E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- HPG: İntihar değil, çok planlı bir karakol baskınıydı
- Barzani ile Maliki arasında gerilim tırmanıyor
- Esas sorunlar/Ahmet Altan
- Ben bir çocuğum.../Şerif Kaplan
- Türk medyasının “İsviçre balonu” patladı
- Bir kilo şekere Diyarbakır/M.Salih Erol
- Tarihin en büyük 10 komplo teorisi
- PKK'lar saz çalıp eğleniyor
- Güney Kürdistan’da kız çocuklarının yüzde 60’ı sünnetli
- HPG: Karakol baskınında Türk ordusu ağır kayıp verdi
Bir kez daha başa dönülmüş olundu. Türk militer devletinin parlementosu Kürd sorunu deyince yine başa dönülerek Kürdlere karşı savaşmaya Kürd halkının kanı akıtmak için sınır ötesi askeri hareket için oylanan tezkereye muhalefet, iktidar söz birligi yapmışcasına çoğunlukla onay vermiş oldu. Yanlızca DTP li Kürd vekillerle ve ÖDP parti Genel Başkanı Ufuk Uras red oyu vermiş oldu.
Diğerleri ise, Kürdistan halkının oyları ile vekil olan ve Kürd olmalarına rağmen çıkarlarının gereğini yerine getirerek Kemalist militer devlete bağımlılıklarını onaylayarak efendilerine karşı görevlerini yerine getirmiş oldular.
Faşist milliyetçi, kafatascı, şovenler son Kürd ulusal kurtuluş hareketinin Bezele karakoluna yaptığı eylemde ölen asker cenazelerinin tabutlarına sarılarak sokağa dökülerek Kürd halkını hedef göstermekten vaz geçmiyen ve bunun için çeşitli yerlerde halkı linç eylemleri yaptırmaya zorlayarak Kürd-Türk çatışmasına dönüştürerek intikam almak istiyen şoven, faşistler ne yazık ki, bu hedefelerine ulaşamamış ve gerçekleştirememişlerdir.
Dünde Diyarbakır da yine Kürd ulusal kurtuluş hareketinin polis servis aracına karşı düzenlemiş olduğu eylemde 6 polis ölmüş ve onlarcada polisin yaralanması olayı bir anda Türk militer devletinde. İntifa yaratarak tezkerenin onaylanmasına hız kazandırmış olsada şimdiye kadar Kürd halkı yararına bu Türk militer meclisi ne karar almış ki, bundan sonra doğru kararlar almasını bekleyelim.
Türk militer devleti inadını sürdürerek Kürdlerin varlığını tanımamaya, Kürd halkını yok saymaya Kürd diye bir halkın bu topraklar üzerinde ve coğrafyada yaşamadığını ispat için, inkar ve imha planını tekrarlamaktan vaz geçmemiştir.
Etki=tepkiyi. Tepki ise eninde sonunda şiddet, şiddete karşısında şiddete dönüşerek=savaşa dönüşmesi bir kaçınılmazdır.
Türk militer devleti şimdiye kadar Kürd halkına karşı ektiği şiddetin karşılığını=Kürd ulusal kurtuluş hareketinden şiddet olarak karşılığnı almaktadır.
Diyeceksiniz ki, sen bir insan olarak bu şiddetden nefret etmiyormusun? Diyenleriniz olacak. Elbette benim cevabım şiddete bir insan, bir birey, bir devrimci olarak binkere şiddete ve savaşa hayır derim.
Ama birde karşıda ki, Türk militer devletine soralım? Her fırsatta Kürd halkına karşı şiddete ve savaşa evet diyecektir. Çünkü Kemalist militer devlet yapısının oluşumu şiddete ve savaşa karşı oluşmuştur.
Bir ülke düşünün etrafında ki, hiç bir komşu ülkesi ile dost ve barışık değildir. İşte bu ülke Türk militer devletidir. Ne Kuzeyi ile barışık dostdur. Nede Güneyi ile barışık dost değildir. Her tarafında düşman yaratmıştır. Çünkü yaratmak zorundadır başka türlü kendini ifade edemez.
Kendini yaşata bilmesi ve ikame edebilmesi içinde her zaman düşmana ihtiyaç duyarak halkın kin ve nefret tohumlarını diri tutmasını bilmiştir.
Öyle olmasa asırlardır birarada yaşadığı akraba, hısım olduğu kız alıp verdiği kapı komşusu olarak içiçe yaşadığı, ekmeğini verdiği, suyunu içtiği Kürd halkını düşman sayarmı?öyle olmasa kin ve intikam dugularını linç poltikasına alet edermi hiç? Demek ki, Türk halkını kandırmanın tek yolu her zaman olduğu gibi, vatan, millet, Sakarya edebiyatı ile Kürd-Türk çatışmasını yaratarak iki halkı germek ve biribirne karşı savaşmasını isteyerek bundan çıkarları gereği rant sağlamaktır.
İşte ne kadar meşru devlet çetesi varsa 24 yılın ürünü olmuştur. Tüm araştırmalar benim bu söylediğimi haklı çıkaracak biçimdedir.
Faşist çeteler 12 Eylül 1980’den sonra ve Türk militer devletin faşist çetelere ihtiyacı kalmamıştır. Çünkü 12 Eylül’ün kendisi açık faşist diktatörlüğü uyguluyan bir faşist diktatörlüktür. Sivil faşist çetelere ihtiyacı yoktur ve öylede olmuştur. O yüzden Faşist Türkeş yargılanırken, hep tekrarladığı şey bu de olmuştur; 12 Eylül askeri faşist diktatörlüğü için, bizim düşüncemiz iktidarda bizler cezaevlerinde yargılanıyoruz diye sızlanmıştır.
Bundan sonra bizzat 12 Eylül’ün mimarı Faşist Kenan Evren tarafından faşist çetelere görev verilerek. Ermeni eylemlerine karşı kullanılarak devlet içinde çeteleşmelerine olanak sağlanmıştır.
1984 Kürd ulusal kurtuluş hareketi PKK askeri eylemleri doğuşu ile birlikte, Kürd ulusal mücadelesini ezmek ve Kürd halkını yok etmek için, Faşist çetelere hızla görev verilerek, jitem kurulmuş, köy korucuları kurulmuş, özel tim, itirafcılar devlet içinde oluşmuş ve vs uzamış gitmiş ve terör estirerek Kürd kanı devlet rantı ile beslenen devlet faşist çeteleri oluşmuşlardır.
Susurluk tan tutun, Ergenekon, ve onlarca çete bu Kürd kanı ve savaşı ile beslenerek rant sağlayarak beslenmişlerdir.
Şunu da vurgulamak gerekir başkalarının söylediğini ben söylemiyorum çeteleri devletten ayırt etmemek gerekir. Hepsi Türk militer devletinin içiçe geçmiş bir organı olmuşlardır.
Ne susurluk çetesi, nede Ergenekon çetesi Kemalist Türk militer devletinden ayrı ve bağımsız değildir.
Bakamayın bunların yargılanmalarına göstermelik yargılamalar olmasa Türk militer devleti aklanmaz ve temize çıkamaz. Birde o çete mesupları emekli veya görevden alınana kadar halen kendilerini devletin bekası sanmaktalar. Oysa Türk militer devlet çete mesnsuplarına şunu söylüyorlar sizler emekli veya görevden alındınız yaptıklarınızı ve gördüklerinizi artık unutmanız gerekir.
Sizler rahat durmadınız emekli veya göreviniz sona ermesine rağmen kendinizi eski görevde sayarak devletin bekası saymaya devam ettiniz ne yazıkki o, görevleriniz orda kaldı devleti aklamak içinde sizleri yargılamaktan başka çaremizde yok buna hazır olun ve sizleri zamanı geldiğinde tek tek aklayarak rahat yaşamınıza kavuşacaksınız demekteler.
Türk militer devletide emekli generallerini tek tek dışarı atmıştır ve bunun için, senaryolarıda devam etmektedir. Burda diyeceksiniz ki, son Tezkere ile bunun bağlantısı nedir?diyenlerimiz olacaktır.
Türk militer devletini tanımadan da bugünkü, Kürd halkına karşı linç, kaftascı, şoven faşist histeriyi anlayamayız.
Yıllardır Kürd halkı üzerinde ki terörü meşru kılmak için, bir kez daha vatan, millet, Sakarya edebiyatı ile sınır ötesi için, özelliklede Güney Kürdlerine ve Kürd bölge devletine Barzani yönetimine gözdağı vermek için, tezkereyi geçirmiştir.
Halbuysa Güney Kürdlerinin veya Barzani Kürd devlet güçlerinin Kürd sorunu yoktur. Kürd sorunu Türkiye coğaryası ve toprakları üzerinde yaşayan Kürd halkının özgürlük ve bağımsızlık sorunu vardır. Artık tezkereler veya olağanüstü hal yasası veya sıkı yönetim şiddet ve savaş Kürd halkı üzerinde asırlardır uygulanmıştır bir sonuç vermemiştir. Son tezkerede bir sonuç vermeyecektir yol yakınken artık Türk militer devleti mantıklı davranarak Kürd sorununa bir çözüm bulmalıdır. Yoksa bu savaş daha çok Kürd ve Türk halkının kanını akıtarak canını almaya devam edecektir.
Çünkü kurşun bomba adres sormuyor?..



Güncel