E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- “BEYİNSİZ TERÖRİSTLER”/ Cennet Bilek
- PKK çevrelerinden gelen itirazlar ve cevaplarım/Ruşen Çakır
- BİR 'TÜRK' OLARAK 'KÜRTLER'E SORUYORUM...
- Sayın Başbakan, yoksa teslim olma sırası sizde mi?/Hasan Cemal
- Diyarbakır’da polislere yönelik eylemi HPG üstlendi
- HPG eylem ve üslenme bölgelerini sivillere yasakladı
- Türk uçakları Amediye’deki köylerini bombalıyor
- Sadi Berzenci: Kürt halkı operasyona şiddetle karşılık verir
- PKK'den Türk ordusuna en sert uyarı
- DTP söyledi MHP güldü
KCK Yürütme Konseyi Başkanı Karayılan, 'Türkiye beni davet ederse giderim' diyen Talabani'yi Kürt ulusal duruşu açısından yetersiz bir yaklaşım sergilemekle eleştirdi
KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, 'Kerkük meselesinde hepimiz dayanışmalı, tek bir politika yürütmeliyiz. Eksik ve yetersizliklerini eleştirmekle birlikte Kürdistan federe hükümetinin Kerkük'te yürüttüğü politikayı desteklemeliyiz' dedi.
Güncel konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karayılan, AKP'nin iktidara ve devlete tümüyle hakim olmak için Kürt halkının boğazlanmasına evet dediğini belirtti. Güneyli Kürt güçlerinin AKP'nin ılımlı görünen politikalarına aldandığını ifade eden Karayılan, AKP'nin politikasıyla ordunun yürüttüğü politika arasında stratejik olarak bir fark bulunmadığını belirtti. AKP'nin politikalarını Osmanlı'nın ümmetçilik politikasına benzeten Karayılan, hükümetin Kürtleri kendi kimlikleri dışında sisteme dahil etmek istediğini vurguladı. AKP'nin sadece Kuzey Kürdistan'a değil, Güney Kürdistan'a yönelik de kandırma politikası izlediğini kaydeden Karayılan, Güney'deki İslami örgütlenmeleri destekleyen AKP'nin buradaki mevcut Federe Kürdistan Bölgesi hükümetinin altını oymaya çalıştığını söyledi. Kürdistanlı güçlerin AKP gerçekliğini iyi görmesi gerektiğini anlatan Karayılan, Türkiye'nin Güney stratejisinin sadece PKK'nin tasfiye edilmesi olmadığını, Kürdistan stratejisini ortadan kaldırma amaçlı olduğunu belirtti. Karayılan, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin AKP'li Kürt vekiller konusundaki değerlendirmelerine karşı çıktı. Karayılan, 'Kuzey Kürdistan'daki mücadeleyi demokrasiye karşı bir mücadele olarak değerlendirmek gerçeği ifade etmez. Karşındaki tankla, topla, kimyasal silahla saldırmaktadır. Bunun karşısında kendisini savunmak dışında başka ne yapabilir? Kaldı ki hareketimiz 2006 Ekim ayında bir ateşkes ilan etti. Bu ateşkesten bizzat Kürdistanlı ve uluslararası güçlerin hepsi haberdardı ama kimse Türk ordusunun saldırılarını durduramadı' dedi.
'Özürden sonra ziyaret olmalı'
Kerkük konusunda ibrenin olumsuz yöne doğru döndüğünü vurgulayan Karayılan, 'Kerkük meselesinde hepimiz dayanışmalı, tek bir politika yürütmeliyiz. Eksik ve yetersizliklerini eleştirmekle birlikte Kürdistan federe hükümetinin Kerkük'te yürüttüğü politikayı desteklemeliyiz. Kürdistan'ın tüm parçaları arasındaki dayanışmayı güçlendirmek gerekmektedir. Bugün Kürdistan özgürlük davası mücadelesinde her zamankinden daha fazla ulusal birlik ve dayanışma politikasına ihtiyaç vardır. Kürtler için balayı dönemi bitebilir. Bu konuda var olan koşulları değerlendirmek tüm Kürt siyasetçilerinin görevidir. Kürtlere ve Kürt özgürlük davasına karşı kuzeyde, güneyde, doğuda her yerde bir yönelim var. Bizim de buna karşı ulusal birlik duruşu içinde olmamız, daha fazla dayanışma, daha fazla birlik içinde olmamız lazım' dedi. Karayılan, Talabani'nin Türkiye'ye ziyareti konusunda şu değerlendirmelerde bulundu: 'Türk devleti, Irak başbakanını, cumhurbaşkanı yardımcısını Türkiye'ye davet ediyor ama cumhurbaşkanını davet etmiyor. Bunun tek nedeni Sayın Talabani'nin Kürt olmasıdır. Hatta birçok yetkili ağızdan ağır hakaretlerde bulundular. 'Bir aşiret reisiyle mi oturacağız' dediler. Türk devletinin tutumu bizleri ve Kürt halkını rencide eden, aşağılayan bir tutumdur. Sayın Talabani 'eğer beni davet ederlerse, beklemeden giderim' demektedir. Ben bu politikayı yanlış buluyorum. Düne kadar Kürtlere hakaret eden bir devlet, istediği zaman gel diyecek, istediği zaman hakaret edecek, biz de gideceğiz. Bana göre Türk devleti davet etse de Mam Celal gitmemelidir ve 'ben bir Kürt olduğum için siz beni davet etmediniz, hatta hakaret ettiniz, sözlerinizi geri alın, Kürt halkından özür dileyin, ben ondan sonra gelirim' demelidir. Bana göre iradeli, karakterli ve doğru duruş budur. Kürtlerin de kendi onuruyla, kimliğiyle dünya siyaset arenasında temsil edilme zamanı gelmiştir.'
Zozan Sima - Gülistan Tara / ANF



Güncel