E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- HPG: İntihar değil, çok planlı bir karakol baskınıydı
- Esas sorunlar/Ahmet Altan
- Barzani ile Maliki arasında gerilim tırmanıyor
- Kürt paketinde ilginç ve hızlı gelişmeler/MURAT YETKİN
- Ben bir çocuğum.../Şerif Kaplan
- Türk medyasının “İsviçre balonu” patladı
- Kürtlerin temel sorunu ’çakma seyit’ düzeni/Soner YALÇIN
- PKK'lar saz çalıp eğleniyor
- Bir kilo şekere Diyarbakır/M.Salih Erol
- Güney Kürdistan’da kız çocuklarının yüzde 60’ı sünnetli
DTP (Demokratik Toplum Partisi) TBMM Grup Başkanı Ahmet Türk’ün, PKK’nın silahlı mücadelesinin Kürtlere zarar verdiği yönündeki sözleri yeni bir tartışmaya yol açtı. Tartışmaya avukatları aracılığıyla katılan, İmralı’daki hükümlü terörist Abdullah Öcalan: “Demokratik bir çözüm geliştirilebilirse, üzerine düşeni yapacağını” söylüyor.
Bu tartışmaların ne anlama geldiğini Belma Akçura’ya sormalı. Daha doğrusu, “Derin Devlet Oldu Devlet” kitabının ardından “Devletin Kürt Filmi” kitabını yazan soruşturmacı gazeteci Belma Akçura’nın kitaplarını okumalı.
“Devletin Kürt Filmi” ilk anda sanıldığı gibi argomsu bir anlam taşımıyor, gerçek bir film. Akçura, 1925-2007 yılları arasında Kürt sorunu üzerine hazırlanan 70’i aşkın raporu irdeliyor. Bu arada “PKK’nın siyasallaşmasının önüne geçmek amacıyla” devletin belgesel gerçek bir film hazırladığını da kitapta okuyoruz. Ama hemen ardından “geleneksel” çelişkilerimizden biriyle karşılaşıyoruz: Film, Akçura’nın deyişiyle, “Devletin müdahaleci ve baskıcı zihniyetiyle” çıkmaza giriyor. Yetmiş rapordan sonra olduğu gibi... Bugün olduğu gibi...
Yine de bunların bir yararı var, hiç değilse tartışmaya alışıyoruz.
Bir çıkış yolu
Belma Akçura: “Ben bu kitapta Kürtleri yazmadım, diyor. Devletin, siyasetçilerin, sivil toplum kuruluşlarının, hatta uluslararası kuruluşların Kürt sorununa ilişkin bu güne kadar ne yaptıklarını yazdım. Bu kitap, Kürt sorunu nasıl çözülür üzerine değil, neden çözülemediği
üzerine.”
Son 30 yılın arşivinin, demokrasi ve hukuka inanan herkesin sorgulamasını gerektirecek kadar donanımlı olduğunu belirten Akçura’nın bu zengin arşiv karşısında hükmü şu:
“Türkiye kendi tarihini faili meçhul bırakmış.”
Yeni kuşak (ki umudumuz o genç kardelenlerde) soruşturmacı gazetecilerin önemli isimlerinden olan Belma Akçura’nın kitabı, Kürt sorununa çıkış yolu (sonra da çözüm) bulmakta yararlı olacak değerde bir belgesel. (Ayraç Yayınları, 2008 Nisan)
Bir şiir
Bu yıl 12. Altın Portakal Şiir Ödülü’nü kazanan Cevat Çapan, 31 ülkeden 74 şairden çevirdiği şiirlerin bir seçkisini “Şiir Çevir Denize At” başlığıyla yayımladı, (Cumhuriyet Kitapları, Şubat 2008). Biz de İtalyan Rocco Scotella’nın (1923-1953) dizeleriyle noktalayalım haftayı:
“Akşamın acıklı şarkıları/ getirdi beni sana./ En uysal tutukluyum ben/ gölgede/ kazak ören./ Işığın çekti getirdi beni/ çalılıklardan,/ yoksa karşı koyamazdım geceye;/ bir orman kuşuyum ben/ karanlıkta şakıyan.”
Nail Güreli/milliyet



Güncel