Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 6 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031

image

 Türk devletinin 50’den fazla uçakla 100 ton bomba yağdırdığı gece gerillanın hazırlığı neydi? Gerillalar yakın bir zamanda saldırı bekliyordu ve nasıl bir prova içindeydi? Tedbirler alınmış, bombaların hedeflediği tüm noktalar boşaltılmıştı.

Gerilla 16 Aralık'a karşı nasıl hazırlandı?  

DOĞAN ÇETİN /HALİT ERMİŞ-ANF

KANDİL (29.12.2007)-Türk devletinin 50’den fazla uçakla 100 ton bomba yağdırdığı gece gerillanın hazırlığı neydi? Gerillalar yakın bir zamanda saldırı bekliyordu ve nasıl bir prova içindeydi? Tedbirler alınmış, bombaların hedeflediği tüm noktalar boşaltılmıştı. ANF o gece oradaydı ve işte o gece yaşananlar…

16 Aralık 2007… Saat 01 sıraları. Medya savunma alanları uzun yılların ardından daha sonraları adını Türk televizyonlarından işiteceğimiz ‘Ay Işığı’ operasyonunu yapıyor.

Bu saldırının ardından merakla beklediğimiz gelişme Türk basının ve tüm dünyanın bu gelişmeyi nasıl görecekleri hususuydu. Biz burada bulunan gazeteciler koşulları zorlaya zorlaya gerçekleri kamuoyuna duyurmaya çalışırken çoktan PKK’nin bir hava harekatı ile ağır bir darbe aldığı haberlerinin tv’lerin olağanüstü geçtikleri yayın akışında iştahlı iştahlı anlatıldığını gördük. Haberlere göre tam 52 savaş uçağı Medya savunma alanlarının çeşitli bölgelerinde bulunan önemli kampları, stratejik yerleri vurmuş, bu atışların hemen hepsi tam isabet almış, yaklaşık 400 gerilla bu saldırılarda yaşamını yitirmişti. PKK’liler kaçacak delik arıyormuş. Herkesi bir panik havası sarmış. PKK’nin üst düzey yöneticileri öldürülmüş. Sağ kurtulanlar ise kaçmaya çalışıyormuş.

Bu basın kuruluşlarının bu kadar kısa bir süre içerisinde böylesine önemli bilgileri sınırlarına bile yaklaşamadıkları bu medya savunma alanlarından nasıl elde ettikleri bir tarafa biz gelişmeleri içinden izleyen gazeteciler olarak kendi gazeteciliğimizden şüpheye düşmek üzereydik. Bir yalan kırk defa üst üste söylenirse bu yalanları dinleyenler için de artık inandırıcı oluyormuş derler. Bizim de içinde bulunduğumuz bölgenin çok etkili biçimde vurulduğu taş taş üstünde kalmadığı bilmem kaç tane teröristin öldürüldüğü haberlerini de duyunca yalanın çığırından çıktığına artık kesin kanaat getirmiş oluyorduk.

ÜÇ EL ATEŞ VE “KALKIN GÜVENLİKLİ BÖLGELERE GİDECEĞİZ”

Bakın 16 Aralık gecesinde ve öncesinde neler olduğunu bir de biz anlatalım. Önce gerillaların böyle bir duruma nasıl hazırlıklı olduğuna bir örnekle izah getirelim.

Saldırıdan tam iki gün önce bizi ağırlayan gerillaların güvenlikli mangalarında uykunun en ağırlaştığı o saatlerde. Üç el ateş edildi. Ne olduğunu anlamadan “kalkın güvenlikli bölgelere gideceğiz” deyip hızla yataklarımızdan kaldırıldık. Ne olduğuna dair tek ipucu yolda nöbet tutan gerillanın başka gerillalara verdiği cevaptan kesik kesik kelimelerdi. “Uçak, hava saldırısı..” Girdiğimiz mağaranın içerisinde yarım saat bekledikten sonra yeniden yatma yerlerimize yöneldik. Ortada bir saldırı yoktu. Adına intişar denilen kısa bir güvenlik tatbikatıydı bu. Neden böyle yapıldığı açıktı. Gerillalar yakın bir zamanda saldırı bekliyordu. Ve duyarlılığı arttırtmak, saldırı riski karşısında ne yapılacağının provasını yapmak gerekiyordu.

“TEDBİRLER ÇOKTAN ALINMIŞ”

16 Aralık’ta ise üç el ateş sesi ile uyanan bizler o bilinen savaş uçaklarının sesini işittik. Gerillalardan biri bu kez intişar olmadığını hatırlatıyordu. Öncelikle bizi güvenlikli bir mağaraya bıraktılar. Görüntü alma isteğimize rağmen güvenliği gerekçe göstererek müsaade etmediler. Ardından ilk patlama sesini uzaktan da olsa işittik. Patlamadan birkaç saniye sonra güçlü bir ses bulunduğumuz derin vadinin içinden uğultuyla geçiyor mağaranın içinde çok hafif bir basınca neden oluyordu. Yanımızdaki tecrübeli gerillalardan uçağın harekat tarzını, kaç tane olduğunu ne gibi bombalar attıklarını sorduk ve kendinden emin gelen cevaplarla tatmin olduk. Tepemizde tam 6 adet uçak bulunuyordu. Ancak başka uçaklarla görev değişimi yaptıklarını, sayılarının daha fazla olduğunu yine o tecrübeli gerilladan öğrendik. Dışarıda kalan gerillalar için endişelenip endişelenmediğini sorduğum başka bir gerilla oldukça rahat “bütün arkadaşlarımız şimdi çoktan yerlerini almışlardır, hatta belki Türk basınının dediği gibi içeride saz çalıp çay içiyorlardır.” diyordu.

Hava saldırısının başlamasının ardından aynı gürültüyle çeşitli stratejik ve yüksek tepelere konumlandırılmış gerillalara ait hava savunma bataryalarından da karşılık başlamıştı. Hava savunma bataryalarının karşılık vermesinin ardından uzun bir süre uçaklar vuruş yapamamış sonunda geri çekilmek zorunda bırakılmıştı. Hemen ardından bulunduğumuz yerden dışarı çıkıp vurulan yerleri gece karanlığında da olsa görmek istedik. Kısa bir süre sonra önce uzaktan ardından biraz yakınlaşan ancak daha çok uzak, boş arazilere isabet eden top atışları başladı. Bu atışlar esnasında rahatlık alabildiğine artmıştı.

GERİLLA BOMBALARIN HEDEFİNİN NERESİ OLACAĞINI BİLİYORDU

Bizim için önemli olan bu saldırının zayiatının kamuoyuna duyurulması işi gün aydınlanınca başlamıştı. Birçok yeri gezdikten sonra Türk basının vurduk dediği HPG Ana Karargah Komutanı Bahoz Erdal’ın yanına ulaşmış diğer alanlarda yaşanan gelişmeleri sormuştuk. Aldığımız cevap o dakikaya kadar hiç bir kaybın olmadığıydı. Gerçekten saldırılarda uçakların kanatlarının altlarında görünen o gösterişli ve binlerce dolara mal olan bombalar gelişi güzel arazilere savrulmuştu. Tek yakın vuruşlar daha önce istihbaratları alınan telefonların konuşulduğu gerillalar arasında iletişimin yapıldığı, büyük cihazların yoğun olarak kullanıldığı noktalardı. Bu noktaların sayısı o kadar çok ki atışlar yapılırken ağırlıkta en fazla kullanılan noktalar hedef alınmıştı. Buraların hedef olduğu bilindiğinden bu noktaların yakınlarında bile bulunulmuyordu. Bu araçlar seyyar hareket ettiriliyordu. Nitekim bu vuruşlarda da hiçbir sonuç yoktu.

İlerleyen zaman içerisinde Kandil’de yaşanan gerilla kayıpları ve sivillerin yaşamını yitirdiği 5 gerillanın Hava saldırısı esnasında uçaksavar kullanan tim’den olduğu, bu gerillaların saldırı başlayıp sona erene kadar Medya savunma alanlarını savunduğunu, bu süre zarfında uçakların saldırısına maruz kalıp şehit düştüklerini yine köylerin büyük zarar gördüğünü birçok sivilin yaralandığını, birçok köyün yerle bir olduğunu ve iki köylünün de yaşamını yitirdiğini yine Bahoz Erdal’ın ağzından işittik. Bu bilgiler bizzat resmi ağızlardan alınmıştı.

BU KEZ HEDEFTE BİZ VARDIK

Gelelim ikinci saldırı olarak kamuoyuna yansıyan saldırıya. İkinci saldırı olarak bilinen diyoruz çünkü esas olarak bu saldırı bizim bizzat gördüğümüz üçüncü saldırı oluyordu. Bu saldırıya geçmeden önce kamuoyuna yansımayan ancak ikinci küçük saldırı olan hava harekatının nerelere ne zaman yapıldığını belirtelim. Aralık ayının 18’inde tam iki noktaya yapılan bu saldırı da hedef telefon açılan iki nokta olmuştu. Birinin nereye atıldığını tam göremedik ancak ikinci bir diğer nokta bizlerin yani bu alanda bulunan gazetecilerin telefon açtığı noktaydı. Evet hedefte biz vardık bu kez. İlk saldırının ardından telefon ile Roj Aktüel ve Radyo Mezopotamya’ya gelişmeleri bildirmek üzere, uzak ücra bir köşede telefon açılmıştı. Tam 6 saat sonra gerçekleşen saldırıda telefon açtığımız yere bombalar atılmıştı. Ancak kimsenin olmadığı o ıssız araziye yapılan saldırılar yine bizler tarafından yüksek bir dağ yamacından izlenmişti.

ÖNCE PATLAMA, 5 SANİYE SONRA GÜRÜLTÜ

Bu kısa bilginin ardından gelelim ikinci saldırı olarak bilinen şu saldırıya. Bu saldırıya yakalandığımız nokta ilginçti. Bir grup gerillanın ekmek yapmak için gittiği fırında çekim yapmak üzere bulunurken birden o uğultu ve ardından her zamanki kendinden emin ve belli ki defalarca tekrarlanmış hareket tarzı hızla gerçekleşti. Bu kez bir mağara ya da bir sığınağa girmek yerine yüksek bir yamaca çıkıp gelişmeleri gerillalar ile birlikte izlemek şansını da elde etmiş bulunuyorduk. Uzun süren uğultunun ardından tam üzerimizden uçan fantom tipi iki beyaz uçağın karşımızda görünen silsile biçiminde uzanan tepeciklerden birine havada taklalar atarak giden kazan bombasını bıraktığını görebildik. Daha kazan bombası havada iken yine aynı anda uçağın kanatlarının altında sarı bir alev ile birlikte ardından beyaz dumanlar çıkaran bir roket belirttiğimiz silsilelerden birine doğru yollandı. Kazan ve roketin yere düşüşü bir anda gerçekleşti. Yerden gökyüzüne yükselen siyah duman kümesini görüyorduk, ama ses işitemedik. Hızla niye ses yok diye düşünürken aşağı yukarı 5 saniye sonra büyük bir gürültü yanı başımızdan işitildi. Bu karşımızda patlayan bombaların seslerinin 5 saniye sonra yankılanarak yanımıza ulaşabildiğini gösteriyordu. Yakınımızdaki gerillalar uçakların harekatını izliyor nereden manevra yapacağını nereye yöneleceğini ve nereye vurabileceğini tahmin edebiliyorlardı. Sonunda alanı iyi bilen gerillalar vurulan yerin neresi olduğunu sorduk. Onların deyimiyle orası kimin noktası dedik. İşittiğimiz gülerek verilen cevap şuydu: “hiç kimsenin noktası değil. Sincapların, çakalların, yaban domuzlarının noktası olabilir belki dediler” Yani atışlar yine boş araziyeydi. Saldırının hemen ardından fırında kalan işler tamamlanarak noktaya dönüldü.

Üçüncü saldırı için pek fazla belirtilebilecek bir şey yok. Hem o alan bize oldukça uzaktı hem de saldırının sonuçları öncekinin akıbetinden kurtulamamıştı.

İşte o abartılan saldırıların o ‘görkemli’ sonuçları…

SONUÇ ALINDI MI?

Şimdi bu saldırıların büyük sonuçlar aldığına dair tv’lerde tartışmalar var. Hatta askeri operasyonunun ardından bir pişmanlık yasası ile yüzlerce gerillanın dağdan indirilebileceği söyleniyor. Yani sonuç alınmış görülüyor. Bir daha inceleyelim bu saldırılar sonuç aldı mı?

Saldırı da hedef neydi. Ya da hedefler. Bir kere gerilla güçlerine büyük bir darbe vurulacak kamplar alt üst edilecek, yüzlerce terörist öldürülecekti. Bu, saldırının askeri hedefiydi. Siyasal alanda topluma ordunun ve hükümetin gücü gösterilecek toplum bu saldırının başarısına dayanarak üzerinde dolaşan bu “terör” tehdidinden uzaklaştırılacaktı. Bu ise siyasal hedeflerinden biriydi. Psikolojik açıdan ise gerilla güçlerinin umutları kırılacak marjinalleştirmekti. Uluslararası boyutta ise tüm ülkelere Türkiye’nin geldiği kararlılık gösterilecek herkes Türkiye’nin yürüttüğü haklı mücadelenin arkasına alınacaktı.

FİYASKO

Bir kere sınırın ötesinde olanlar olarak bu harekatın askeri anlamda ciddi bir fiyasko olduğuyla başlamak yerinde olacak. Basının abarttığının aksine milyonlarca dolara mal olan bu saldırıda gerilla güçleri HPG açıklamalarının dışında her hangi bir kayıp ve zayiat vermedi. Türkiye’nin tarihinden bu yana yaptığı en büyük hava operasyonundan ortaya sadece delik deşik olmuş kilometrelerce alan, yıkılmış köyler kaldı.

Siyasal açıdan ise Türkiye’nin PKK’den kurtulabildiği söylenemez. Nitekim bu ağır saldırılar karşısında kentlerde araç yakmalar çeşitli yerlerde patlayan bombalar aksine toplumda tedirginliğin arttığını, özgüvenin ise büyük kırılmaya yol açtığını gösteriyor. Son günlerde bazı kitlesel kutlamaların bile bu yüzden iptal edildiği gerçeği de bu korku ve özgüven kırılmasını kanıtlıyor.

Psikolojik açıdan ise saldırının ters teptiğini belirtmekte fayda var. Gerillaların kendi anlatımıyla bu saldırılar güçleri arasındaki disiplini, ilişki tarzını, güveni, kararlılığı maksimum düzeye çıkarmış durumda. Onlara göre başarının en temel kilidi olan gerillacılık bu saldırılar ardından tetiklenerek yeni daha güçlü bir seviyeye ulaşmış durumda. Ve bununla birlikte halkın gösterdiği tepki başarıya olan umutları her zamankinden daha fazla yükseltmiş görünüyor.

Son olarak uluslar arası çevrelerin tepkilerinde ise Türk basınının gizleme ve çarpıtma çabalarına karşın negatif bir üslubun hakim olduğu ortaya çıktı. Birçok çevre eleştirdi ve işte “görüldüğü gibi bu saldırılarla çözüm elde edilmiyor” dedi.

Kısa ve öz olarak bu hedeflerle abartıldıkça abartılan o “büyük” hava saldırısı hiç bir açıdan sonuç alabilmiş değil, ama ne kadar ters tepeceği ileriki dönemde daha net ortaya çıkacak.

ANF NEWS AGENCY

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (1 Yazılmış)

  • Gönderen Aydin Birlik, 31 Aralık, 2007 13:27:07
    Nasil bir gazetecilik, nasil bir medya?: http://www.sansursuz.com/ haberler/templates/ sansursuz.asp?articleid=54017&zoneid=1&y=
© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.