E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- MİT adına çalışan iki gazeteci
- Karayılan, çözüm için çift taraflı ateşkes önerdi
- 33 askerin öldürülmesinde JİTEM'ci yüzbaşının parmağı
- Devrimci Karargah’dan Evren ve Ağar’a tehdit!
- Son 24 saatte 3 şüpheli asker ölümü
- Ebu Süfyan Yeşil'di
- AKP’ye saldırıyı Devrimci Karargah üstlendi
- Adana’da gece yarısı ‘Kürt karşıtı’ gösteri
- Tuğgeneral suikastında JİTEM izi
- PJAK, İran İstihbaratı'nın 3 Elemanını Yakaladı
Çok Yorumlananlar
Tuzla'daki ölümlere çok duyarlı olmayan yargı sistemi, Bülent Ersoy'un bir iki cümlesi karşısında çok süratli davranmış.
Ve Bülent Ersoy için "halkı askerlikten soğutma" iddiasıyla soruşturması açmış.
Şaşırmadım.
Ama neredeyse otuz yıl önce "öğrenci" olarak gittiğim ülkede "savaş karşıtlığı" ve "vicdani red” sıradan bir hak iken, öğretim üyesi olarak istediği an emekli olacak bir kıdeme erişmiş olduğum kendi ülkemde bunların hala ürkütücü bir linç vesilesi olması insanı bezdiriyor.
Bir ülke "temel hak ve özgürlükler" kavramından anca bu kadar uzak olur.
Tabii öldürdüğü konukları yiyen İdi Amin dönemi Uganda’sı ölçütümüz değilse.
* * *
Dünkü Star'da Bülent Ersoy'un soruşturmaya neden olan sözleri vardı:
"Tamam vatan bölünmez, bilmem ne olmaz ama göz göre göre de bu çocukları bütün analar doğursun, toprağa versinler. Bu mu yani?
Bir çocuğun ne demek olduğunu ben sizler gibi bilemem. Ben anne değilim, olamayacağım da.
Ama insan olarak o anaların yüreğinin nasıl cayır cayır yandığını ben anlayamam ama anneler anlar.
Başkalarının masabaşı savaşı için evladımı harcayamam. Bir oyun oynanıyor ve biz bunların oyuncağı oluyoruz.
'Şehitler ölmez vatan bölünmez' hep aynı klişe laflar. Hep bunu söylüyoruz zaten. Çocuklar gidiyor, kanlı gözyaşları, cenazeler... Klişeleşmiş laflar...”
* * *
Bülent Ersoy'un, AB standartlarında "fikir özgürlüğüne" sahip olduğu söylenen Türkiye'de "bir çift laf" için yaşayacaklarını ve şimdiden başlatılan "linç kampanyasını" birlikte izleyeceğiz.
Onun “çıkışı” hiç olmazsa toplum tarafından duyuldu.
Bir de sesi hiç duyulmayanlar var.
Örneğin, Enver Aydemir'in başına gelenleri duyan pek olmadı.
"İnancı" nedeniyle askerlik yapmak istemediği için 31.07.2007 tarihinde tutuklanarak Eskişehir Askeri Cezaevi'ne hapsedilen Enver Aydemir, 04.10.2007 günü Eskişehir Askeri Mahkemesi'nde yapılan 2. duruşmada, 2 gün içinde mevcutsuz olarak birliğine teslim olması istenerek tahliye edildi.
Enver Aydemir "Vicdani reddini " sürdüreceğini ilan etti.
Enver Aydemir’in Türkiye'de "dini nedenlerden dolayı" vicdani reddini ilan eden ilk kişi olduğunu Mazlumder Kocaeli Şubesi'nin açıklamasından öğrendim.
Herhalde "oy" getirmediği, sadece "temel hak ve özgürlük" sorunu olduğu için parlamentodaki hiç bir partinin gündemine girmiyor.
Güncelleşmiyor da...
Halbuki dünyada bayatlamış bir hak.
Avrupa Konseyi'ne üye kırk altı ülkeden sadece Türkiye ve Azerbeycan'da yasak.
Bu nedense "Türklüğe hakaret" sayılmıyor.
Özgürlüklerden uzak yaşadığımız, belki de özgürlüklerin tümünü bir “bütün” kabul etmediğimiz için, diğer ülkelerdeki özgürlükler burada hayata geçemiyor…
Özgürlükler siyaset kurumu tarafından "oy getiren" ve "oy getirmeyen" olarak tasnif edilirse sonuç alınabilir mi?
Aydınlar, sadece siyasetçilerin “önemli” bulduğu özgürlükleri konuşursa, özgürlüğün sınırları genişler mi?
* * *
Enver Aydemir'in daha sonra başına gelenleri merak ediyor musunuz?
Biraz araştırırsanız öğrenirsiniz.
"Türban" kadar, "vicdani ret" de duyulsa, bunlarla birlikte tüm "temel hak ve özgürlüklere" sahip çıkılsa, bugünkü Türkiye manzaralarını yaşar mıydık?
Umutsuzluk, iktidarını ilan edebilir miydi?
* * *
Yetmiş milyon topluca temel hak ve özgürlüklerin pekiştiği bir ülkeye gitsek…
Hep gördüğümüz karşısında ağzımız açık kalacak.
Hiç kapanmayacak.
Anarşistler Federasyonu…
Kralcılar…
Vicdani retçiler…
Savaş karşıtları…
Ve daha ne istersen.
Toplumlar korkmadığı zaman sağlığına kavuşuyor.
Çağ ile Türkiye arasındaki fark...
"Özgüven" ile "öz güvensizlik" arasındaki fark aslında.
* * *
Temel hak ve özgürlükleri hem devletin, hem de bireylerin şaşmaz bir ölçü olarak kabul ettiği bir Türkiye olabilecek mi?
Öyle bir ülke olabilecek miyiz?
Özgür ve huzurlu bir ülke.
Mehmet ALtan/ gazetem.net



Güncel