E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

ŞUNU açıkça söyleyin, “Devletin Kürt politikası iflas etmiştir” deyin. Yanlış mı, doğru mu, bunu tartışmayalım ama gerçeği saptayalım...
* * *
KÜRTÇE konuşmayı, Kürtçe türkü söylemeyi yasaklayan devletin televizyonunda, Cumhuriyet Bayramı’nın ilk saatlerinde saat yedi buçukta “Kürtçe yayın” vardı. Kürtçe türküyle “Damat damat” diye halay çekiliyor, “Güzelim kumralım” diye Kürtçe türkü söyleniyor, Hepatit-C hastalığı anlatılıyor, cumhuriyetin nasıl kurulduğu gösteriliyordu. Programın adı “Kültür Zenginliğimiz”di.
* * *
HEMEN söyleyelim, karşı değiliz; adam “Ben Kürdüm” diyorsa kendi dilini konuşacaktır.
Bizim karşı olduğumuz, Kürtçe türkü söyledi diye insanları hapishaneye atmaktır.
Sanki doğru dürüst, özendirerek Türkçe öğretmişsin de Kürtçe konuşanı cezalandırıyorsun...
Ya “Kürtler”i saçma sapan laflarla inkâr etmek? Yok, onlar Kürt değil, dağ Türküymüş, karda yürürken ayaklarındaki kızaklar “kart, kurt” diye ses çıkarırmış, bu yüzden onlara Kürt denirmiş!
Saçmalık!
* * *
AÇIN on, on beş yıllık gazeteleri “Kürt sorunu” diye bir şey bulamazsınız, adı Güneydoğu sorunu...
Bile bile, yıllar boyu gizlendi, sanıldı ki gizlenirse kaybolacak...
“Kürt sorunu”nu ağzına ilk alan, devlet büyüğü Demirel oldu. Bir Başbakan ilk defa “Kürt realite”sini kabul ediyordu.
Bu arada Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın “Benim babaannem de Kürttür” dediği kulaktan kulağa dolaşıyor, hatta, kendisinin “federasyon” lafını ağzından düşürmediği söyleniyordu.
Söylentiler yoğunlaşınca, Özal, hemen manevrasını yaptı:
“Federasyon demedim, federasyon tartışılsın dedim!”
* * *
DAHA sonra Başbakan Mesut Yılmaz “Avrupa’nın yolu Diyarbakır’dan geçer!“ diyerek, kırmızı mı, yeşil mi, turuncu mu, olduğu belli olmayan bir ışık yakıyordu.
Sıra Tayyip Erdoğan’a geldi:
“Kürt sorunu benim sorunumdur!”
Buyur, hallet!
* * *
KİMSENİN bir şeyi hallettiği filan yoktu, sorunu askere teslim ettiler, yüzlerce şehidin cenazesi “Akan kan yerde kalmaz!” diyerek, ya da “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” güvencesiyle kandırıldı...
* * *
ŞİMDİ sorunun neresindeyiz?
“TBMM’de dağıtılan sarı, kırmızı, yeşil renklerin hâkim olduğu Türkçe, Kürtçe, İngilizce basılmış DTP kitapçığına, CHP ve MHP’den çok sert tepkiler geldi. CHP’li Özyürek, kitapçığa, burada demokratik özerklik adı altında eyalet sistemi öneriliyor, diye tepki gösterdi. MHP’li Oktay Vural da tek kelimeyle ihanet projesi dedi.” (30 Ekim 2008, Hürriyet)
Sonra???
* * *
SAHİ, bir laf vardı, çok sık tekrarlanırdı:
“Terörle bir yere varılmaz!”
Sizin “bir yer” dediğiniz “o yer” neresi?
Bir bilsek!
* * *
DİPNOT: Sinema ve tiyatro oyuncusu Hatice Aslan, bu akşam “CNN Türk”te yayımlanacak olan Kürşat Başar’ın programında şöyle demiş:
“Bir erkeğin ya da kadının, bir dostu, bir de yattığı insan olmalı!”
Sayın Hatice Aslan, hangisini tercih eder acaba?
* * *
Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat ödüllerinden “Edebiyat” ödülü Yaşar Kemal’e verildi...
Şimdilik Nobel yerine bununla idare etsin!
1955’te Alman Der Spiegel dergisine “Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana dayanılmaz kısıtlamalar ve vahşet sistemi getirdi” diyen Yaşar Kemal’e, Türkiye Cumhurbaşkanlığı’nın bu ödülü hayırlı olsun, onurla taşısın!
milliyet



