Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 17 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image

İngiltere ve Amerika tarafından Türkiye’ye biçilen rol 29 Mart yerel seçimlerinden önce verildi. Dünya dengelerinin değişmesiyle beraber; batılı devletlerin Ortadoğu ve Mezopotamya bölgesi üzerindeki hesapları da bir bir değişime uğradı. Nasıl Osmanlıyı tek parça yönetemeyip 1639’daki anlaşmayla bunu yapmışsa, aynı 1922’de de Lozan ile bu süreç devam etmiştir. Şimdi de Kürt halk gerçekliğinin kabulünü kendi lehine çevirmek istemektedir. Yani ben nasıl bu sorunun üstesinden gelirimin mantığını güdüyor.

Dünya sürekli bir değişime uğrar. Önceleri değişen dünyada bir söz sahibi olabilmek için emperyalist politikalarla sömürülecek ülkelerin toprakları savaş yolu ile alınırdı. Tek mantık toprak alımı ve sınırları genişletme anlamında; tamamıyla o bölgeleri ele geçirmeye yönelikti. Şimdilerde mantık aynı işlese de, yöntem farklılaştı.

Yani şimdilerde sömürülecek ülkelerin topraklarına sahip olma yöntemi tamamıyla değişime uğradı. Görüldüğü kadarıyla sömürge altına alınmak istenen ülkenin yönetimine; yani karar mekanizmasının yürütüldüğü organın en başköşesine yine sömürgeci mantık, kendi yetişmiş elemanlarını yerleştiriyor ki o ülke ile herhangi bir savaşa girmesin ve bu şekilde hem dost ve müttefik ülke konumuna girmiş olsun, hem de o ülkenin yönetimini elinde tutmuş olsun. Yani bu şekilde sömürgeci mantık dünyanın değişimine bu tarz bir taktik ile ayak uyduruyor.

Bilindiği üzere 29 Mart yerel seçimlerinden bu yana bir Kürt açılımı ve değişen demokratik açılım, daha sonra amaçlanan milli birlik projesi tartışmaları altında yürütülen bir tasfiye süreci başlatıldı. Süreci elde tutan güç tamamıyla İngiltere ve Amerika’dır ki zaten bu politikalar sömürge devletlerin politikalarıdır. Bu mantıkla bunca zamandır tüm dünya üzerinde hâkimiyetleri sağlayan sistemler, yine çok haklı ve bir o kadar da onurlu olan Kürt halkının talepleri karşısın da bile kendi planlarını devreye sokup, var olan ortamı lehlerine çevirmek istemektedirler. Kürt halkının PKK ile başlayan son 35 yıllık var olma süreci karşısında, sömürgeciler planlarını tümden devreye koyamasalar bile, devam ettirmek niyetindeler.

Bu anlamda var olan Kürt Halk Gerçekliğini, nasıl bir sorun haline getirebilirimin arayışı içerisindeler. Önceleri adı bile ağza alınmayan bir halk, şimdilerde adı konulmuş ve tartışılmaya başlanmıştır. Ancak bu ad konma da yine sömürgeciler tarafından dikte edilmiş ve Kürt ulusal mücadelesini yürüten güçlere de bu anlamda kabul ettirilmiştir. Sömürgeciler Kürt Halk Gerçekliğinin adını Kürt Sorunu olarak bizlere kabul ettirmiştir. Ve bu gerçekliği bilenlerde bu isimle aslında yatıp kalkıyorlardır.

Önce kürdün adı ağza alınmazken, şimdi bunun bir başka hali; Kürt sorunu oldu.

Hükümet yetkililerinin bu son süreçte açılım açılım diye muhatapsız dolaşmalarını bilmekle beraber ne yapmaya çalıştıklarını anlamaya çalışıyordum. Kendi kendime, yav bu kadar muhatap ortada dururken; eğer hükümet yetkilileri de gerçekten bu gerçekliğin farkına varmış ise neden o zaman muhataplar ile konuşulmuyor. Mevcut süreci zamana yayarak, gerçek planlarını devreye koyacaklarını, türkiyede yaşayan ve biraz bilgisi olan herkes çok iyi biliyordu, ancak süreç açısından konuşulmaması gerekiyordu, öyle de oldu. Ancak Kürt tarafı, bu planı bilip de susmasına rağmen, maalesef planın ayarlayıcıları bile bu kadar sürmesine izin vermediler. Askerlerin konuşmasıyla, kendi erken doğumlarını gerçekleştirdiler. Bu mantık gerçekte, kürdün adına tahammülsüzlük olarak algılanmalı.

Bu geçen zaman içerisinde, bir bir muhataplar etkisizleştiriliyor ki ortada gerçekten muhatap kalmasın.

Ondan sonra da biz muhatap bulamadık ki görüşelim deyip işin içinden çıksınlar.

Tartışılan konunun adı her ne olursa olsun, eğer bu konu Türkiye halkları için yarar sağlayacaksa bunu konuşanlar ve tartışanlar; ya siyasetçilerdir, ya aydınlardır, ya akademisyenlerdir, ya sanatçılardır, ya yazarlardır, ya STÖ ve sendikacılardır, ya da bir bütün olarak sosyalist, liberal ve muhafazakârlardır.

Şimdi; adeta hükümet yetkilileri var olan Kürt Halk Gerçekliğini konuşacak tek bir muhatap bile bırakmak istememektedir. Önce DTP’liler içeriye tıkıldı, sonra sendikacılar ve şimdilerde de ESP’lilere bir operasyon yapıldı. Sırada ne olacak diye düşünmeye gerek yok. Ben diyorum ki, muhatap bırakmak istemeyen ve gerçekliğin üstünü örtemeye çalışıp çözümsüzlüğe iten mantık bu seferde diğerlerine yönelecek. O zaman siz yazarlar, aydınlar, akademisyenler, sanatçılar, STÖ’ler ve diğerleri; sizler çok dikkatli olun, çünkü sıra sizde…

                                                    mehmet_serhat_polatsoy@hotmail.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.