E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- HPG: İntihar değil, çok planlı bir karakol baskınıydı
- Kürt paketinde ilginç ve hızlı gelişmeler/MURAT YETKİN
- Barzani ile Maliki arasında gerilim tırmanıyor
- Esas sorunlar/Ahmet Altan
- Kürtlerin temel sorunu ’çakma seyit’ düzeni/Soner YALÇIN
- Ben bir çocuğum.../Şerif Kaplan
- Bir kilo şekere Diyarbakır/M.Salih Erol
- Türk medyasının “İsviçre balonu” patladı
- PKK'lar saz çalıp eğleniyor
- Güney Kürdistan’da kız çocuklarının yüzde 60’ı sünnetli
Bu yıl 68'in 40. yılı ya... Ortalığı 68 programları kapladı. Ama ne yazık ki, bunların çoğu 68'in dünyadaki ve buradaki isyancı ruhunu yansıtmaktan çok uzak. Çok kere insanı esnetiyor. Bazen de öfkelendiriyor, ceviz kabuğu doldurmayan faşizan programlara kan verilince. Emekli sosyalistlerin, yorgun demokratların 'biz bir zamanlar neydik' diye yarım yamalak, ve çok kere o günü, bu günkü konumlarının filtresinden geçirerek sayıklamasına, bazen de 68 isyanını tutuşturanlara yapılmış bir hakarete dönüştü bu programlar.
Özellikle Deniz Gezmiş, yeni yükselen milliyetçiliğin bir ikonuna dönüştürülmek isteniyor. Mustafa Kemal ile Deniz'in, Che'nin resimlerini buluşturmak, Türk Nasyonal sosyalizminin uzun zamandır başlattığı bir densizlik. Mustafa Kemal'in resmini, Sun Yat Sen, George Washington gibi, Amerikan deyişi ile, 'kurucu baba'lar ile buluştursanız kimse itiraz etmez. Aslında Mustafa Kemal'e de bir devlet kurucusu olarak gösterilebilecek bir saygının ifadesi olur bu. Tarihteki ulusal burjuva devletlerinin kurucuları arasında yer verebilirsiniz. Hatta Bolivar ile de karşılaştırabilirsiniz. Ama Deniz'in ne ilgisi var sizlerle yahu. Şimdi 'Ulusalcı' geçinenler, Deniz THKO, saflarında yer alırken sizler nerede idiniz? Hepiniz girecek delik aramıştınız, 9 Mart sözde solcu darbesi çuvallayınca.
Hatta '0ldu' sanıp' SBF önünde davul zurna çaldınız. Deniz, 68 öğrenci isyanının tutuşturucusu ve simgesi idi. THKO ve THKP/C'nin doğuşu, cunta hayalleri peşinde, gençlik potansiyelini peşkeş çekmek isteyen MDD hareketinin reddi olarak, diyalektik bir biçimde doğmuştur. THKO'nun ruhu Deniz ise, siyasal bilinci hiçbir zaman MDD saptırmasına sempati beslememiş olan Sinan Cemgil'dir. Bu muhteşem bir buluşma olmuştur. Castro ile Che'nin buluşması gibi bir şey. Ve daha sonra iki tarihi hareket Deniz'in infazını önlemek için bir araya gelmiştir. Kızıldere'nin bıraktığı en önemli miras ve mesaj budur. Devrimci kardeşlik ve dayanışma.
Buradan ulaşılan doğal sonuç: Halkların kardeşliği. Halklarımız bu mesajı çok iyi algıladı ve 70'lerde faşist meydan ukumaya karşı muhteşem bir direniş sergiledi. Kızıldere kıyımı, devrimcilerin bir araya gelmesini tehdit olarak algılayan 'milli güvenlik devleti' tarafından soğukkanlı bir biçimde gerçekleştirilmiştir. Ve aynı 'ulusal güvenlik devleti', İbrahim Kaypakkaya'nın resmi ideoloji ve ulusal sorun karşısındaki ilkesel, kıvırtmayan Marksist tavrını da büyük bir tehdit olarak algılayıp, onu da soğuk kanlı bir biçimde infaz etmiştir. 68'in gerçek ürünü, işte bu üç devrimci harekettir.
1848 Avrupa devrimleri, ya da 1905 Rus devrimi, veya 1917 Şubat devrimi gibi kitlelerin yaratıcılığının, en güzel örneklerinden biridir 68 gençlik isyanı ve konseyler benzeri kendi organlarını da yaratmıştır. 15-16 Haziran işçi isyanı da bunun emekçi kesimler içindeki yansımasıdır. Burada da sınıf kendi sendika ve parti yapılanmalarını kat be kat aşmıştır. Daha sonraki sınıfsal, devrimci yapılanmalar da, bu kitleselleşme içinde filiz vermiştir.
Sistemin alelacele darbeyi gündeme alması ve daha yeni oluşum halindeki devrimci yapılanmaların önder kadrolarını, 1921'de Mustafa Suphi'lere yapıldığı gibi, imha etmesinin asıl nedeni de budur.
Ama bu imhaya karşın, bu hareketler, aynı 68 kitleselleşmesi gibi, müthiş bir kitle desteğine ulaşmış, faşistlerin başlattığı iç savaşta direnilebilmiştir.
Bu yıl, Denizlerin idamının, Kızıldere kıyımının ve İbrahim Kaypakkaya'nın yargısız infazını bir arada anılması bence çok anlamlı olmuş, buradan 4'lerin kendilerini yakışına geçilmesi de, bugünlere uzanan direniş çizgisinin net bir biçimde görülebilmesine olanak sağlamıştır.
Bu bağlamda Diyabakır'da yapılan panel bence çok anlamlı oldu. Bu panelde Kızıldere kıyımında yitirdiğimiz, Ömer Ayna'nın ağabeyi ile buluşmak benim için çok anlamlı oldu. Ömer, DDKO'luydu, ama THKO meşalesi yanınca koştu tutmak için. Deniz de son mesajını iki halkın kardeşliğine adadı. Deniz'in yaşamını kurtarmak için Ömer, Cihan ve Mahir elele verdi. Üçünün birliğinde, üç coğrafya Karadeniz dağlarında bir araya geldi ve 'Halkların kardeşliği' şiarı somut bir eyleme dönüştü. Bu şiardır ki, nerede devrim ateşi tutuşsa gerçek devrimcinin, meşaleye elvermesini beraberinde getirdi. Diyarbakır zindanında faşizme karşı kendini yakan 4'ler örneğinde olduğu gibi.
Bazıları çok şaşırıyorlar, bir THKO içinde ve diğer hareketlerde Kürt gençlerini görünce. Ve da Kürt özgürlük hareketi içinde Türk gençlerini görünce. 68'in gerçek mirası budur işte. O gençlik isyanında omuz omuza yürüyenler, daha sonra da birlikte yürüdüler. Ve bunu son derece normal kabul ettiler.
ozgurgundem



Güncel