E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- HPG: İntihar değil, çok planlı bir karakol baskınıydı
- Kürt paketinde ilginç ve hızlı gelişmeler/MURAT YETKİN
- Barzani ile Maliki arasında gerilim tırmanıyor
- Esas sorunlar/Ahmet Altan
- Kürtlerin temel sorunu ’çakma seyit’ düzeni/Soner YALÇIN
- Ben bir çocuğum.../Şerif Kaplan
- Bir kilo şekere Diyarbakır/M.Salih Erol
- Türk medyasının “İsviçre balonu” patladı
- PKK'lar saz çalıp eğleniyor
- Güney Kürdistan’da kız çocuklarının yüzde 60’ı sünnetli
22 Temmuz 2007 seçim sonuçları açıklandığında AKP’nin beklenmedik başarısına çok ama çok üzülen milliyetçi ve dahi sosyal demokrat siyasetçilerin üzüntüsünü hafifleten tek şey, AKP’nin, Kürt oylarının hatırı sayılır bir bölümünü de almış olmasıydı.
Durumdan vazife çıkaran Kürt siyasetinin yeminli düşmanları şöyle düşündüler; kılıç desteğiyle yürütülen milliyetçi – Kemalist siyaset Kürt siyasetini geriletmek ve yok etmek bahsinde yetersizdi, ama İslami siyaset belki başarılı olabilirdi!
Biliniyor; ulus bilinci, İslam ideolojisinin vaaz ettiği ümmet bilinciyle çelişir. İslamcı bir Kürdün ulusal talebi merkeze alan bir siyaset üretmesi vaki değildir. İslamcı Kürdün en uç ifadesi şöyle olabilir; Elhamdulillah, önce Müslümanım sonra Kürt !..
Ne güzel!.. Bu durumda Kürt halkı ne kadar İslamileşirse, siyasal Kürt hareketi o kadar zayıflayacaktır...
Geçmişte, 12 Eylül generalleri, İslam toplumlarında sosyalist ideolojinin önünü kesmek için Pentagon stratejistlerinin dizayn ettiği Yeşil Kuşak Stratejisi’nin Türkiye versiyonu olan Türk İslam Sentezini uygulamaya koymuşlardı.
Türk İslam Sentezi’nin pratisyenleri, İslamın nuru yayılsın ki, toplum sosyalist ve ‘Kürtçü’ ideolojilerden uzak dursun, düşüncesiyle neler yaptılar?..
Bellek tazeleyici birkaç soru ile özetlemek gerekirse:
12 Eylül öncesinde İmam Hatip Liseleri’nin, kuran kurslarının, camilerin, imamların, vaizlerin sayısı ne kadardı, 12 Eylül’ün Kemalist generalleri bu sayıyı kaça katladılar?.
Sünni İslam öğretisini zorunlu din dersi haline getiren aynı generaller değil mi?..
Ve bugün, İslamcı hareketin simgesi haline gelmiş olan türbanı, Cumhuriyet tarihinde ilk kez başlarını örtmelerine izin verdikleri kız çocuklarını imam hatip liselerine sokan 12 Eylül generalleri sayesinde tanımadık mı?.
Ama işte olan olmuştu; imamlık yapma şansları bile olmayan türbanlı kızların, İmam Hatip Liseleri’ni bitirdikten sonra üniversite kapılarına dayanacaklarını, ‘mağduriyetlerini’ gidermek için islami siyasetle buluşacaklarını ve laiklik karşıtı siyasal faaliyetlerin merkezine kayacaklarını nereden bilebilirlerdi ki ?!..
Devlet iktidarının ‘akıllı adamları’ olup bitenlerden bir sonuç çıkardılar: Türk İslam Sentezinin çok yararını görmüşlerdi ama zararlarını da görmüşlerdi; Türk siyaseti geleneksel çizgisinden saparak gereğinden fazla islamileşmiş ve de laik cumhuriyet tehlikeye girmişti.. Bu politikayı, Türk değil, Kürt İslam Sentezi şeklinde uygulamak lazımdı. Kürt halkının islamileşmesinin Türklere ne zararı olabilirdi ki; olsa olsa bölücü Kürt siyasetine zararı olurdu!.
İslamcı yayılmayı Batı için, Laik Cumhuriyete karşı tehlike sayan milliyetçi - Kemalist siyasetin, Doğu ve Güneydoğu için tehlike algılamasına uzak durmasının nedeni bu olsa gerek.
AKP, siyasi ve askeri politikalarıyla Kürt halkının gözünde değer kaybediyor. Siyasal analistlerin ortak düşüncesi böyle; AKP, önümüzdeki seçimlerde aynı Kürt oylarını alamayacak.
Peki, Kürt oyları CHP ve MHP’ye de gitmeyeceğine göre, nereye gidecek?
Kürt siyasi hareketinin neredeyse ‘dibe vurmuş’ demokratik talebini bile yanıtlamayı düşünmeyen saldırgan siyasetlerin işlevsizleşmeye başladığı bu sürecin yeni aktörlere ihtiyaç duyduğu açıktır.
Kürt İslam Sentezi’nin eski-yeni aktörleri hazır: bir dönem devletin hizmetinde günde ortalama 20 – 30 satırlı ve silahlı eylem yapıp, onlarca ilerici – aydın Kürdü ve devrimciyi öldüren Hizbullah ve benzeri radikal İslamcılar…
Daha düne kadar, Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’nun öldürüldüğü Beykoz operasyonunda ele geçen açık adresleriyle bilinen ve ağırlıkla Diyarbakır, Batman ve Bingöl’de mevzilenmiş 23 bin Hizbullah üyesi ve taraftarı kontrol altında tutuluyordu. Bugünlerde, Kürt İslam Sentezi’nin Hizbullahçı aktörleri yeniden, ama bu kez, şimdilik silahsız bir oyun için sahneye çıkmaya hazırlanıyor.
Vakıflarda, derneklerde ve her zamanki gibi camilerde ‘yasal’ siyasete hazırlanan Hizbullah’ın, Kürt halkı içinde hızla çoğalmaya başladığı gözlemleniyor.
İslam gibi hazır bir ideolojik zeminde siyaset yapan, “Önce Müslüman Sonra Kürdüz” söylemiyle kendini çoğaltan ve artık seçimlere hazırlandığını ilan edecek düzeye gelen Hizbullah’ın yolu açıktır..Daha uygun bir ifadeyle, yol açılmıştır; yeter ki ehlimüslim Kürdü, devrimci ve demokrat Kürt siyasetinin uzağında tutmayı başarsınlar!.
Ne diyelim; büyük olasılıkla yakın bir gelecekte üzerinde çok tartışılacak olan Kürt İslam Sentezi vatana millete hayırlı olsun!..
Sadık Varer/Ozgur Gelecek



Güncel