E-bülten
Haberlere abone olun:
Bu yazıyı beğendiniz mi?
(toplam 5 oy)
24 Eylül, 2008 22:27:32 | Platform AktüelBakış

Dünya da Kürt halkını temsil etmek, savunmak kadar bedelsiz zor bir düşünce yok böylece Kürt halkına karşı hoşgörü anlayışını bulamazsınız. Dünyanın neresinde olursanız olun, hangi ülkesinde yaşarsanız yaşayın eğer bu Kürt realitesi ve Kürt sorunu veya onların lehine adına bir çalışma veya proje oluşmuşsa mutlaka engellenmeye takılmış yada devletlerin savcıları, yargıçları jet hızı ile hakında soruşturma açmaya veya bir araştırma sonunda ya bir yerlerde takılıp ya yasaklanacak, yada cezalandırılacak verilen bu kararlarda demokrasi adına yapılmış olacak.
Dünya kapitalist sisteminde demokrasinin anlamı çok yönlü olup, herkes işine geldigi gibi bir demokrasi anlayışına sahip olmuştur. AB emperyalist ülkelerinde sözde sol liberaller veya sosyal demokratlar sözcüklerde demokrasi havarisi kesilirler uygulamada ise başkalaşarak Kürt sorununa sırt dönerek Kürt halkının özgürlük mücadelesinin parti ve örgütlerinin temsilcilerini terörle eş görerek Kürt halkının köle olarak yaşamasına, öldürülmesine, yakılmasına, yıkılmasına yok sayılmasına demokrasi adına ortak olmuşlardır.
Sözde demokrasi söylevleri. Ama gerçekte realite demokrasi değil sadece adı kulaklara hoş geldiği için, kavram olarak kullanılmakta savunulmaya çalışılmaktadır.
Doğrudur demokrasi göreceli bir kavram olup herkesin demokrasi kavramı farklı olmakla birlikte özelliklede günümüz dünyasında demokrasi bir oyuncak haline gelmiş olup diktatörler dahi faşist darbe yaparken demokrasi getiriyoruz demişlerdir.
Dünya Kapitalist-emperyalist sistemi; bugün insan kanı akıtarak insanları nükler veya atom silahlarla, uçaklarla, bombalarla, mermiler yağdırarak yakıyor, yıkıyor ve bir ülkeyi, bir şehri, bir kasabayı, bir köyü, bir halkı yok ederek doğasız, insansız bir yaşamı düşleyerek demokrasi adına hareket ederek ülkeleri sömürgeleştirerek kendi aralarında paylaşmaya devam ediyorlar.
Fabrikalar bunun için gece gündüz çalışarak silah, bomba, mermi, savaş uçağı, savaş gemileri, tanklar, toplar, atom bombaları, füzeler, nükler silahlar üreterek dünya demokrasi listesine geçmiyorlarmı? Her şey sömürü-kar adına insansız bir dünya yaratmaya çalışmıyorlarmı?ekolojik dengesi bozulmuş bir dünyayı sel ve doğa afetleri boğuşarak insanların ölümüne seyirci kalarak biz insanlara bu yaşamı layık görmüyorlarmı?
Asıl sorun bu gün kapitalizm şafağında ulusal bağımsızlıığını özgür devlet olma hakkını kazanamayan Orta-doğunun iki ulusu olan Kürdistan ve Filistin halkları gibi, her dönemde olduğu gibi bugünde her iki ulusa ve halklarına dayatılan ya teslim olacaksınız, ya işbirlikçi olacaksınız, yada yok olacaksınız denmektedir.
Sizler insan olarak ana yurdunuzu, ana dilinizi, ana kültürünüzü bırakıp nasıl yaşamak isterdiniz?
Sakın ha sakın sorunu milliyetçilik düzeyine indirmeyeniz, eğer bir ulus halkı ayrı bir dili, ayrı bir kültürü, iktisadi yaşam birligini ve ayrı bir coğrafyayı paylaşıyor orda yaşıyorsa neden bu insanları yok etmek isteniyor? Neden toprakların da mülteci veya sürgün etmeye çalışıyorsunuz? Veya çıkarlarınıza alet ediyorsunuz sonrada bir halkı toptan red ediyorsunuz? Bumuydu sizin demokrasiniz anlayışınız? Bumuydu sizin insanlık anlayışı?
Orta –doğunun iki lanetli ulusu yıllardır aynı kaderi paylaşıyor, ikiside topraklarında mülteci gibi veya sürgünde yaşıyor.
Yıllardır bu iki ülkenin halkları birisi siyonist İsrail ve Amerika’nın gazabı ile yakılıp yıkılıp insanlar her gün öldürülmekte.
Diğeri ise Türk militer tarafından kuruluşu ile başlayan Kürt halkını yok etme poltikasına karşı ayaga kalkan Kürt ulusal kurtuluş hareketi ile militer devletin savaşın başlatarak Kürt halkını yok etme poltikası durmaksızın hız kesmeden.
Militer devlet tarafından Kürdistan toprakları aralıksız 24 yıldır yakıp, yıkarak 40 bin insanın ölümü ile savaş tüm hızıyla devam etmekte olurken kan, canlar yok olmaktadır. Kürt halkı adına ne varsa Parti, dernek, gazete, dergi tek tek kapatılarak bu günde gündemde DTP’nin kapatılması için uğraşmakatadır.
Filistin ulusal kurtuluş lideri Yaser Arafat’ın Filistin ulusal kurtuluş hareketini adım adım pasifleştirerek ABD emperyalizmine İsrail siyonizmine bağlayarak Filistin halkının ve kendisinin sonunu getirmiş oldu.
Sonuçta Filistin’in anlı şanlı ve enternasyonel Komünist savaşçıların canı, kanı pahasına Filistin ve Lübnan halkını korumak uğruna yaşamlarını feda ederek kanlarıyla suladığı topraklar şimdi emperyalizm ve siyonizm dolaşmaktadır. ABD emperyalizmine ve İsrail siyonizmine eline geçerek Filistin halkını ve Lübnan halkı ABD emperyalizmine ve İsrail siyonizmine teslim olmuşlardır.
Yukarıda söylediğim gibi, Filistin halkı Yaser Arafat’ın liberal ve işbirlikçi tavrından dolayı Filistin halkı önünde ulusal savaşa sahip çıkarken, Filistin halkıda bir belirsiz gelecege sürüklemiş oluyordu.
İşte bugün bu misyonu Hamas gibi islami örgüt Filistin halkının kurtarıcı rolünü üstlenemiştir. Oysa ABD’nin ve İsrail siyonizmi tarafından Filistin ve Lübnan halkının bağımsızlık savaşı ve mücadelesine karşı kurulan Hamas örgütü ne yazık ki, bugün Filistin halkına öncülük etmekte olup. Filistin halkının gelecegi ile oynayarak adım adım kendi toprağında mülteci hale getirerek çaresiz hale sokarken. Mahmud Abbas ise, İsrail ile kafa kafaya vererek Filistin halkını teslim ederek birlikte Filistin halkının köleleştirmek için ABD’nin ve İsrail’in iyi bir işbirlikçisi ve kuklası olmuştur.
Güney Kürdistan bağımsız devlet olması şimdilik unutulmuş ve bir daha adı anılmamak üzere rafa kaldırılmıştır. ABD ve AB emperyalist ülkelerin her dönemde oynadıkları Kürt kartı sadece Irak’ın toprak bütünlüğü lehine dönüştürmekten öteye şimdilik geçmeyeceğe benziyor.
Türk militer devleti ise, Güney Kürdistan’ın bağımsız devlet olma hakkını engelleyerek ABD emperyalizmin tüm istekleri doğrultusunda hareket ederek ABD emperyalizmin jandarmalığından öte kondötörlü olarak ılımlı islam AKP’ti hükümeti olarak bölgeyi karıştır, barıştır ABD emperyalizmin poltikası emirleri ile hareket etmeye yönetmeye çalışmakta.
Kuzey Kürdistan’da ise, Türk militer devleti ve ABD emperyalizmin ile birlikte organizeli olarak savaş ve askeri operasyonlarla bölge yakılıp, yıkılmakta her gün çatışmalarda ölen asker cenazeleri gelirken, şu kadar PKK’lı öldürdük diye övünmeye onunla böbürlenmeye devam etmektedir.
Kürt halkını öldürmekten başka çözüm aramadığını militer devletin kuruluşundan bu yana savunan militer devlet Kürt halkını yok saymaya inkar etmeye devam etmektedir.
Türk militer devletinde modadır her Genel Kurmay Başkanı değişiminden sonra seçilen Genel Kurmay Başkanı despot sözleriyle tüm bu coğrafya üzerinde tehditlerini savurarak başta Kürt halkı olmak üzere diğer milliyetlere mensup insanları da terörize edilerek susturulmaya çalışılmaktadır.
Yaşar Büyük Anıttan görevi teslim alan Genel Kurmay Başkanı Başbuğ da aynı nakaratları tekrarlamakta gecikmemiştir.
Bugüne kadar Kürt halkının demokratik zeminde mücadelesini sürdüren temsil eden Kürt partisi, dernek, yayın organları veya sivil toplum örgütleri militer devlet tarafından gelişmesine büyümesine her dönemde izin verilmemiş yasaklanmış ve kapatılmıştır.
Kapatmaya HEP’le, başlayan DEP’li miletvekilerini parlementodan alarak cezaevine taşıyan serüven kesintisiz olarak DTP ile devam etmektedir. Son anda yargıtayın kapatmak istediği AKP’ti hükümet olma avantajını kullanarak ABD ve AB emperyalist ülkeleri tarafından desteğini alarak kurtulurken.
DTP ise, aynı şansa sahip değildir. Çünkü DTP Kürt halkını temsil etmekte olup Kemalist militer devletin parlementosun da olması kafatascıları ve şovenleri, faşistleri, misaki millicileri rahatsız etmektedir.
Tüm demokrasi güçlerinin DTP’ye sahip çıkarak Kürt halkının demokrasi mücadelesine omuz vermek olmalı ve DTP kapatılmamalıdır.



