Kuşkulu işler/Ahmet Altan

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 8 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


 

Adaletin asıl amacı suçluları yakalamak değildir.

Adaletin asıl amacı masumları korumaktır.

Suçluları, masumları koruyabilmek için yakalayıp cezalandırır.

Ve, adaletin en büyük endişesi bir suçsuzu cezalandırmaktır.

“Bir suçsuz mahkûm olacağına, bin suçlu cezasız kalsın” anlayışı adaletin belkemiğini oluşturur.

Biz, adaleti bir tür “intikam” gibi gördüğümüzden bizim için “cezalandırmak” asıldır, arada suçsuzların da kurban edilmesine pek aldırmayız.

Hatta kurban ayinleri düzenleriz.

Son Güngören saldırısıyla ilgili yakalananlar konusunda doğrusu adaletin bütün ölçülerine dikkat edildiğine pek emin değilim.

İçişleri Bakanı’nın, onu desteklediğini açıklayan AKP hükümetinin, hükümetin bu olaydaki tutumuna destek olmaya koşan medyanın açıklamaları bende çok ciddi kuşkular uyandırıyor.

İçişleri Bakanı, “suçluların” yakalandığını ve kesin kanıtların bulunduğunu söyledi.

Hürriyet gazetesi, yakalananlardan “bombacı” Hüseyin Türeli’nin “bombayı patlatıp seyrettim” diye ifade verdiğini manşetten duyurdu.

Sabah gazetesinden Umur Talu da, Türeli’nin bir başka “bombacı” ile birlikte Silopi’den giriş yaptığını yazdı.

Bakanın sözleriyle Hürriyet gazetesinin haberini ve Talu’nun yazısını yan yana koyduğunuzda Türeli’nin “suçluluğuna” inanmamak mümkün değildi.

Üstelik “bombacının” sözleri insanları öfkeden çıldırtabilirdi.

Ama bir sorun vardı.

Bütün bu “kesin kanıtlara”, “patlattım seyrettim” türünden net itiraflara, Silopi’den giriş yaptığına dair bilgilere rağmen mahkeme Türeli’yi ve arkadaşlarını “bomba atmaktan” değil “örgüt üyesi olmaktan” tutukladı.

Kanıtlar, itiraflar, bilgiler bu kadar sağlamsa bu sanığın “katliam” suçundan tutuklanması gerekirdi.

Neden örgüt üyeliğinden tutuklandı?

Ya bakan ve medya yalan söylüyor ya da mahkeme yanlış nedenle tutukladı.

Eğer ortada bir yalan varsa bunun iki dehşet verici sonucu olacak.

Birincisi, “bombayı atmamış” birileri işlemedikleri bir suçtan cezalandırılacak.

İkincisi, suçsuz birileri suçlanarak “asıl suçlular” saklanacak.

Çünkü “bombacı” ilan edilen Türeli gerçek “bombacı” değilse, ele geçirilmemiş ve artık “aranmayan” bir başka bombacı olmalı.

Bu karışık ve kuşkulu durumun aydınlığa kavuşması için İçişleri Bakanı’nın, bu sanığın bomba attığını belgeleyen kanıtları açıklaması gerekir.

Hürriyet’in “patlattım seyrettim,” sözlerinin yazılı olduğu ifadenin tutanağını yayınlaması gerekir.

Onlar bunları yaparsa, o zaman da dönüp mahkemeye “neden bomba atmaktan ve katliamdan tutuklamadınız” diye sorarız.

Beni, AKP hükümeti ile medya arasındaki bu “koordinasyon” kuşkulandırıyor.

Sadece bakan konuşmuş olsaydı ya da sadece Hürriyet yazmış olsaydı, “bir hata yapmış olabilirler” derdik ama böylesine bir “uyum” insana “hatanın ötesinde” bir şeyler olabileceğini düşündürüyor.

Bilmediğimiz bir şeyler mi oluyor?

Bir şeyleri saklamak için işbirliği mi yapılıyor?

Bu arada, PKK bir açıklama daha yaparak “Güngören olayıyla bir ilgisi olmadığı” konusunda ısrar etti.

Daha şaşırtıcı olanı ise Alman İstihbarat Teşkilatı başkanının Bild gazetesine bir demeç vererek, “bunun PKK’nın işi olmayabileceğini” söylemesiydi.

Alman İstihbarat Teşkilatı neden bir başka ülkedeki bir patlamayla ilgili açıklama yapsın?

Bir istihbarat teşkilatının böyle tuhaf bir iş yapması için çok önemli bir nedeni olmalı.

O neden ne?

Sadece bakanın iddialarına, Hürriyet’in yazdıklarına, PKK’nın açıklamalarına, Almanların sözlerine dayanarak durumu anlamaya çalışmakla yetinmedik elbette.

Arkadaşlarımız Türeli’nin oturduğu mahalleye gitti, akrabalarıyla ve mahallenin muhtarıyla görüştü.

“Bombacı” ailesiyle birlikte yaşıyordu.

Kandil’den geldiği, Silopi’den girdiği söyleniyordu ama mahallenin muhtarı, “beş yıldan beri bu mahallede oturuyor ” diye ikametgâh ilmühaberinin üstüne el yazısıyla not düşüyordu.

Sanık bir tekstil firmasında çalışıyordu.

Bordro dökümleri vardı.

Kandil’de bulunduğu iddia edilen dönemde yattığı hastanenin kayıtları bulunuyordu.

Bu işte bir tuhaflık hissediliyor.

Türeli belki gerçekten suçludur, bunu bilemeyiz.

Ama İçişleri Bakanı ile Hürriyet’in kanıtları ve ifadeleri mutlaka göstermesi gerekiyor.

Aksi takdirde bütün bunların bir plan dahilinde yapıldığı, birilerinin insanları kandırmak için özel bir senaryo yazdığı kuşkusundan kurtulamayacak hiç kimse.

AKP, asıl suçluyu saklamak için gizli anlaşmalar mı yapıyor?

Şu sırada dokunulmaması gereken bir “asıl suçlu” mu var?

Hürriyet’in yayınladığı ifadenin tutanağı nerede?

O tutanak varsa mahkeme onu niye göz ardı etti?

Talu’ya, sanığın Silopi’den bir başka bombacıyla birlikte giriş yaptığını kim söyledi?

Bu iddianın kanıtı ne?

Türeli katil mi yoksa bir senaryonun kurbanı mı?

Bombayı o attıysa niye “bombacılıktan” tutuklanmadı?

O suçsuzsa, asıl suçlu kim ve nerede?

Adaletin amacı suçsuzları korumaktır.

Komploların amacı suçluları saklayıp suçsuzları mahkûm etmektir.

Adaletle mi, komployla mı karşı karşıyayız?

Güngören’de ölen masum insanlara, o insanların acı içindeki yakınlarına, öfkeyi ve ıstırabı ruhunda hisseden milyonlarca insana karşı bir sorumluluğumuz varsa, bu sualin gerçek cevabını bulmak zorundayız.

taraf

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (1 Yazılmış)

  • Gönderen Uğur, 06 Ağustos, 2008 21:42:00
    Kürdler ßu Adama Sahip Çıkmalı.. Yanında Olmalı..

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com