Karayılan: Kürt halkına saldırılar derhal durdurulsun!

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 0 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031


KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, Kuzey Kürdistan’da Kürt halkına yönelik olarak yürütülen saldırıların bir an önce durdurulmasını isteyerek aksi halde önüne geçilmez tahribatlara yol açılacağı uyarısında bulundu. Karayılan mevcut saldırılarını olası sonuçlarından da AKP hükümetinin sorumlu olacağını söyledi.

Karayılan açıklamasında Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde devam eden olaylara değinerek, tüm Kürt halkına Yüksekova halkını yalnız bırakmama çağrısında bulundu.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Karayılan, başta Yüksekova olmak üzere Kürt illerinde halka yönelik saldırıların derhal durdurulmasını ve sorumlu vali ve diğer makamlara karşı soruşturma açılmasını istedi. Aksi durumda sürecin ağırlaşacağı ve telafi edilmeyecek sonuçlara yol açacağını ifade eden karayılan, Türk hükümetini sorumlu siyaset izlemeye davet etti.

Kürt gençlerinin devlet terörüyle katledilmesi karşısında sorumlu siyasi çevrelerin ve Türk basınının tutumunun Kürt halkına olan bakış açısını açığa vurduğunu kaydeden Karayılan, “Nasıl ki bir zamanlar Güney Afrika’da zenciler ve Amerika’da Kızılderililerin öldürülmesi sıradan bir olay olarak karşılanıyorduysa şimdi Türk devlet yetkilileri açısından da her Kürt gencinin öldürülmesi sıradan, hatta katilleri kahramanlıkla karşılanacak bir olay gibi ele alınmakta ve uygulanmaktadır. Eğer böyle değilse Şemdinli katliamcıları şimdi nerededir, eğer böyle değilse Yahya Menekşeyi panzer altında ezen, Mehmet Denizi copla işkence ile katleden polisler şimdi nerededirler. Hesap soruldu mu? Zeki Erinç’i, İkbal Yaşar’ı katledenlerden hesap sorulacak mı, sorulmayacak mı? Biz buna bakarak Türk devletinin niyetini daha iyi anlayacak ve ona göre sürecin tutumunu açığa çıkaracağız” dedi.

DEVLET İNTİKAM PEŞİNDE

Türk devletinin Newrozda Kürt halkına karşı pratikleştirdiği uygulamaların bir devlet olmanın ciddiyetiyle hiçbir biçimde uyuşmadığını ifade eden Karayılan saldırıların egemen anlayışın şovenizmi ve zihniyetin dışa vurumu olduğunu söyledi. Sivil-savunmasız insanlara karşı devlet terörüyle bu düzeyde vahşi yöntemlerle şiddet uygulamaları geliştirmekten AKP hükümetini sorumlu tutan Karayılan “Özellikle özel savaş merkezi ile AKP’nin üzerinde siyasi hesaplar yaptıkları Van ve Siirt gibi yerlerde bu olayların çıkarılmış olması oldukça dikkat çekicidir. Bunun yanında Hakkari ve Gever’de de intikam almak istemektedirler” şeklinde konuştu.

Siirt, Van, Hakkari ve Yüksekova’da Türk devlet güvenlik kuvvetleri önceden kendilerini saldırıya göre hazırladığını da söyleyen Karayılan, Van valisinin AKP’nin yerel yetkilileriyle iç-içe hareket ettiğini vurguladı. Kürt halkına yönelik saldırıları AKP’nin hem gündemi çarpıtma, hem de kirli yöntemlerle siyasi hesaplarını bu biçimde pratikleştirmesinin sonucu olarak gelişen bir vahşi saldırı olarak değerlendiren Karayılan “Özel savaş dairesiyle AKP yetkililerinin ortak planlamasıyla Van, Hakkari, Siirt ve Gever’de halkımız sindirilmek istenmiştir. Bu şehirler şahsında Kürt halkının onuru ayaklar altına alınmak istenilmektedir. Yani adeta ‘siz Diyarbakır’da öyle mesajlar mı verirsiniz, bizde neyin ne olduğunu size gösteririz’ demek istemişlerdir. Bu hesapları anlamayacak değiliz. Biz bu politikanın dostluk değil, bir düşmanlık politikası olduğunu altını çizerek belirtiyoruz. Bir halkın bayramına coplarla, silahlarla, panzerlerle saldırılar yapmanın düşmanlıktan öte bir anlamı olabilir mi?” dedi.

SALDIRILARI NEFRETLE KINIYORUZ

Karayılan devamla şöyle konuştu: “Başbakan sayın Erdoğan’ın konuşmasını dinledim. “Kim milleti küçümserse, milletin iradesini dikkate almazsa, onlar kaybeder” diye sözler sarf etmiştir. Bu sözün altına aynen imzamı atıyorum. Fakat aynı şey sizler içinde geçerlidir. Madem ki, siz bu sözleri söylüyorsunuz, o zaman Kürt halkının iradesini nasıl hiçe sayarsınız. Neden Kürt halkının iradesini dikkate almıyorsunuz. Newrozlarda halkımızın meydanlarda haykırdığı iradeyi neden cop ve panzerlerle karşılıyorsunuz. Halkımızın ortaya koyduğu iradi gücünü görmezlikten gelerek ve küçümsemekle hiçbir sonuç alamazsınız. Halkımızın en masum istemlerini, en mütevazi çözüm önerilerini ve en barışçıl gösterilerini saldırılarla karşılamak, gençlerimizi katletmek, kadınlarımızı coplamak, silah ve panzerle devlet terörü uygulamak bütün çözüm olanaklarını dinamitlemektir. En hafifinden bir arada yaşama istemi ve demokratik çözüm koşullarını tehdit altına almaktır. Biz, gerçekleştirilen hukuk ve insanlık dışı, halkımıza hakaret olan Türk devletinin vahşi uygulamalarını büyük bir nefretle kınıyoruz”.

KÜRT HALKININ DİRENİŞİNİ SELAMLIYORUZ

Karayılan devamla şu çağrıda bulundu: “Şimdiye kadar gelişen Newroz kutlamalarında toplam beş şehit vermiş bulunmaktayız. Qamışlo’da üç şehit ile Van’da şehit verilen Zeki Erinç ve Gever’de şehit düşen İkbal Yaşar’ın birer Newroz şehitleri olduğu, kutsal bir kutlama içerisinde iken şehit düştükleri, dolayısıyla özgürlük mücadelesinin şehitler kervanı arasına girdikleri, bundan böyle bizim onların anısını mücadelede yaşatmamız sorumluluğu altına girdiğimizi belirterek, başta aziz şehitlerimizin aileleri olmak üzere tüm Kürdistan halkına başsağlığı diliyoruz. Tüm halkımızı bu değerli şehitlerimize sahip çıkmaya ve mücadelelerini daha da güçlendirmeye çağırıyoruz. Bugün direnmekte olan Van, Siirt ve Hakkari’deki halkımızı selamlıyorum, özel olarak da Gever’deki halkımızın kahramanca direnişini saygıyla selamlıyorum, Gever’deki halkımızın direnişi büyük bir onur ve cesaret örneğidir. Şemdinli ve Hakkari’deki halkımızın Gever’i yalnız bırakmaması çok anlamlıdır. Kürdistan’ın diğer bölgelerindeki halkımızın bu alanlarda gelişen direnişi yalnız bırakmamaya çağırıyorum. Türk devletinin en zalim bir biçimde kadınlarımızı, çocuklarımızı, ihtiyarlarımızı coplamasına ve panzerler altına alınmasına karşı sessiz kalmamalıyız. Bu anlamda herkes bilmeli ki, Van ve Gever’de gelişen halkımızın değerli tutumu, Kürt halkının bir iradeleşme mücadelesidir, Kürt halkının iradesine sahip çıkma tutumudur. Bu anlamda tüm halkımızın sahiplenmesi gereken şerefli bir duruştur ve herkes bu anlamlı duruşun arkasında durarak, desteklemelidir. Hem gençlerimizi şehit ediyorlar, hem de şehit ettikten sonra gizlice gömüyorlar, yüzlerce insanımızı yaralayıp tutuklamışlardır. Bu büyük haksızlık ve hukuksuzluk karşısında sessiz kalmak ve geri adım atmak asla olmamalıdır. Bu anlamda halkımız ortaya koyduğu tutumunda ısrar etmesi, Türk devletinin vahşi uygulamalarına karşı geri adım atmaması ve şehitlerine sahip çıkması tüm toplumumuz açısından önemli bir durumdur. Halkımız davasında haklıdır, iddiasında kararlıdır, çünkü dava bir kimlik ve şeref davasıdır. Bunun için asla geri adım atmamak, toplumsal onurumuzu korumak tüm yurtseverlerin görevi durumundadır. Tüm Kürdistan halkı şu anda Gever ve Hakkari’de yoğunlaşan saldırılara karşı halkımızın ortaya koyduğu kahramanca direnişi desteklemeli ve sahip çıkmalıdır. Halkımıza karşı uygulanan bu vahşi saldırıları kabul etmediğimizi ulusal düzeyde çok net ve açık bir biçimde ortaya koymalıyız. Bu anlamda tüm yurtsever kurum ve kuruluşlar Türk devletinin bu vahşi saldırılarına ve kan dökmesine karşı tutumunu ortaya koymalı, Kürt halkına karşı geliştirilen saldırılara karşı tavır geliştirmelidirler. Demokrasiden, barıştan yana olan tüm Türkiyeli kesimleri ile Kürt yurtsever, demokratlarını, Türk devletinin bu vahşi uygulamalarına karşı sessiz kalmamaya, tavır göstermeye ve sergilenecek tavrın bir ulusal demokratik tutum olarak yansıtmaya çağırıyorum”.

ANF

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com