ve uygun bir zemine ertelenmişti. Bu siyasi düşünceleri esası Musul meselesi idi ki, o da kesin bir sonuca bağlanmamış olduğuna göre, daha fazla geciktirilmeye tahammülü kalmayan Dersim meselesinin bir an önce halli uygun bir ileri görüşlülük olur..."
 
Hazırlanan bu rapor, "yeri ve zamanı geldiğinde" değerlendirilmek üzere bekletilir.
 
1929 Tendürek harekatı ile 1930'larda Savur, Zilan, 3. Ağrı Harekatı, Pülümür harekatı, Menemen Olayı gibi isyanlar ile meşgul olan hükümet, bu isyanları bastırmasından sonra Dersim'e yapılacak sefer için gerekli yasaları hazırlar. Takrir-i Sükun, Tebdil ve Tenkil yasaları dışında "Tunceli Kanunu" olarak bilinen yasa devreye girer.
 
"TUNCELİ KANUNU"
 
Mevcut yasalarla Dersim'de bir harekat yapılamayacağını anlayan hükümet, adına "Tunceli Kanunu" verdiği bir yasa çıkartır. Bu yasa ile vali ve komutanlara bakan yetkisi verilir. Vali ve komutanların dilediği hakimi, savcıyı, kaymakamı, belediye başkanını görevden alma, yerine atama yapma, köy boşaltma, sürgün etme, idam kararını onama, affetme yetkisi verilir.
 
"İdari", "Adli" ve "Çeşitli Yetkiler" başlığı altında hazırlanan yasa metni şöyle:
 
"25 Aralık 1935'te çıkartılan 2884 sayılı Tunceli İlinin İdaresi Hakkındaki Kanuna göre; Tunceli iline Korgeneral rütbesinde bir zat vali ve komutan seçilir ve kendisi aynı zamanda teşkil edilen 4. Genel Müfettişliğin de Genel Müfettişidir.
 
İdari Yetkiler:
 
Vali ve komutan, bakanların haiz oldukları bütün yetkilere haizdir. Vali ve komutan, lüzum gördüğü takdirde ili teşkil eden ilçe ve bucakların hudut ve merkezlerini değiştirir.
 
Vali ve komutanın inhası üzerine, ilin ilçe kaymakamlıkları ve bucak müdürlüklerine muvazzaf subay atanabilir.
 
Vali ve komutan, adliye memur ve katipleri hakkında Hakimler Kanunu'nun hükümlerine göre bunların amirleri tarafından verilebilecek cezaları dahi uygulamaya yetkilidir.
 
Vali ve komutan, lüzum gördüğü belediyelerde başkanlık görevini kaymakamlara ve bucak müdürlerine verebilir.
 
Adli Hükümler:
 
Cumhuriyet savcıları hazırlık tahkikatında hakimlerin haiz oldukları yetkileri kullanırlar.
 
Cumhuriyet savcıları ilk tahkikata lüzum görmedikleri işleri iddianame ile doğruca mahkemeye verebilirler. İlk tahkikat icrası kanunen mecburi olan suçlarda dahi savcılar bu yetkili kullanabilirler.
 
Dava açılması izne bağlı olan işlerde izin verme yetkisi vali ve komutanındır. Hakimin reddine dair dileğin kabul edilmemesine dair kararlar kesindir. Hazırlık tahkikatında yapılan tahkik işleri, ilk tahkikatta tekrarlanmaz. İlk tahkikatın açılması kararına itiraz edilemez.
 
Cumhuriyet savcısının iddianamesi sanığa tebliğ edilmez. İlk tahkikat sırasında verilen tutuklama kararlarına sanık tarafından itiraz edilemez Duruşmada Cumhuriyet Savcısı'nın muvafakatı ile şahitlerin hazırlık veya ilk tahkikatta tespit edilen ifadelerinin okunması ile yetinilebilir. Vilayet içindeki ceza mahkemelerinden verilen hükümler tamyize tabi olmayıp kesindir.
 
Çeşitli Yetkiler:
 
Vali ve komutan, emniyet ve asayiş bakımından lüzum görürse il halkından olan fertleri ve aileleri il içinde bir yerden diğer bir yere nakletmeye ve bu gibilerin il içinde oturmalarını men etmeye yetkilidir.
 
Vali ve komutan, herhangi bir şahıs hakkında takibatın ertelenmesine ve cezaların teciline yetkilidir. Bu erteleme ve tecil zaman aşımı işlemine mani olmaz.
 
İdam hükümlerinin vali ve komutan tarafından teciline lüzum görülmediği takdirde infazı emrolunur.
 
Tunceli ili içinde oturanlar; Elazığ, Malatya, Sivas, Erzincan, Erzurum, Gümüşhane, Bingöl illerine geçerek Türk Ceza Kanunu'nun bu kanunla tespit edilen suçlarını işledikleri takdirde, işledikleri suç Tunceli ili içinde işlenen suçlarla irtibatlı ise, bunlar ve bunlara yataklık edenler Tunceli kamak ve mahkemelerce bu kanundaki usule göre takip ve muhakeme olunurlar.
 
Bu kanunun hükümleri muhabiline şamildir. Bu kanun neşri tarihinden 1 Ocak 1940 tarihine kadar geçerli olacaktır.
 
31 Aralık 1935 tarihinde yürürlüğe giren ve 1 Ocak 1940'a kadar geçerli olacağı ilan edilen kanun, çok partili rejime geçilen 1946 yılı sonuna kadar yürürlükte kalır.
 
YASANIN ARDINDAN, KATLİAM EMRİ BAKANLAR KURULUNCA VERİLİR
 
Çıkarılan "Tunceli Kanunu"nun ardından, askeri yığınak yapılır ve Dersim'e yapılacaklar için Bakanlar Kurulu kararı alınır. 4 Mayıs 1937 yılında alınan kararlarda şunlar vardır:
 
"Son günlerde Tunceli'de vukua gelen hadiselere dair raporlar 4-5-1937 tarihinde Atatürk'ün ve Mareşal'in huzurları ile tetkik ve mütalaa edilerek aşağıdaki sonuca varılmıştır.
 
1-Toplanan kuvvetlerle Nazimiye, Keçikezen (Aşağı Bor), Sin, Karaoğlun hattına kadar şedit ve müessir bir taarruz hareketi ile varılacaktır.
 
2- Bu defa isyan etmiş olan mıntıkadaki halk toplanıp başka yere nakil olunacaktır. Ve bu toplanma ameliyesi de köylere baskın edilerek hem silah toplanacak, hem de bu suretle elde edilenler nakledilecektir. Şimdilik (2000) kişinin nakli tertibatı hükümetçe ele alınmıştır.
 
Mülahaza:
 
Sadece taarruz hareketiyle ilerlemekle iktifa ettikçe isyan ocakları daimi olarak yerinde bırakılmış olur. Bunun içindir ki, silah kullanmış olanları ve kullananları yerinde ve sonuna kadar zarar veremeyecek hali getirmek, köyleri kamilen tahrip etmek ve aileleri uzaklaştırmak lüzumlu görülmüştür.
 
Not: Malatya'dan ve Ankara'dan gönderilen kuvvetlerin cepheye varsıl olmaları ve cephedeki kuvvetlerin ufak tefek talimleri ve istirahatları ve bundan başka Diyarbakır'dan gelecek taburun tevzihi, butün bunlar düşünülerek bir hafta sonra yani 12 Mayıs'ta ileri harekete başlanabileceği anlaşılmaktadır.
 
Not: Paraya acımaksızın içlerinden çok adan kazanıp kullanmaya çalışmak lazımdır.
 
SALDIRI ÖNCESİNDE BÖLGEYE KARAKOLLAR YAPILIR
 
Genelkurmay belgelerine göre, çıkarılan yasalar ve Bakanlar Kurulu'nun kararı ardından, Dersim, Elazığ, Diyarbakır, Malatya, Erzincan, Bingöl ve Erzurum'daki birliklere ve valilere bu kararlar tebliğ edilir.
 
Dersim'e çevre illerden askeri birlikler sevk edilir, yeni karakollar yapılır, jandarma taburları takviye edilir.
 
20-21 Mart 1937 gecesi Harçik deresi üzerinde bulunan tahta köprünün yakılması sonrasında bölgeye Pülümür ve Mazgirt'ten, Hozat Seyyar Jandarma Alayı'ndan askeri birlikler sevk edilmeye başlanır.
 
Genelkurmay raporlarında, askeri personel, cephane, araçların yanısıra içlerinde Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen'in de bulunduğu 2. Tayyare Alayı'ndan 7 uçaklı bir filonun da Dersim harekatına katılmak için, yer kademesi ile birlikte hazırlanarak Elazığ'a gönderilmesi emredilir.
 
Korgeneral Abdullah Alpdoğan'ın başında bulunduğu Genel Müfettişliğin hazırladığı rapor doğrultusunda asker, silah ve cephane eksiklikleri tespit edilir. Çevre illerin yanısıra, Çanakkale ve Ankara'dan da trenle askerler Dersim harekatına katılmak için Elazığ'a getirilir.
 
1 Mayıs 1937 tarihinde, 4. Genel Müfettişlik emrindeki birliklerin durumu şöyle idi:
122 subay, 36 askeri memur, 4 bin 683 er, 234 gayri muharip er, 828 hayvan, 545 çeşitli araba, 259 motorlu araç, 4 bin 323 tüfek, 261 hafif makinalı tüfek, 32 ağır makinalı tüfek, 12 dağ topu, 709 bin 965 tüfek mermisi.
 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.