E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Koma Civaken Kurdistan (KCK) Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, ulusal konferans tartışmalarına dikkat çekerek PKK’nin katılmayacağı hiçbir konferansı meşru görmeyeceklerini vurguladı.
ROJ TV’deki Rojev programına konuşan KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, ulusal konferans tartışmaları, PJAK ve Ergenekon operasyonları konusunda değerlendirmelerde bulundu.
Karayılan ulusal konferansın kendileri açısından stratejik bir konu olduğunu belirterek, bir konferansın yapılamamasının eksiklik olarak değerlendirdi. Karayılan, “Ulusal konferans bizim için stratejik bir konudur. Böyle bir durumun olamaması halkımız için bir eksikliktir. Bu konuda bir önceki süreçlerde yaptığımız çağrıları tekrar ediyoruz. Konferans için çabalarımız vardır. Dört parça Kürdistan’ı kapsamalı ve parça özgünlüklerini dikkate almalıdır. Bu Konferans ulusak Kürt iradesi olarak toplanmalıdır” dedi.
DÖRT PARÇADAKİ EN BÜYÜK PARTİ PKK
Ancak bu henüz tartışma aşamasında iken bazı kesimlerin buna ipotek koyduğu, daha başlamadan bazı şartlar öne sürmek istediğini ifade eden Karayılan, “Şart koşmak yanlıştır. Konferans toplansın ve ne çağrı varsa orada karar alınsın. Ayrıca bu konferansa tüm parça ve örgütleri katılmalıdır. Biz PKK olarak katılmayacağımız hiç bir konferansı meşru görmeyiz ve kararlarını da dikkate almayız. Çünkü biz dört parçadaki en büyük partiyiz. Biz katılmasak bazı güçlerde katılmayacak. PKK’yi dikkate almadan yapılacak bir konferans ulusal konferans olmaz. Olsa olsa bölünme konferansı olur, Kürtleri iki parçaya ayırma konferans olur. Bu sorunları çözmez derinleştir. Konferansa evet, ama ulusal konferansa, demokratik konferans, şartsız konferansa evet. Böyle olursa sonuna kadar varız ve tüm kararlarını dikkate alırız” şeklinde konuştu.
ABANT PROJESİ BİR OYUNDUR
Abant Platformu’nun bir oyun olduğu ve Fethullahçılar’ın projesi olduğunu söyleyen Karayılan şunları ifade etti: “Abant platformu oyundur. Bazı Kürtler var içinde, bazıları kötü insanlar da değil. Ancak bu projenin kendisi kötüdür. Fethullah’ın projesidir. Türk İslam sentezine dayanıyor. Ulusal Kürt bilincini zayıflatmayı hedefliyor. Bunlar ümmet anlayış ekseninde, Türk sömürgeciliği ekseninde çözmeye çalışıyorlar. Bir Kürt projesi değildir. Amed hakli izin vermedi toplanamadılar, gidemediler geçen sene. Şimdi de Duhok veya Hewler'e gelmek istiyorlarmış. Bu da çelişkidir. Neden orada toplanamadılar da güneye geliyorlar. Bu bir provokasyondur.”
İran basınında PJAK’ın silah bıraktığı yönünde çıkan haberleri de yalanlayan Karayılan, “akıl dışı” bir durum olarak değerlendirdi. Karayılan şöyle dedi: “ PJAK’ın silah bırakma haberi İran basınında çıktı. Doğru değildir. Böylesi siyasi bir güç ve giderek güçlenen siyasi bir gücün çalışmalarını durdurması söz konusu olamaz, akıl dışı bir durumdur. Doğu Kürdistan’da çok sayıda parti ve örgüt vardır. Ancak İran devleti bunları çeşitli sekilerde kontrole almıştır. PJAK’ı da bizim aracılığımız ile kontrol altına almak istiyor. Ancak bizim siyasi ahlakımız buna el vermez. Yanlıyorlar. Biz halkımızın çalışmalarına dur diyemeyiz. Biz PKK olarak İran İslam cumhuriyetine karşı düşmanca bir tutumumuz yok fakat doğudaki halkımızın mücadelesine saygımız vardır. Biz buna engel olamayız. Şartlar olursa süreci yumuşatabiliriz, askeri değil siyasi çözüm için aracı olabiliriz. Ancak bizim PJAK’a silah bırak deme hakkımız yoktur. İran devleti bundan dolayı hem bize hem de PJAK’a saldırıyor. Bu süreci tıkatıyor. Biz, PKK, diyalogdan yanayız. Tüm Kürdistan parçalarında halkımızın mücadelesine saygımız var buna engel olamayız ve bunun için gereken badeli de ödemeye hazırız.”
RESMİ VE GAYRI RESMİ KATLİAMLARIN SORUMLUSUDUR
Karayılan, Ergenekon operasyonunun son dalgasını da değerlendirirken, ilk günlerde olumlu bir duruma evrileceği yönünde umut yarattığını ancak, devleti aklama operasyonuna dönüştüğünü kaydetti
Karayılan şunları söyledi: Ergenekon’un son dalgası ilk günlerde olumlu bir duruma evrileceğine dair umutlar yarattı. Ancak daha sonra müdahale oldu ve anlaşıldı ki Ergenekon meselesi devleti aklama operasyonudur. Ergenekon Türk devletinin Kürdistan’da katliam yapan sistemin adıdır. Resmi ve gayri resmi katliamlarır sorumlusudur. Türkiye’de yaşanan 17 binden fazla olayın sorumlusu bu sistemdir. Bu olaylarda binlerce insanımız yaşamını yitirmiş, yaralanmış, tutuklanmış, mağdur olmuştur. Tutuklananlardan İbrahim Şahin’in kendisi yüzlerce Kürt gencini şehit etmiştir. Şayet bu soruşturmada, bu emirleri kimden aldıkları sorulmasa Ergenekon meselesinde söylenen her şey yalandan baksa bir şey olmayacaktır. Ergenekon aydınlanması için önce Kürdistan’daki suçların aydınlanması lazım. Ama şimdi Kürdistan’daki sayfasını kapatmak istiyor ve bir kaç olayla geçiştirmek istiyorlar. Aynı zamanda derin devletin içindeki Avrasyacı grubu devre dışı bırakıp devleti aklamak istiyorlar.
AKP ÇOK ÇİRKİN BİR ROL OYNUYOR
AKP bu konuda çok çirkin bir rol oynamaktadır. Bu operasyon uluslararası bir operasyondur. Ancak AKP sanki uluslararası bu konseptten faydalanmak istiyor. Ve çıkarcı yaklaşımları ile hakikatlerin üstünü kapatmaya çalışıyor. Susurluk gibi dosyayı kapatmak istiyor. Bu sürecin olumlu bir surece evirilmesi için bir zemin de doğmuştur. Mademki gündeme gelmiş o zaman hakikatleri araştırma komisyonu oluşsun o zaman yaşanan savaşta her iki tarafında hatalarını tespit edebilir, gerçekleri ortaya çıkarabilir. Ergenekon meselesi doğru bir şekilde çözümlenmedikçe Türkiye demokratik bir ülke olamaz. Ergenekon gerçeği ise Kürdistan’da yaptıkları suçların kendisidir. Dolaysıyla önce buradaki sayfanın açılması gerekiyor.”
ANF



