E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- HPG: İntihar değil, çok planlı bir karakol baskınıydı
- Kürt paketinde ilginç ve hızlı gelişmeler/MURAT YETKİN
- Barzani ile Maliki arasında gerilim tırmanıyor
- Esas sorunlar/Ahmet Altan
- Kürtlerin temel sorunu ’çakma seyit’ düzeni/Soner YALÇIN
- Ben bir çocuğum.../Şerif Kaplan
- Bir kilo şekere Diyarbakır/M.Salih Erol
- Türk medyasının “İsviçre balonu” patladı
- PKK'lar saz çalıp eğleniyor
- Güney Kürdistan’da kız çocuklarının yüzde 60’ı sünnetli
Başbakan’ın resmi Bağdat gezisi, daha başlamadan dikkatleri üstüne topluyor. Hem Türk-Irak ilişkileri, hem de Türk-Kürt KUZEY IRAK, BAĞIMSIZLIK
ilişkileri açısından son derece önemli semboller taşıyan bir ziyaret hazırlanıyor.
Dünkü yazımda, Başbakan’ın Bağdat dönüşünde, kısa bir süre için dahi olsa, Kuzey Irak yönetiminin resmi olmayan başkenti gibi nitelendirilen Erbil’e inmesi ve örneğin Kuzey Irak Yönetim Başbakanı Neçirvan Barzani ile kısa bir görüşme yapıp yoluna devam etmesi önerisiyle ilgili gelişmelere değinmiştim.
Gerçekten de, Irak yepyeni bir sürece giriyor. Kuzey Irak’ta, artık “bağımsızlık” değil, aksine Irak’ın önemli ve etkin bir parçası olarak kalıp, bu ülkenin petrol ve doğalgaz zenginliklerinden daha fazla yararlanma politikası ön plana çıkıyor.
“Bağımsızlık” fikri belki hiçbir zaman tümüyle yok olmayacaktır. Belki ilerde, koşullar farklılaşırsa yeniden gündeme gelecektir. Ancak Barzani ve Talabani yönetimleri, önümüzdeki süreçte, bağımsızlığa değil, refah ve zenginlik kazanmaya öncelik verilmesinde görüş birliğindeler.
Biz hala, Irak Kürtlerinin hemen bağımsızlık peşinde koştuklarını sanıyoruz. Oysa alandaki gerçekler bambaşka.
Kürtlerin önünde iki senaryo vardı:
1. Bir yanda, bağımsızlık savaşı var. Yani, Türkiye, İran ve Irak’taki Sunni ve Şii gruplarının üstlerine saldıracağı, gerektiğinde savaş dahi çıkarabilecekleri son derece riskli ve sonuçta, ABD’nin dahi reddedeceği bir Kuzey Irak Kürt Devleti projesi var...
2. Öte yanda, Irak’tan ayrılmadan, federatif bir yapı içinde, Irak’ın muazzam doğal zenginliklerinden daha fazla pay alıp zenginleşmek, aynı zamanda Bağdat’taki merkezi hükümette de etkili bir rol oynamak.
Siz olsanız hangisini seçersiniz?
Kürtler de ikinci senaryoyu seçti. Birinciyi tamamen çizmeseler dahi, çok geriye attılar.
İşte Erdoğan böyle bir Irak’a gidecek.
Üstelik Kuzey Irak, Türkiye ile ilişkileri düzeltmek için cidden önemli adımlar atıyor, jestler yapıyor. Bunu TSK yetkilileri dahi kabul eder oldular.
Şimdi ortaya atılan soru da, bu ortamdan kaynaklanıyor: Erdoğan, Erbil’e de uğramalı mı?
Her zaman olduğu gibi, buna EVET diyenler de var, HAYIR diyenler de...
Siz ne dersiniz.
Erdoğan'ın Erbil'e inmesi PKK'ya kötü haberdir
Başbakan’ın, Irak gezisi sırasında ve dönüşünde Erbil’e uğraması başta ABD ve Irak olmak üzere hemen herkes tarafından memnuniyetle karşılanacak bir jesttir.
Özellikle, Kuzey Irak Kürtleri açısından, Türkiye ile sürtüşme döneminin bitişi, işbirliğinin yeniden başlaması olarak algılanacaktır. Türkiye’ye sırtlarını dayayabilecekleri bir süreç diye nitelenecektir.
Kuzey Irak petrolü ve doğal gazının Türkiye üzerinden Batıya satılması, Kuzey Irak’ın yeniden inşasında Türk firmalarının öncelik almaları, Türkiye’nin Irak konusunda etkinlik kazanması anlamına gelecektir.
Bu olayın bir de iç politika boyutu var.
PKK ile mücadele çerçevesinde, son altı ay süresince gerçekleştirilen zorunlu askeri operasyonlar Başbakan’ın Güneydoğu’daki eski imajını epey sarsmıştı. Her ne kadar, 15 milyon dolarlık bir paket açıkladıysa da, insanlar daha somut bir jest bekliyorlar.
Güneydoğu’daki gerilimi arttıracak diğer bir unsur, DTP’nin yakında Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılma olasılığıdır.
Kürt sorununa farklı bakan, PKK ile mücadelede sadece kaba gücü öneren çevreler, PKK’nın tam köşeye sıkıştırıldığı bir zamanda, böyle bir jestin yanlış anlaşılacağını ileri sürüyorlar. Kuzey Irak’ın resmen tanınması anlamına geleceğini, Barzani’yi şımartacağını belirtip karşı çıkıyorlar.
Oysa böyle bir jestin ne tanınma, ne de şımartmayla ilgisi vardır.
Erdoğan’ın Erbil’e inmesi Güneydoğu’ya yönelik bir yumuşama, dostluk ve barış jesti anlamına gelecektir. Türkiye’nin Kürtlerle bir sorunu olmadığı, sorunun PKK’dan kaynaklandığı mesajı verilecektir.
Bu gelişmeden en çok PKK rahatsız olacaktır.
Kuzey Irak yönetimi ile Türkiye’nin yakınlaşması, terör örgütünün köşeye sıkıştırılması anlamına gelecektir. Türkiye Başbakanı ile el sıkışacak olan Kuzey Irak Başbakanı, ister istemez PKK’nın daha çok üstüne gitmek zorunda kalacaktır.
Erdoğan’ın Erbil’e inişi, Neçirvan Barzani ile konuşması sembollerle dolu, Türk-Kürt ilişkilerine yeni bir ivme kazandıracak değerdedir.
Bu fırsat kaçırılmamalıdır.
milliyet
Yorum Yaz
Yorumlar (1 Yazılmış)
-
Gönderen adnan, 21 Haziran, 2008 12:51:15çokbilmiş M:A:B sen git yaltakçılık yaptığın kişilere bunu anlat ve KANLI paraları yemeğe devam edin.R:T:E ve T:C ortaklığının hep hayali KÜRT İŞBİRLİKÇİLERİYLE Kürt halkının ÖNderlerini ve Onun mirasçılarını= HAYATINIZI ZEHİR ve MASKENİZİ düşürüp kanlı rantınızı devam ettirmedeki KABUSUNUZU malesef YOK edemeyeceksiniz.BU halkın sahibi ve yiğit evlatları daim olacaktır.ALLAH mazlum VE Haklı mucadelenin daim yanındadır.



Güncel