Neden ilk olarak PKK’nın kayıtsız şartsız silah bırakması şart?/Ruşen Çakır

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 0 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930



Adına ne derseniz deyin, ister Kürt, ister Güneydoğu, ister terör sorunu, Türkiye’nin yıllardır çözemediği ve en ağır bir şekilde bedelini ödediği bu sorunun çözümü için öncelikle silahların susması ve akan kanın durması şart. Bunun da ilk adımı muhakkak, dün de yazdığım gibi PKK’nın kayıtsız şartsız silahlarını bırakmasıdır. Bunun zor ama mümkün olduğunu düşünüyorum ama bunun nasıl gerçekleşebileceğini tartışmadan önceden birkaç hususu vurgulamam şart:

1) PKK değişik dönemlerde şu ya da bu iç ve/veya dış güç tarafından kullanılmış, hatta hâlâ kullanılıyor olabilir. Ancak çok sayıda militanı olan, her türlü koşulda yeni militan temin edebilen, zira çok güçlü ve köklü bir toplumsal tabanı olan örgütü, herşeye rağmen bağımsız bir varlık olarak görebilmek gerekir

2) Bu sorunun çok farklı ve karmaşık bölgesel, uluslararası ve hatta küresel boyutları olduğu bir gerçektir. Ama her şeyden önce Türkiye’nin kendisinin bir sorunudur

3) Türkiye bu sorunu sahiden çözmek istiyorsa, mümkün olduğu kadar, başka ülkeleri ve uluslararası kuruluşları vb. karıştırmadan kendi içinde birtakım formüller aramalı ve mekanizmalar geliştirmelidir.

4) Çözüm sürecine mutlaka toplumun tüm kesimleri, devletin tüm kurumları dahil edilmelidir.

Silahların susmasının üç yolu

Bu girişten sonra neden ilk adımın PKK’dan gelmesi gerektiğini açmaya çalışayım. Bu çatışmanın, güvenlik güçlerinin PKK’yı mutlak anlamda tasfiye etmesiyle veya örgütün can havliyle teslim olmasıyla sonuçlanabileceğine dün inanmadım, bugün hiç inanmıyorum. Hâlâ bu konuda ümitli olanların bundan sonra yazacaklarıma okuma ihtiyaçları olmadığını belirterek, çatışmanın sona ermesinin kabaca üç yolu olduğunun altını çizmek istiyorum:

1) İlk adım devletten gelir. PKK’ya yönelik operasyonlar durdurulur ve çözüm arzusu dile getirilir. Mesela “genel af” çıkarılır. Bunun üzerine PKK da silahları bırakır.

2) Devlet ve PKK aynı anda çatışmaları sona erdirir.

3) PKK hiçbir şart koşmadan silah bırakır, bir süre sonra devlet de benzer bir adım atar.

Kayıt ve şart olamaz

İlk iki şıkkın hiçbir şekilde söz konusu olabileceğini sanmıyorum. Zira bunların her ikisi de bir şekilde devletin pes ettiği anlamına gelir ki Türk devlet geleneğinde böyle bir örnek bildiğim kadarıyla yok. Fakat yine aynı tarihe baktığımızda, devletin en beklenmedik anlarda alabildiğine gerçekçi davranabildiğini, kendi içinden çıkan ayaklanmaların sorumlularını kolaylıkla affedebildiğini, hatta bazı durumlarda bunları mevcut sisteme dahil etmekten çekinmediğini görüyoruz. Prof. Metin Heper’in “Devlet ve Kürtler” kitabında bu konuda birçok örnek anlatılıyor.

Bu arada ikinci şıkkın, yani her iki tarafın da aynı anda adım atmasının, ancak ciddi ön müzakereler sonucunda gerçekeleşebileceği ortadadır ki tıpkı önceki hükümetler gibi AKP iktidarının da PKK ile şu ya da bu şekilde masaya oturması asla söz konusu olamaz.

Dolayısıyla geriye tek alternatif olarak ilk adımın PKK tarafından atılması kalıyor. Peki neden “kayıtsız şartsız silah bırakma”?

1) Örgüt daha önce defalarca “ateşkes” ilan etti ancak bir süre sonra değişik gerekçelerle bunları iptal etti. Artık “ateşkes” sözcüğünün hiçbir anlamı kalmadı.

2) PKK’nın şart ileri sürmesi pazarlık anlamına geleceği için devlet tarafından asla kabul görmez. Diyelim ki herhangi bir yönetici böyle bir eğilim içine girdi, bunu Türk kamuoyuna izah edemez. Dolayısıyla “pazarlık” izlenimi, çözüm yerine sorunu daha da derinleştirebilir.

3) Kaldı ki PKK’nın şart ileri sürmeye hiç ama hiç hakkı yok. Tam tersine PKK samimi olarak kalıcı bir çözüm istiyorsa, devletin ve kamuoyunun dayatabileceği şartlara ve bunları yerine getirmek için adımlar atmaya hazırlıklı olmalıdır. Kısacası PKK, yıllar içinde elde etmiş olduğunu düşündüğü bazı kazanımlar ve mevzilerden feragat edebileceğini tartışmasız bir şekilde kanıtlamadan hiçbir çözüm formülü mümkün olamaz.

Kimilerine çok safça gelebilir ancak PKK’nın kayıtsız şartsız silah bırakabileceğini, daha önemlisi, bu adımın ardından sahici bir çözüm süreci içine girebileceğimizi düşünüyorum. Bu noktada kafalara bir yığın soru takıldığı kesindir. Bunları tartışmaya yarın devam etmek üzere...

vatan

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (5 Yazılmış)

  • Gönderen "olmak ya da olmamak..", 12 Ekim, 2008 20:11:35
    bence mantıklı bir yol değil bu söylediğiniz; mantıklı olsa bile gerçekçi değil.. birçok örnek var dünyada: ETA, İRA, FARC vs.. bunları neden örnek göstermiyor da hemen klasik söylemlere yöneliyorsunuz ?.. yani kim inanır ki böyle bir şeye: siz silahı bırakın, ben bakarım bi süre sonra, yani eğer keyfim isterse belki ben de cevap olurum size; bir şans veririm çözüme dair.. işte mesele de bu zaten, o güveni ne eskiden ne bugün vermiş ne de gelecekte verecek olan bir anlayış var ortada; 80 yıldır inkar-imha, asimilasyon politikalarıyla yürüyen bir mantık var, siz neyden bahsediyorsunuz.. kaldı ki bir taraf elde ettiği bunca gücü, desteği-umudu öyle kolay, basit bir şekilde riske at(a)maz, sonra kötü bir şeyler olursa -imha gibi- bunun hesabını kimse veremez ve altında ezilir bu durumun.. bugün her yerde böylesine etkin, güçlü, ses getiren bir oluşum var-kazanım varsa , aslında biraz da durup düşünmesi lazım egemen zihniyetin,anlayışın: ben ne yaptım da bu kadar güç verdim bunlara, bu kadar büyüdü bu sorun.. basın toplumu yanıltsın, eğitim-öğretim politikası çarpıtılsın, resmi ideoloji yalanlar üzerine kurulsun vs.... e tabiki de çözüm böylesi tıkanır ve çözüm zor olur.. bugün her şeyi (çözümü) zorlaştıran yarattığınız ideolojiyle,eğitimle, anlayışla vs. düşünüp kalkan birey-toplum yığınıdır.. önce bu politikaları değiştirmekle işe başlayın bir zahmet.. çözüme olan hasretle.. saygılar..
  • Gönderen Awdo Kurdyani, 12 Ekim, 2008 20:11:35
    Adam Adam Degil, Fildisi Kulesi Bekcisi. Simdi TC ve Kürtleri ve bu iki olgu arasindaki olayi bilmeyen biri, bu kendinden kendi olan sahsi okudugunda, Türkiyeyi tanrilarin devleti sanacak. ilkin, su tespiti koyalim: Akli basinda hic bir Kürt, Ermeni, Alevi, Sosyalist, Müslüman icin Türkiye bir devlet olarak mesru degildir. Cünkü insanlar baski araci olarak ülkelere legitimitet vermezler. Bunun gibi sahislarin devleti olan ve Ergenekon gibi, tamda ulus söyleminin üzerine insa edildigi mitolojilerle anilan olayla dökülen kisilerin devleti olan TC ipso facto olarak mesrudur ve buda kitleler icin zulümdür. Önce sözde bu ülkenin mesrulugunu sagla, sonra öyle gerile gerile boynundan büyük laflar edersin. Bu kadar olaydan sonra, milyonlarca defa dile getirilen bu ezbere cümleyi söylemek icin iki gününü vermis yazar. Yazik, ne olduklarini zannediyor ki bu insanlar.
  • Gönderen Azad, 12 Ekim, 2008 20:10:09
    Günes Gazetesi ASil Nadir döneminde yayin hayatina basladigi dönemlerde, Kürtler üzerine sayfa sayfa tarihsel bilgiler veren Rusen cakir, O dönem, uzun siyah sakallariyla gazetenin bir kösesinde, oldukca entelektüel bior görünüsle olgularin üzerine cesaretle gdiyor izlenimi veriyordu... Yillar Onu da harmanlamis. Hatta denilebilirki, sapla samani karistiracak kadar, derinligini kaybetmis. Ya da bizler o dönemde heyecanli gencler oldugumuz icin, ciddi seyler yapiyor saniyorduk. Ama her neyse, gelinen asamada, Rusen Cakir, RuRes cakir olmus. Diger taraftan, PKK nin savasinin bildigimiz, ögrendigimiz ve bekledigimiz anlamda bir ulusal kurtulus savasi olmadigini görüyorum. Fakat bunu ifade ederken, aman devlet söyle düüsnür, böyle yapmaz, söyle masaya oturmaz falan filan demem, demiyorum, demiyecegim. Cünkü ben Kürt cografysindan Kürtlere ve Kurdistan a bakiyorum. Fakat görülüyorki, Rusen Cakir ne Tc, ne de Kurdistandan bakiyor. Kürtleri ve dolayisiyla PKK yi kücümsüyor. BU Ordu dedigin güc,tarihsel olusum olarak, bir Kurdun (KURT) pesine takilarak bu cografyaya gelmedi mi? Geldi. Bir Kurdun pesine takilarak, geldigine inanan bir ordu, isterse, yeni olasiliklara da inanabilir. Mesela diyebilirki, "Kürtlerle birlikte hareket edersem, Ortadogu´da güclü bir devlet olurum." Der mi, der. O zaman senin gibi, kendinden menkul türklügü olan, güya cözüm üretenler de, bu devleti hic anlamadiklarini görür de farkederler mi, o da kuskulu. Nihayetinde "Türk Kardesim" Türk ordusunun mantiksiz, bir cineyet sebekesi oldugu acik ve net. Sen ne diye bu cinayet sebekesini adam yerine koyup, PKK yi usak derekesine indiriyorsun. Abdullah Öcalan bir yanasmaci olabilir. Ama bu hareketin icinde, KUrdistan´in bagimsizligina inanarak, sehit olmus genclerimiz, abilerimiz, ablalarimiz var. Sen bunlari görmeden eline kalem alamazsin. Aldin diyelim, ama Vicadanini da hesaba katmayi unutmamalisin.
  • Gönderen erdener, 12 Ekim, 2008 20:10:09
    bence mantıklı bir yol değil bu söylediğiniz; mantıklı olsa bile gerçekçi değil.. birçok örnek var dünyada: ETA, İRA, FARC vs.. bunları neden örnek göstermiyor da hemen klasik söylemlere yöneliyorsunuz ?.. yani kim inanır ki böyle bir şeye: siz silahı bırakın, ben bakarım bi süre sonra, yani eğer keyfim isterse belki ben de cevap olurum size; bir şans veririm çözüme dair.. işte mesele de bu zaten, o güveni ne eskiden ne bugün vermiş ne de gelecekte verecek olan bir anlayış var ortada; 80 yıldır inkar-imha, asimilasyon politikalarıyla yürüyen bir mantık var, siz neyden bahsediyorsunuz.. kaldı ki bir taraf elde ettiği bunca gücü, desteği-umudu öyle kolay, basit bir şekilde riske at(a)maz, sonra kötü bir şeyler olursa -imha gibi- bunun hesabını kimse veremez ve altında ezilir bu durumun.. bugün her yerde böylesine etkin, güçlü, ses getiren bir oluşum var-kazanım varsa , aslında biraz da durup düşünmesi lazım egemen zihniyetin,anlayışın: ben ne yaptım da bu kadar güç verdim bunlara, bu kadar büyüdü bu sorun.. basın toplumu yanıltsın, eğitim-öğretim politikası çarpıtılsın, resmi ideoloji yalanlar üzerine kurulsun vs.... e tabiki de çözüm böylesi tıkanır ve çözüm zor olur.. bugün her şeyi (çözümü) zorlaştıran yarattığınız ideolojiyle,eğitimle, anlayışla vs. düşünüp kalkan birey-toplum yığınıdır.. önce bu politikaları değiştirmekle işe başlayın bir zahmet.. çözüme olan hasretle.. saygılar..
  • Gönderen cin ali, 11 Ekim, 2008 22:04:02
    Devletin pes etmesi anlamına gelecek bir davranışın Türkiye´de yaşayan halklar için iyi olacağını düşünüyorum. PKK neden silah bıraksın; tam da devletin kimi payandaları çatırdamaya başlamışken. Demokratik çözüm yolu açılsın; darbeciler ve kirli savaşın suçluları yargılansın.

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com