E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- MİT adına çalışan iki gazeteci
- Karayılan, çözüm için çift taraflı ateşkes önerdi
- 33 askerin öldürülmesinde JİTEM'ci yüzbaşının parmağı
- Devrimci Karargah’dan Evren ve Ağar’a tehdit!
- Son 24 saatte 3 şüpheli asker ölümü
- Ebu Süfyan Yeşil'di
- AKP’ye saldırıyı Devrimci Karargah üstlendi
- Adana’da gece yarısı ‘Kürt karşıtı’ gösteri
- Tuğgeneral suikastında JİTEM izi
- PJAK, İran İstihbaratı'nın 3 Elemanını Yakaladı
Çok Yorumlananlar
Güneş harekâtının ‘planlamada öngörüldüğü şekilde sona erdiğini’ açıklayan Başbakan ve Genelkurmay Başkanı’nın sözlerine karşılık, askerlerin Kuzey Irak’tan çekilmesinde ‘ABD baskısı’nın rol oynadığına ilişkin algılamayı değiştirmek kolay olmayacak.
‘Dolduruş kültürüne’ yatkın bir toplum olarak geniş bir çevrede yaşanan düş kırıklığını anlayabiliyoruz.
Zap’tan Kandil’e uzanan coğrafyada ‘Mehmetçiğin PKK’yı bitirmeden’ Kuzey Irak’tan dönmeyeceğine tam inanmışken Çukurca’dan giriş yapan askeri konvoyların televizyon görüntüleri şaşkınlık yarattı.
Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, Gates’in Ankara’ya gelişi öncesinde ‘çekilme’ kararı alındığını söylüyor. Ancak çarşamba günü alınan bu karardan habersiz olan Başbakan Erdoğan, ‘Ulusa Sesleniş’ konuşmasının bant çekimini ‘operasyonun devamı’ üzerine kuruyor. Tayyip Bey’in, ‘Birliklerimiz orada, hedeflerine ulaşınca dönecek’ şeklindeki sözlerinin cuma öğleden sonra ‘ambargolu’ olarak basına verildiği saatlerde ise harekât zaten son buluyor!
ABD Başkanı Bush’un, ‘harekâtın bir an önce bitirilmesi’ çağrısı etkili oluyor.
Emekli paşalara ve Genelkurmay’a yakın stratejistlerin görüşlerine bakılırsa askerin en azından birkaç ay daha orada kalması gerekiyordu. Ne olduysa harekât bir haftada bitti!
Hiç kuşkusuz daha az can kaybı açısından, birkaç saat önce dönmek bile çok değerlidir.
Artık PKK’yı silahsızlandıracak bir çözümü bulabilsek de çocuklarımızın askerlikleri de savaş koşullarında sürüp gitmese!.. ABD’nin Irak’ı işgali sırasında 1 Mart tezkeresiyle Türkiye’nin de savaşa katılmasını savunan çevrelere, ‘Yarın şehit cenazeleri geldiğinde ne olacak?’ diye sorduğumuzda bu olasılık hafife alınıyordu. Kuzey Irak’ta Barzani’nin peşmergeleri ile çatışmadan kaçınarak sadece PKK kamplarının hedef alındığı bir haftalık operasyonda bile 27 asker kaybettik. Cenaze törenlerinde ‘Şehitler ölmez, vatan bölünmez’ diye evlatlarını uğurlayanlar acı içinde, ‘PKK’yı bu defa bitirin’ beklentisini dile getiriyorlardı.
Ancak, ayrılıkçı silahlı bir örgütü askeri açıdan bitirmenin kolay olmadığı görülüyor.
Türkiye, 1999’da Apo’yu Suriye’den çıkarıp Kenya’da teslim aldığında da çok avantajlı konumdaydı. Ancak askerin görevini tamamladığı noktada siyasiler devreye girmeyince sorun çözümsüz kalıyor.
Hükümet, bir sivil çözüm paketini artık tartışmaya açmalıdır.
Savaş ortamında bile kendi emekli maaşlarını artırma peşindeki milletvekilleri, olayları Bush’tan öğrenmek yerine TBMM’nin saygınlığına yakışır bir mesai içine girmelidir.
milliyet



Güncel