E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- HPG: İntihar değil, çok planlı bir karakol baskınıydı
- Kürt paketinde ilginç ve hızlı gelişmeler/MURAT YETKİN
- Barzani ile Maliki arasında gerilim tırmanıyor
- Esas sorunlar/Ahmet Altan
- Kürtlerin temel sorunu ’çakma seyit’ düzeni/Soner YALÇIN
- Ben bir çocuğum.../Şerif Kaplan
- Bir kilo şekere Diyarbakır/M.Salih Erol
- Türk medyasının “İsviçre balonu” patladı
- PKK'lar saz çalıp eğleniyor
- Güney Kürdistan’da kız çocuklarının yüzde 60’ı sünnetli
Öyle anlaşılıyor ki yakın tarihimizin en “örgütlü” cinayetine kurban gitmiş Hrant Dink.
Her gün, cinayete bulaşmış yeni birileri ortaya çıkıyor.
Neredeyse devletin bütün birimleri işin içinde.
Polis, asker, istihbarat...
Herkes hazırlıkları adım adım izlemiş.
Kimin cinayetin planlarını yaptığı devletin meçhulü değil.
Ama birkaç çocuktan başka kimse yakalanmıyor.
Belki de “herkes” işin içinde olduğundan araştırmalar “çocukların” arkasına bir türlü geçemiyor.
Görevi suçluyu ortaya çıkarmak olanlar, bu görevlerini yerine getirmek için hiç de arzulu gözükmüyorlar.
Cinayetin işlendiği gün bölgedeki kameralar birçok görüntüyü kaydetmiş.
Geçen akşam o görüntülerden bazıları Show TV’de yayınlandı.
Yayınlanmayan bazı kareleri de bugün biz gazeteye koyduk.
O görüntülerde kuşkulu birkaç kişi var.
Aralarından birinin Yasin Hayal’in kardeşi olduğu bile söyleniyor.
O “kuşkulu” adamlar cinayetten önce ve sonra bölgede dolaşıyorlar, işaretleşiyorlar ve bir inşaatın içinde kayboluyorlar.
Dink cinayetindeki birçok tuhaflıktan biri de burada ortaya çıkıyor.
Bu adamları kimse araştırıp soruşturmuyor.
O korkunç klişeyle karşılaşıyoruz:
“Kimlikleri tespit edilememiştir.”
Kimlikleri tespit edilemiyor...
Böyle giderse edilemeyecek de.
Anlaşılıyor ki tespit etmek isteyen kimse yok.
Eğer tetiği çeken ve ona yardım eden “çocukların” arkasına bir bakacak olursak birdenbire uzun bir yol açılacak önümüzde.
Devletin içine, kalbine, ruhuna doğru, suçluları birer birer yakalayarak bir seyahat yapmak zorunda kalacağız.
Zaten devletin bu kadar “isteksiz” davranmasına rağmen daha şimdiden jandarma istihbaratçısı astsubaylar, albaylar, polisler beliriyor cinayet resminin fonunda.
Ne bir albayın, ne de bir polis müdürünün böyle bir cinayette “üstünden” emir almadan hareket etme cesareti yoktur.
Mutlaka birileri onlara bunun için emir verdi.
Bir emir zinciri derinlere doğru uzanıp gidiyor.
Bir çekersek, halkaların sonunda çıkacak olan kişi herhalde herkesi şaşırtacak.
Onun için de kimse zinciri çekmek istemiyor.
Ama şu sırada Türkiye’nin bir şansı var.
Artık devlet “yekpare” bir yapı değil.
Suça eğilimli devlet görevlileri karşısında, suçu yakalamaya çalışan devlet görevlileri de bulunuyor.
Üstelik bu insanlar, suça bulaşmış bütün birimlerin içinden, askerden, polisten, istihbarattan çıkıyor.
Aynı grupların içindeki görevliler birbirlerini yakalamaya ya da engellemeye uğraşıyorlar.
Bazen engellemek isteyenler, bazen yakalamak isteyenler kazanıyor.
Dink cinayetinde devletin bütün isteksizliğine rağmen bazı isimlerin ortaya çıkarılmasını da herhalde buna borçluyuz.
Ama bugün yakaladığımız karede gözüken insanlar konusunda galiba “engellemek” isteyenler galip geldi.
Bu yüzden bu adamlar bir türlü bulunamıyorlar.
Belki bu adamlar “suçlu” değildir ama adamların yakalanmaları böyle engellendikçe onların “suçluluğuna” duyulan inanç da artıyor.
Düşünün ki bu görüntüler bir buçuk yıl önce çekildi.
Hâlâ “kimlikleri tespit edilemedi”.
Dink davasının nasıl sonuçlanacağını bilmiyoruz.
Üstünü kapatmaya çalışabilirler.
Kapatabilirler de.
Ama kim ne yaparsa yapsın bu dosya yeniden açılacaktır.
Çünkü bu cinayet aydınlanmadan devlet kolay kolay temizlenemeyecek.
Temizlenememesi ise, gerçek bir devlet olamaması anlamına gelir.
Devlet, içinde katil barındırmaz çünkü.
Barındırırsa devlet olmaz.
Türkiye’nin bir devlete ihtiyacı var.
Gerçek bir devlete.
İşin acıklı yanı şu ki, dünyada artık “ulus devletler” biterken, yeni idari birimler ortaya çıkarken biz hâlâ hakikisinden bir devlet kuramamış durumdayız.
Dink davası gerektiği gibi aydınlanamazsa, devlet olmadan yeni bir aşamaya geçeceğiz.
Ama katiller sevinmesin.
Devlet olsak da... Değişen dünyayla bütünleşip “ulus devletin” olmadığı yeni bir aşamaya geçsek de bu katiller yakalanacak.
Onların korunması ancak bugünkü yapıyla mümkün.
Ve, bugünkü yapının sürmesi de imkânsız.
İçinde katil barındıran devlet sonunda mutlaka kendini yok eder.
taraf



Güncel