Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 82 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image

Harbiye Nazırı Vecdi Gönül, Brüksel’de şöyle bir ‘beyanat’ vermiş: “Ulus oluşturma sürecinde en önemli adım mübadele olmuştur. Düşünün Ege’de Rumlar devam etseydi veya Türkiye’nin pek çok yerinde Ermeniler devam etseydi, bugün acaba böyle milli bir devlet olabilir miydik?.”

Ulus kavramıyla tanışmadan önce, Türkler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar, Lazlar, Çerkesler, Gürcüler, Süryaniler, Araplar, Yahudiler, yüz yıllar boyunca ‘bir arada’ yaşadılar.

Fransız Devrimi’nden sonra, kapitalize ilişkilere açılan halklarda hızla yayılan ulusalcı bilincin Osmanlı egemenliği altında yaşayan halkları da etkilemeye başlamasıyla öne çıkan ulus devlet talebi, feodal Osmanlı’nın başına bela oldu!

Osmanlı, bütün gücünü kullandı ama ulus devlet talebiyle örgütlenip ayaklanan halkları dize getiremedi: Balkanlarda ve Arap coğrafyasındaki egemenliğini yitirmeye başladı.

Bütün bunlar olurken Anadolu halkları da boş durmadılar; Osmanlı’yı karşılarına alan Türkler, Kürtler ve Ermeniler, ulus devlet talebiyle örgütlendiler.

Türkçü hareket, İttihat ve Terakki ile birlikte anılır. Bu hareket, diğerleri gibi illegal başladı. Daha sonra İttihat ve Terakki adını alan İttihad-i Osmani, 1889 Mayıs ayında İstanbul’da kuruldu.

Önder kadroları ve elemanları ağırlıkla asker olan İttihat ve Terakki, yalnızca Osmanlı’nın son yıllarının en etkin siyasal aktörü olmasıyla değil, aynı zamanda, Ermeni, Kürt ve Rum halkının yaşadığı tarihsel trajedinin müsebbiplerinden biri olmasıyla da ‘özel’ bir yere sahiptir.

Osmanlı siyaseti, Anadolu’da giderek yayılan ulusal bilinçle kendi geleceklerini aramaya başlayan halkları birbirlerine kırdırtmak şeklindeydi. Hamidiye Alayları örnektir; İkinci Abdülhamit, 1891 yılında Kürt aşiretlerine kurdurttuğu Hamidiye Alaylarını Ermenilerin üzerine sürmüş, Kürt ve Ermeni güçlerini çatıştırmıştı.

Fakat İttihat ve Terakki hükümeti döneminde uygulanan siyaset, bundan çok daha vahim sonuçların ortaya çıkmasına neden olmuş, yüz yıllardır birlikte yaşayan Türklerle Anadolu’nun diğer halkları arasında kuşaklar boyunca süregelen derin bir güvensizlik ve düşmanlık yaratılmıştır.

Söz Anadolu topraklarına ekilen düşmanlık tohumlarından açılınca,Türklük ve İslam bileşenli bir ideolojik kurguyla siyasal faaliyetini sürdüren İttihat ve Terakki’nin önderlerinden Enver Paşa’yı ve Teşkilat-i Mahsusa’yı anmak lazım.

23 Ocak 1913’te Babıali baskınıyla Sadrazam Kamil Paşa’nın istifa ettirilmesinden sonra iktidar olan İttihat ve Terakki’nin önderlerinden Enver, önce Harbiye Nazırı ve Teşkilat-i Mahsusa’nın daire başkanı, ardından da Naciye Sultan’la evlenip Padişahın damadı olmayı ‘başarınca’, Anadolu halklarının ‘kaderi’ değişmeye başladı.

Komutası altındaki ordu bir yana, Harbiye Nazırı Enver’in yönetimindeki Teşkilat-i Mahsusa’nın, İttihatçılardan ve değişik bölgelerden toplanmış kıyıcı eşkıyalardan oluşmuş otuz bin civarında elemanı vardı ve temel amacı, Müslüman Türkleri bir bayrak altında toplayıp, kendi kaderlerini belirlemek isteyen Ermeni, Kürt ve Rumları ezip tasfiye etmekti.

İttihat ve Terakki hükümetinin aldığı tehcir kararının uygulanmasında Teşkilat-ı Mahsusa’nın etkin rolü herkesin malumudur. Anadolu’nun en eski halklarından Ermeniler, İttihat ve Terakki’nin bu vahşi teşkilatı eliyle tarihinin olabilecek en büyük yıkımını yaşadılar.

Teşkilat-ı Mahsusa, yalnızca Ermenilere karşı değil, Rumların tasfiyesinde ve Kürt isyanlarının bastırılmasında da aktif bir biçimde kullanıldı.

Büyük Millet Meclisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne dönüştürüldükten sonra Türkleştirme operasyonları hem askeri hem de ideolojik düzeylerde katlanarak sürdürüldü.

Türkçü ‘münevverler’ de, cansiperane bir çabayla, “Türkün Türkten başka dostu yoktur!.. Ya Türk olacaksın ya terk edip gideceksin!..” benzeri sloganları başlığa çıkartan ve bütün ulusları düşman sayan bir ideolojik kültürün üretilmesi için kaleme sarıldılar. Günümüzün Türk milliyetçilerine ilham kaynağı olmayı sürdüren Türkçülüğün etkin ideologlarından Nihal Atsız’ın, 4 Mayıs 1941 tarihili ünlü ‘vasiyet’i örnek olsun:

“Öğütlerimi tut, iyi bir Türk ol.
Komünizm bize düşman bir meslektir. Bunu iyi belle.
Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır. Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Romenler yeni düşmanlarımızdır. Japonlar, Afganlılar ve Amerikalılar yarınki düşmanlarımızdır. Ermeniler, Kürtler, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler içerdeki düşmanlarımızdır.
Bu kadar çok düşmanla çarpışmak için iyi hazırlanmalı.”

Velhasıl kelam,Türk ulusunu ve ulus devletini ‘yaratma’ süreci, kaynağını diğer ulusları düşman sayan saldırgan bir kültürden alan “Ya Türk’ü sevip Türklüğü kabullenecek, ya da ezilecek ve gideceksin!.” dayatmasıyla, diğer ulusların üzerine basılarak yaşandı.

Geçenlerde, Başvekil Tayyip Erdoğan, Kürtlere şöyle buyurmuş; “Tek bayrak, tek devlet, tek millet… Beğenmeyen gitsin.”

Aslen Gürcü olup ‘özgür iradesiyle’ Türkleşen ve diğer milletleri Türkleştirme vazifesini de üstlenen Başvekile, ‘işe yararlığı’ tarihsel olarak ‘kanıtlanmış’ faşizan bir ‘çözüm yolu’ önerilebilir:

Evet, tek millet olmayı, yani Türklüğü kabullenmeyen Kürt, gitsin!. Gitmez ise, İttihat ve Terakki hükümetinin Ermeniler için 1915’te çıkarttığı Tehcir Kanunu benzeri bir kanun çıkartılıp, tehciri uygulamak üzere tez elden yeni bir Teşkilat-ı Mahsusa ihdas edilsin.. Olmadı; mübadele yoluna gidilsin. Harbiye Nazırı Vecdi’nin de işaret ettiği gibi, milli devlet olmak için lazım gelen şeylerden biri, mübadeledir; Barzani ile bir mübadele anlaşması yapılıp Türklüğü kabul etmeyen Kürtler Erbil’e yollansın, vesselam!..

Elbette, Başvekilin itibar etmeyeceği aşikar olan bir de sosyalist çözüm yolu var; Türklerin, başta Kürtler olmak üzere dahili ve harici bütün halkları kardeş olarak görmesini sağlayacak yeni bir ideolojik kültür üretmek ve her ulusun kendi kaderini özgürce belirleme hakkını teslim etmek..

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.