E-bülten
Haberlere abone olun:
Bu yazıyı beğendiniz mi?
(toplam 2 oy)
Çok Okunanlar
- HPG: İntihar değil, çok planlı bir karakol baskınıydı
- Esas sorunlar/Ahmet Altan
- Barzani ile Maliki arasında gerilim tırmanıyor
- Kürt paketinde ilginç ve hızlı gelişmeler/MURAT YETKİN
- Ben bir çocuğum.../Şerif Kaplan
- Türk medyasının “İsviçre balonu” patladı
- Kürtlerin temel sorunu ’çakma seyit’ düzeni/Soner YALÇIN
- PKK'lar saz çalıp eğleniyor
- Bir kilo şekere Diyarbakır/M.Salih Erol
- Güney Kürdistan’da kız çocuklarının yüzde 60’ı sünnetli
06 Ekim, 2008 00:45:00 | 535 defa okundu | Platform AktüelBakış
Bir süredir devam eden çatışmaların birden bire yoğunluk kazanmasıyla, “stratejist” “uzman” diye geçinen bazı kişilerin de yeniden TV’lere boy göstermesine neden oldu.
Kurulu birer makine gibi,o soğuk belirlemeleriyle, ne kadar zeki ve çok şey bildiklerini anlatmaya çalışıyorlar.
Kışkırtan,
Ötekileştiren bir anlayışla hareket eden bu kişiler TV’ler aracılığıyla Türkiye’yi zaten böldüklerini kimse göremiyor.
Kürtleri ve Kürt sorununu yok sayan bir anlayışla ,hala bölgenin sorununun feodalizm ve işsizlik sorunu olduğunda ısrar etmelerindeki mantık,savaş mantığıdır.
İntiharı öğütleme mantığıdır.
PKK yi uluslar arası güçlerin taşeronu ve güdümünde olduğunu kabul etmek Kürt sorununu çözecekse,hadi hep birlikte PKK’nin uluslararası küresel sermayenin emrinde olduğunu söyleyelim.
Bu neyi değiştirir?
Kürt sorunu çözüldü mü?
Hayır !
O halde?
Bu PKK gider başka PKK gelir.
PKK bir sonuçtur, bir neden değildir.Kürt sorunu varsa,onun çözümü de olmalı…
Kahraman Mehmetçik deyip,onların duygularını okşayarak,bu halkın çocuklarını savaşa sürmek kolaydır.Ama bunun tarihsel sorumluluğundan kaçmak o kadar kolay olmayacak.
20 milyonu Türkiye’de olmak üzere sayısı 40 milyonlarla ifade edilen etnik bir aidiyetten bahsediliyor.Yoksa sayısı Kıbrıs Türkleri gibi 200 binlerle ifade edilen bir halktan bahsetmiyoruz…
O halde bu sorunun çözümünde basit gerekçelere sığınmak,sorunun çözümsüzlüğüne katkı sunmaktan öteye geçmez.
Hükümet, neo stratejist Mahir Kaynak’ın,o ne idüğü belirsiz komplo teorileriyle bu halkı daha fazla kandıramayacağını anlaması gerek.
Son zamanlarda daha çok bölge insanlarından seçtikleri o ”uzman” “stratejis” “akademisyen” devşirmeler de işe yaramayacak.
Emekli generaller,gençlerimizin kandırıldığından dem vurup duruyorlar
Peki bunlara sormak gerekiyor;Acaba dağa çıkanlar kaç lira karşılığı kandırıldılar1?
Onlara gelecekteki yaşamları için ne vaat edildi?
Öleceklerini bile bile neden bu yolu seçmişlerdi?
Onları oraya götüren gerekçe para ve lüks yaşam mı ,yoksa sizin anlayamadığınız başka şey mi vardı?
Elbette onlardan bunu anlamalarını beklemiyorum.
Buradan ocağına ateş düşen analara babalara seslenmek istiyorum ;
BU SAVAŞI ANCAK SİZLER DURDURABİLRİSİNİZ!!!
Dağa çıkanların cahil ve kandırılmış olduğunu,dolayısıyla da sorunun basit bir işsizlik sorunundan öte bir şey olmadığını söylemek tabiri caizse sahtekarlıktır.
Onlarca yıl bitmeyecek bir savaşı körüklemektir.Miyarlarca dolar sermaye kaybı ve yüz binlerce insan kaybı demektir.
Buna dur demelisiniz.
Ne pahasına olursa olsun Kürtler artık yok sayılmak istemiyor.
İstedikleri kadar devşirme “uzman” ve “stratejist” çıkarsınlar bu,gerçeği değiştirmez.
Bunca yıldır süren bir savaşı,basit feodal gerekçelere ve işsizliğe bağlamak yalnızca insafsızlık değil,aynı zamanda aptallıktır.
Sormazlar mı;”yao kardeşim bu Kastamonu da niye böyle şeyler çıkmıyor?
Yada Afyon’dan…!?
Üstelik dağa çıkanların yüzde yetmişinin üniversite ve lise dengi okullarda okuduğu göz önüne alındığında işin vahameti daha iyi anlaşılır.
Dahası dağa çıkanların yüzde doksanının zengin yerlerden çıktığı,Yüksekova Van,Urfa benzeri yerlerin sıralamanın başında geldiği gün gibi ortada iken,hala bu tür saçmalıklarla günü kurtarmaya çalışmaları anlaşılmaz bir şey.
Türkiye halkı artık bu yalanlara inanmıyor.Bu kanın durması için yapılması gerekenler gayet basitken,kulağımız tersten tutmanın anlamı yok.
İnkarcı ve dayatmacı yaklaşımların artık işe yaramayacağı 30 yıllık savaş süreci göstermiştir.
Bu savaş her iki tarafa da bir şey kazandırmaz.kazanacak olan küresel güçlerdir.
Dünya ekonomik krizin pençelerinde boğuşurken biz bu krizi atlatmak için ne yapıyoruz?
Daha fazla savaş
Daha fazla kan ve göz yaşı…
Daha fazla savaş daha fazla para ve kan demektir
Bu da ekonomik krizleri kat kat artırmaktan başka bir işe yaramaz.
Basit insani talepleri bölücülük olarak ilan edip savaş çığırtkanlığı yapmak en başta türk halkına kaybettirir.
Kürtlerin zaten kaybedecekleri bir şeyi kalmamıştır…!
Peki bu işin bir çözümü yok mu?
Söylendiği gibi dağda en son kişi kalana kadar savaşa devam mı denilecek, yoksa,bunun çözümüne yönelik adımlar da atılacak mı?
Olay gayet basit.
Kürt dili ve kültürü üstündeki yasaklar kaldırılarak ayırımsız genel bir af yapılmalı.Buna karşı PKK de kayırtsız şartsız silahlarını bırakarak sürece katılmalıdır.
Peki iş bu kadar kolayken neden karşı çıkılıyor?
O da basit!
Çünkü bölge dünya uyuşturucu trafiğinin kontrol noktası durumundadır.Burada nemalanan güçler bu savaşın bitmesini istemiyor.
Mahir Kaynak gibi artık zamanını doldurmuş komplo teorisyenlerinin stratejik belirlemeleri de işe yaramıyor.
Irak’a girme fikri Türkiye’yi felakete sürüklemektir.
Bu daha fazla ölüm demektir
Daha fazla göz yaşı demektir
Daha fazla ekonomik kriz demektir.
Top yekun bir savaştan tutun Kürtlerin kısırlaştırılmasına kadar bir dizi tedbirden bahsediliyor.
Bunlar bu saatten sonra artık işe yaramaz.Kürtlerin tepkisel olarak daha çok çocuk yapmasından başka bir işe yaramaz.
Top yekun savaşa gelince;Uluslar arası konjoktör müsaade ettiği ölçüde bir top yekun savaş mümkündür.
Ne yazık ki Eskisi gibi canın her istediğinde her yere girip istediğini öldürüp gidemezsin.Dün diğer Kürt isyanlarında yaşananların bu gün yaşanması çok güç.
Mahir ;Kaynak gibi aklını istihbarat örgütleriyle bozmuş, birinin kuzey Irak’a bir müdahaleyi savunması, Kürt düşmanlığındaki gözü karalığı göstermesi bakımından ibret vericidir.
Cinnet toplumu yaratmak için işbirlikçi,devşirme birkaç Kürdü de yanına alarak TV’lerde halkı galeyana getirmek en çok da Türk halkına kaybettirecektir.
Kaybedecek bir şeyi olmayan Kürtler için,ha kel Memet,ha Memed’ê keçel…
Umarım Türkiye istihbaratı ve devletin yetkili organları daha soğuk kanlı ve daha temkini yaklaşır olaylara.
Top yekun savaş anlayışı bazı kesimlerin durumdan vazife çıkarmasına neden olabileceği gibi,bazı kesimlerde de daha büyük tepkisel çıkışlara da zemin yaratabileceğini hesaplamaları gerek.
Bu savaşın galibi olmayacak.
Savaşları kazanmak göreceli kavramlardır.
Ne kaybettiğimizi bilmeden ne kazandığımızı hesaplayamasın.
Bu savaşın da galibi olmayacak.
Ya demokrasi kazanacak,ya küresel güçler!
Ortak payda daha fazla demokrasidir.
Bu ortak paydada buluşmak demek,Türkiye’nin kazanması anlamına geleceği için küresel aktörlerin hoşuna gitmeyebilir.
Bu kanlı planları boşa çıkarmak bize bağlı.
Kurulu birer makine gibi,o soğuk belirlemeleriyle, ne kadar zeki ve çok şey bildiklerini anlatmaya çalışıyorlar.
Kışkırtan,
Ötekileştiren bir anlayışla hareket eden bu kişiler TV’ler aracılığıyla Türkiye’yi zaten böldüklerini kimse göremiyor.
Kürtleri ve Kürt sorununu yok sayan bir anlayışla ,hala bölgenin sorununun feodalizm ve işsizlik sorunu olduğunda ısrar etmelerindeki mantık,savaş mantığıdır.
İntiharı öğütleme mantığıdır.
PKK yi uluslar arası güçlerin taşeronu ve güdümünde olduğunu kabul etmek Kürt sorununu çözecekse,hadi hep birlikte PKK’nin uluslararası küresel sermayenin emrinde olduğunu söyleyelim.
Bu neyi değiştirir?
Kürt sorunu çözüldü mü?
Hayır !
O halde?
Bu PKK gider başka PKK gelir.
PKK bir sonuçtur, bir neden değildir.Kürt sorunu varsa,onun çözümü de olmalı…
Kahraman Mehmetçik deyip,onların duygularını okşayarak,bu halkın çocuklarını savaşa sürmek kolaydır.Ama bunun tarihsel sorumluluğundan kaçmak o kadar kolay olmayacak.
20 milyonu Türkiye’de olmak üzere sayısı 40 milyonlarla ifade edilen etnik bir aidiyetten bahsediliyor.Yoksa sayısı Kıbrıs Türkleri gibi 200 binlerle ifade edilen bir halktan bahsetmiyoruz…
O halde bu sorunun çözümünde basit gerekçelere sığınmak,sorunun çözümsüzlüğüne katkı sunmaktan öteye geçmez.
Hükümet, neo stratejist Mahir Kaynak’ın,o ne idüğü belirsiz komplo teorileriyle bu halkı daha fazla kandıramayacağını anlaması gerek.
Son zamanlarda daha çok bölge insanlarından seçtikleri o ”uzman” “stratejis” “akademisyen” devşirmeler de işe yaramayacak.
Emekli generaller,gençlerimizin kandırıldığından dem vurup duruyorlar
Peki bunlara sormak gerekiyor;Acaba dağa çıkanlar kaç lira karşılığı kandırıldılar1?
Onlara gelecekteki yaşamları için ne vaat edildi?
Öleceklerini bile bile neden bu yolu seçmişlerdi?
Onları oraya götüren gerekçe para ve lüks yaşam mı ,yoksa sizin anlayamadığınız başka şey mi vardı?
Elbette onlardan bunu anlamalarını beklemiyorum.
Buradan ocağına ateş düşen analara babalara seslenmek istiyorum ;
BU SAVAŞI ANCAK SİZLER DURDURABİLRİSİNİZ!!!
Dağa çıkanların cahil ve kandırılmış olduğunu,dolayısıyla da sorunun basit bir işsizlik sorunundan öte bir şey olmadığını söylemek tabiri caizse sahtekarlıktır.
Onlarca yıl bitmeyecek bir savaşı körüklemektir.Miyarlarca dolar sermaye kaybı ve yüz binlerce insan kaybı demektir.
Buna dur demelisiniz.
Ne pahasına olursa olsun Kürtler artık yok sayılmak istemiyor.
İstedikleri kadar devşirme “uzman” ve “stratejist” çıkarsınlar bu,gerçeği değiştirmez.
Bunca yıldır süren bir savaşı,basit feodal gerekçelere ve işsizliğe bağlamak yalnızca insafsızlık değil,aynı zamanda aptallıktır.
Sormazlar mı;”yao kardeşim bu Kastamonu da niye böyle şeyler çıkmıyor?
Yada Afyon’dan…!?
Üstelik dağa çıkanların yüzde yetmişinin üniversite ve lise dengi okullarda okuduğu göz önüne alındığında işin vahameti daha iyi anlaşılır.
Dahası dağa çıkanların yüzde doksanının zengin yerlerden çıktığı,Yüksekova Van,Urfa benzeri yerlerin sıralamanın başında geldiği gün gibi ortada iken,hala bu tür saçmalıklarla günü kurtarmaya çalışmaları anlaşılmaz bir şey.
Türkiye halkı artık bu yalanlara inanmıyor.Bu kanın durması için yapılması gerekenler gayet basitken,kulağımız tersten tutmanın anlamı yok.
İnkarcı ve dayatmacı yaklaşımların artık işe yaramayacağı 30 yıllık savaş süreci göstermiştir.
Bu savaş her iki tarafa da bir şey kazandırmaz.kazanacak olan küresel güçlerdir.
Dünya ekonomik krizin pençelerinde boğuşurken biz bu krizi atlatmak için ne yapıyoruz?
Daha fazla savaş
Daha fazla kan ve göz yaşı…
Daha fazla savaş daha fazla para ve kan demektir
Bu da ekonomik krizleri kat kat artırmaktan başka bir işe yaramaz.
Basit insani talepleri bölücülük olarak ilan edip savaş çığırtkanlığı yapmak en başta türk halkına kaybettirir.
Kürtlerin zaten kaybedecekleri bir şeyi kalmamıştır…!
Peki bu işin bir çözümü yok mu?
Söylendiği gibi dağda en son kişi kalana kadar savaşa devam mı denilecek, yoksa,bunun çözümüne yönelik adımlar da atılacak mı?
Olay gayet basit.
Kürt dili ve kültürü üstündeki yasaklar kaldırılarak ayırımsız genel bir af yapılmalı.Buna karşı PKK de kayırtsız şartsız silahlarını bırakarak sürece katılmalıdır.
Peki iş bu kadar kolayken neden karşı çıkılıyor?
O da basit!
Çünkü bölge dünya uyuşturucu trafiğinin kontrol noktası durumundadır.Burada nemalanan güçler bu savaşın bitmesini istemiyor.
Mahir Kaynak gibi artık zamanını doldurmuş komplo teorisyenlerinin stratejik belirlemeleri de işe yaramıyor.
Irak’a girme fikri Türkiye’yi felakete sürüklemektir.
Bu daha fazla ölüm demektir
Daha fazla göz yaşı demektir
Daha fazla ekonomik kriz demektir.
Top yekun bir savaştan tutun Kürtlerin kısırlaştırılmasına kadar bir dizi tedbirden bahsediliyor.
Bunlar bu saatten sonra artık işe yaramaz.Kürtlerin tepkisel olarak daha çok çocuk yapmasından başka bir işe yaramaz.
Top yekun savaşa gelince;Uluslar arası konjoktör müsaade ettiği ölçüde bir top yekun savaş mümkündür.
Ne yazık ki Eskisi gibi canın her istediğinde her yere girip istediğini öldürüp gidemezsin.Dün diğer Kürt isyanlarında yaşananların bu gün yaşanması çok güç.
Mahir ;Kaynak gibi aklını istihbarat örgütleriyle bozmuş, birinin kuzey Irak’a bir müdahaleyi savunması, Kürt düşmanlığındaki gözü karalığı göstermesi bakımından ibret vericidir.
Cinnet toplumu yaratmak için işbirlikçi,devşirme birkaç Kürdü de yanına alarak TV’lerde halkı galeyana getirmek en çok da Türk halkına kaybettirecektir.
Kaybedecek bir şeyi olmayan Kürtler için,ha kel Memet,ha Memed’ê keçel…
Umarım Türkiye istihbaratı ve devletin yetkili organları daha soğuk kanlı ve daha temkini yaklaşır olaylara.
Top yekun savaş anlayışı bazı kesimlerin durumdan vazife çıkarmasına neden olabileceği gibi,bazı kesimlerde de daha büyük tepkisel çıkışlara da zemin yaratabileceğini hesaplamaları gerek.
Bu savaşın galibi olmayacak.
Savaşları kazanmak göreceli kavramlardır.
Ne kaybettiğimizi bilmeden ne kazandığımızı hesaplayamasın.
Bu savaşın da galibi olmayacak.
Ya demokrasi kazanacak,ya küresel güçler!
Ortak payda daha fazla demokrasidir.
Bu ortak paydada buluşmak demek,Türkiye’nin kazanması anlamına geleceği için küresel aktörlerin hoşuna gitmeyebilir.
Bu kanlı planları boşa çıkarmak bize bağlı.



Güncel