E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Böyle gitmek yakışmadı sana…
Ben ÅŸimdi hangi kekeme sözcükle anlatacağım seni?
Hangi ÅŸiir seni anlatma cüretini gösterebilir ki?
Ben ki, dilsiz bir Kürd’üm
senin efsunlu dizelerine dadanmış aç bir çocuk gibi,
şairliğimi sınarken ,
nasıl anlatabilirim ki seni?
Ah be Yusuf,
Hani Rıza’yı anlatıyordun ya?
Seni anlatacak sözcükleri ben ÅŸimdi nerde bulacağım,
Kimin şakağında bileyeceğim kalemimi
Yani sen bir daha, hiç ÅŸiir okumayacak mısın?
bir daha halkıma şiirler yazmayacak mısın?
Bir daha Gülten’le dertleÅŸmeyecek misin?
Bir daha Ahmet’in mezarına gül koymayacak mısın?
Ona, iÅŸte geldim uyan deli Kürt, demeyecek misin?
Onu bir filizkıran fırtınasında kaybetmiştik
Seni Newroz’a beÅŸ kala, uÄŸursuz bir ilk bahar sabahı…
Artık yalnız değilsin
Uzak da olsa, Ahmet ve Yılmaz karşılayacak seni,
Orada Halil uysal ve diÄŸerleri de var
Kim bilir,
belki de cennet sahiden Mezopotamya’da bir yerlerdedir
ve kim bilir, belki de oradan bir yerlerde el sallıyorsunuz bize…
Ah be Yusuf
seni hiç tanımadığımı sanıyorsun deÄŸil mi.
İşte burada yanıldın HAYALOĞLU,
İşte burada yanıldın…
Hani sen HAYALOÄžLU’ydun?
Hele bir hayal et
Ninova önlerinde çelik çomak oynadığımız günlere dön
Beyinlerimize iÅŸtahlanan Dehak’ı
Omuz omuza savaÅŸtığımız Kyakser’i…
Hemedan’da mülteci rüyaları terk ettiÄŸimiz günleri…
o efsunlu hayata döneceÄŸimiz zamanları hayal et.
Bu yüzden sana HAYALOÄžLU dememiÅŸ miydik…?
Åžimdi sen,
O narin gövdene dadanmış Dehak’larla savaşırken yalnızsın
Ve ben öylece çaresiz seyrediyordum.
Ve ben öylesine yıkılmış…
İşte böyle Yusuf
Hala hatırlamadın mı?
Nazlıcan, Bedirhan, ve sen Suphi!
ve ben
Hayalini kurduÄŸum dördüncüsü olacaktım özgürlük savaçlarının,
O savaşta ağır yaralanacaktım,
Tıpkı, Dartanyan gibi senin kollarında ölürken,
“Hep böyle bir ölüm istemiÅŸtim” diyecektim.…
Buna hakkın yok !
Bana bu ilk yamuÄŸun,
Bana bu ilk kalleÅŸliÄŸin,
Sen sokaklarda kimsesizlerin,
ustura tadında aşklarının,
sarışın mavi gözlü deviydin
Sana yakıştıramadım bu gidiÅŸi….
Rodi BAZ



