Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 0 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image

“Bugün gazete yapıyor olsaydın yarınki manşetin ne olurdu?”
Gazeteci bir ahbabım böyle sordu dün. “İzmir’deki DTP konvoyu olayından başlayarak yaşananları birinci sayfaya dizerdim” dedim. Manşet?

“Korkuyoruz!”
Bu yüzden genel yayın yönetmeni yapmazlar beni zaten! Çünkü Türkiye’de bazen genel yayın yönetmeninin işi ülkede yaşanan gerçekliği, memleketin içinden, kalbinden geçeni söylemek değil. Yayın yönetmeninin işi, kimi zaman da ‘ülkeyi teskin etmek’, hatta bazen sırf bu amaçla bazı şeyleri ‘göstermemek’, ‘büyütmemek’.
Kim bilir? Belki de haklılar. Çünkü insanlar kendi korkularını gazete manşetinde görünce daha da çok korkabilirler. Belki de korkunun varlığını teşhis etmek bile korkuyu koyultabilir. Ama yine de eğer gazetecinin işi ‘var olanın’ gerçeğe en yakın fotoğrafını çekmek, ülkenin durumunu ‘etrafını mani, ayarını cami’ tarif etmek ise benim bugün Türkiye için atacağım manşet budur: Korkuyoruz!

Adını koyalım
Korkuların birçoğu bilmemekten kaynaklanır. Ama bugünkü korkumuz öyle değil; tahminlerimizden, hatta gözlemlerimizden doğan bir korku bu.
Tam olarak neyden korkuyoruz peki?
Adını koymaya dilimiz varmadı hiç ama korkunun ecele faydası yok. İç savaş korkusu bu.
Nasıl? Açıktır ki şehirlerde ortaya çıkacak bir savaş bu. Düzenli, yekpare bir savaş değil. Tek tük linç girişimleriyle başlayan, irili ufaklı çatışmalarla devam eden bir savaş. Korktuğum bu. Çok ileri bir tespit gibi gelebilir bu. Ama benim baktığım yerden böyle bir iç savaş zaten bugün itibarıyla başlamış durumda. Toplum, psikolojik ve siyasi olarak böyle bir savaşın başlama düdüğünü bekler noktada. İnsanlar sokaklarda birbirini öldürmekten bahsediyor. Bundan açıkça bahsediyorlar.

Linç planları
Daha açık söyleyelim: Gece haberleri dinleyen adam, Kürt bakkalın ailesine saldırmaktan söz ediyor Doğu dışındaki neredeyse bütün illerde. Şu ya da bu Kürt ailesini mahalleden göndermekten, ötedeki ‘Kürt mahallesi’ haline gelmiş gecekonduları yıkmaktan bahsediyorlar. Sokak aralarında bunlar konuşuluyor. Bir kıvılcım bekleniyor.
Üstelik bu süreci kimse yönetmiyor. Ne Türk ne de Kürt siyasetinin yönetemeyeceği kadar ince kılcal damarlarda olup bitiyor her şey. Ne Ankara’dan ne de İstanbul’dan gerçek anlamda görünmeyen ya da belki oralarda itiraf edilmeyen bir gelişme bu.
Bu süreçte bir tek İzmir mercek altına alındı ve ben de dahil bazı gazetecilerin İzmir hakkındaki, yerinde gördükleri gerçekler tüyler ürpertti. Oysa İzmir bugün Türkiye’nin bu konudaki en yumuşak yerlerinden biri. Trabzon, Yozgat, Maraş, Adana, Mersin... Buralardaki insanlarla konuşsak şimdi çok daha korkunç şeyler duyacağız.

Terörist Kürt ayrımı
Duyacağımız en korkunç şeyi de söyleyeyim: ‘Terörist’ ve ‘Kürt’ ayrımı ortadan kalkmış durumda. Yetişkin ve çocuk ayrımı bile hatta... Çocukların bile birbirine düşman olduğu bir ülkede iç savaşın çıkmasına ne kalmıştır şunun şurasında!
Üstelik bunu herkes biliyor. Ama sıra manşetlere gelince... Korkularımızı manşet yapmayarak korktuğumuz şeyleri yok edebiliyor olsak keşke.

Dizginsiz
Ne DTP’nin kapatılmamasının Kürt siyasetini; ne Başbakan’ın bayrak önünde poz verip billboard’larda görünmesinin Türk siyasetini tatmin edeceği bir durum var ortada. Dizginler, Kürt ve Türk siyasetçilerinin elinden kaçmış durumda. Yani ‘Uzak Asya’dan uzanan kısrak başı’ dizginlerinden boşanmış koşuyor şimdi.
Tekrar ediyorum: Çocukların bile birbirine düşman edildiği bir ülke burası. Birbirini öldürmekten söz ettiği...
milliyet

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.