Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 13 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image

2009 yılı ile birlikte Güney Kürdistan’da toplanması düşünülen Kürdistan veya Kürt Konferansı’na ilişkin Kürt ve Türk kamuoyunca yoğun bir tartışma yürütülüyor. Konferansın amacı, yeri, zamanı ve hamisi hakkında özellikle de Türk basın erbabınca hayli iddialı açıklama ve yorumlar yapılıyor. Ve top her keresinde Güney Kürdistan’ın başkenti Hewlêr’e atılıyor ve Kürdistan Başkanı Mesud Barzani konferansın hamisi olarak gösteriliyor.

Ne var ki Nisan ayının ortasına gelindiği halde kek Mesud Barzani’den konferansa ilişkin elle tutulur ne bir açıklama ne de bir değerlendirme geldi. Bu da konferans öncesi henüz de çözülmesi gereken sorunların olduğuna işaret ediyor.

Konferansın toplanması konusunda Türk devletinin vizesinin olduğu red ve inkar edilmiyor. Kesin teminat ve güvence olmadan böylesine zor ve riskli bir işin altına Mesud Barzani’nin girmeyeceği ise açık.

Türkiye’nin onay vermek zorunda kaldığı, Mesud Barzani’nin elini taşın altına koymak için harekete geçtiği bu konferansın perde arkasında hangi güç veya kimler var?

Elde kesin veriler olmamasına rağmen bu soruya verilen yanıtlar bir adresi gösteriyor. O da Amerika Birleşik Devletleri’dir. Zira Amerika bu işin içinde olmasa, Türkiye Kürdistan’ın tüm parçalarından Kürt örgütlerinin katılacağı bir konferansa evet demezdi. Yine ABD’nin güvenceleri olmasa Mesud Barzani kurtlarla çevrili bir coğrafyada yükü ve sorumluluğu böylesine ağır bir işin içine girmezdi.

Böylelikle taraflardan, aktörlerden üçü netlik kazanıyor: ABD, Türkiye ve Güney Kürdistan. Katılması konusunda açık çağrılar yapılan ve ismi herkes tarafından zikredilen tek örgüt ise PKK’dır. Türkiye bile PKK’nın katılmasına yeşil ışık yakmış durumda.

Kimse PKK’nın dışında elinde silahlı güç bulunduran örneğin bir İran Kürdistanı Demokrat Partisi ile Komela’dan, PJAK’tan bahsetmiyor. Tartışmalar varsa yoksa PKK odaklı.

O halde konunun asıl olarak PKK ve Kuzey Kürdistan olduğu netlik kazanıyor.

PKK ise silaha aşık olmadığını, şartları olgunlaştığında, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüne yol açıldığında silahlı mücadeleyi durduracağını hemen hemen her gün açıklıyor.

Şayet konferans toplanacak ve katılması konusunda israrcı olunan PKK katılacaksa önceden çerçevesi belirlenmiş bir yol haritası var demektir. Bundan da bu yol haritasıyla gidilmesi gereken yolda PKK’nin de söz hakkının olduğu sonucuna varılır.

Katılacağı ve söz hakkının olacağı bir konferans sonucunda ise PKK’nın tasfiyeye onay vermeyeceği, şartları olgunlaşmadan silahlarını teslim etmeyeceği, yöneticilerinin 30 yıllık zından ve dağ başlarındaki bir mücadeleden sonra kutuplarda sürgün bir yaşama evet demeyeceklerini herkes gibi Türkiye ve Amerika da bilir.

O halde önceden çerçevesi belirlenmiş ve PKK’den de aktif bir katılım beklenen bu yol haritasında Kuzey Kürdistan için nasıl bir çözüm öngörülüyor? Önceden zamanı konusunda kesin tarih belirtilen konferansın zamanı geldiği halde toplanamamasının PKK’yi ikna ve sürece ortak etme ile bir ilişkisi var mı? Şayet varsa ABD’lilerin PKK’lileri ikna etmek için mesaiye kaldıkları yönünde Alman basınına düşen haberler doğruluk kazanmıyor mu?

Soruları çoğaltmak ve verilecek yanıtlardan bir sonuca ulaşmak olanaklı. Ben kendi adıma yukarda sıraladığım sorulardan bu iş için dört aktörün harıl harıl çalıştığı, pazarlık yaptığı sonucuna varıyorum.

Konferans konusunda Türk tarafı hazırlıklı. Güney Kürdistanlı güçlerin ise bu konuda hem azımsanmayacak tecrübeleri ve hem de yeterli sayıda uzmanlarının olduğu biliniyor. Konferansın asıl olarak ülkemizin Kuzey yakası için toplanacağı varsayımından hareketle Kuzeyli güç ve aydınların da konuya ilişkin daha hazırlıklı olmaları gerekir. Bu nedenle de tartışmayı derinleştirmekte fayda olduğu inancındayım.

İşte bir kaç başlık: Toplanacak konferansı nasıl adlandırmak gerekir? Konferansın temel amacı ne olmalı? İki asırdır çözülmesi yönünde bunca çaba harcanan, kan dökülen, can verilen Kürt ulusal sorununun temel karekteri, özelliği nedir? Kürdistan’ın farklı parçalarına ilişkin çözüm önerileri neler olmalı? Kürtler arasındaki ilişkilerde kırmızı çizgiler nelerdir? Gerçekleşmesi planlanan bu ilk konferansa gözlemci de olsa Türkiye veya başka sömürgeci bir devletin katılması doğru olur mu? Konferansın devamlılığına ihtiyaç var mı? Varsa ilk konferansta her parçaya ilişkin oluşturulmasında yarar olan acil talepler kataloğunda neler yer almalı? Kısa, orta ve uzun vadeli programlarda nelere yer verilmeli? Konferans sonucunda kalıcı bir mekanizma, bir ‘Kürdistan Ulusal Otoritesi’nin oluşmasında fayda yok mu? Bunun biçimi, şekli nasıl olmalı?

Herşeyden önemlisi ise Kürt hareketinin kendi içindeki çekinceleri bir tarafa bırakarak Kürdistan’ın herhangi bir parçasına ilşkin bir ‘oldu bitti’ye izin vermemesidir.

 msahin1@web.de

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.