E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Önce bir özür: Dünkü yazımın başlığı ‘Faizsiz bankacılık,’ olacakken dizgi yanlışı sonucunda “Vaizsiz bankacılık,” olmuş!
Düzeltirim, özür dilerim.
Durup dururken bir merkezden komut verilmiş gibi ‘Kürt sorununu’ tartışmaya başladık. Pek çok dostumun tersine, bu işte bir komplo olduğunu düşünüyor değilim. Zamanı geldi, bu konuyu enine boyuna ele alabilmenin koşulları oluştu artık, diye düşünüyorum.
Öyle ya, ‘Kürt’ sözcüğünün bile yasak olduğu, Kürtçe konuşmanın vatana ihanet sayıldığı, dağlarda, yollarda, kentlerde, meralarda her gün çok sayıda Kürt’ün, Türk’ün, öğretmenin, öğrencinin, askerin, PKK militanının, polisin.. öldürüldüğü bir ülkede ‘çözüm’den söz etmenin fazla bir yararı olmayacaktı.
Bir süre için de olsa silahların susması (‘de facto’ bir ateşkes diyebiliriz buna) ‘çözüm’ için konuşma ve tartışma imkânını sağlıyor. Ve bu tartışma ‘açılımı’ (ne velût bir sözcükmüş şu ‘açılım!’) bazı farklılıklarla birlikte önemli ortak noktalar da taşıyor! Genel kabul gören noktalardan birisi, Kürt sorununun kangren halini almasında, devletin demokratik ve katılımcı olmayan yaklaşımlarının olumsuz bir rol oynadığıdır. Bu gözlemle birlikte, çözüm için demokratikleşme eğiliminin güçlenmesi önerilmektedir!
Özellikle Yaşar Kemal’in Radikal’de yayımlanan gözlem ve önerileri büyük yankı yarattı. “İnsan haklarını tanıyalım, yeter! Kürt sorunu kendiliğinden çözülmüş olur!” diyor Yaşar Kemal. Ve pek çok kişi gibi ayrılıkçı eğilime ilişkin olarak şunu vurguluyor: “Kimse Kürtlerle Türkleri ayıramaz!”
Ben de aynı kanıdayım. Bizi ayırabileceklerini sanmıyorum!
Bu ‘ayrımlamazlık’ özelliğinin canlı bir örneği bizzat Yaşar Kemal’in kendisi değil midir! Kürt kökenli Türk sanatçı Türk dilini ve edebiyatını dünya çapında temsil etmedi mi?
Yaşar Kemal’i ‘Türk’ ve ‘Kürt’ olarak ayırabilirseniz, Türkiye’yi de ayırabilirsiniz! Bu durum elbette sadece Yaşar Kemal’le sınırlı değildir. Her iki kültürün kesiştiği yerde kendini tanımlayacak daha binlerce, milyonlarca insan yok mudur?
Apo da dahil olmak üzere! Ne demişti Apo yakalandığı zaman: “Benim annem Türk’tür,” demedi mi?
Tabii “Türklerle Kürtler ayrılamaz,” sözü bir gerçeği ifade etmekten çok, bir temenninin ifadesi de olabilir.
Nitekim annesi Türk olsa bile Apo ülkeyi bölmeye kalkıştı!
PKK senelerdir bu ülkeyi bölmek için savaş verdi.
Ancak Apo cezaevine kapatılınca bölünmeden vazgeçtiklerini, ülke bütünlüğünü savunduklarını, ‘radikal demokrat’ olduklarını söylemeye başladılar.
Sizi bilmiyorum ama, bu ani demokratikleşmede bir samimiyet sorunu varmış gibime geliyor!
Ama öyle de olsa bunu olumlu bir adım olarak kabul etmeliyiz!
radikal



