Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 0 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image19 Ekim 2009’da Kürt tarihinde bir ilk yaşandı ve tarihe önemli bir not düşüldü. Ve bu Kürtlerdeki özgüveni pekiştirdi. 19 Ekim tarihi kararlı bir mücadele ile sınırların, telörgü ve pasaportların işlevsiz kalabileceğini bir kez daha gösterdi.

Kürt halkı iki asırdır, devlete karşı özgürlüğü için mücalede eden evlatlarının, liderlerinin cenazelerini aldı. Kaybettiklerinin ardından hep ağıtlar yaktı. Ama 19 Ekim tarihinde bir ilk gerçekleşti ve Kürt halkı özgürlük ve insanca bir yaşam uğruna dağa çıkan, devlete tetik çeken evlatlarınının, o devletin sınırlarından başı dik olarak geri dönüşlerini yaşadı ve şad oldu.

Olan bu ve bu, bir ilktir. O nedenle de gerillaları karşılamaya giden salt bir milyon insan şad olmadı. O olanağa sahip olmayan, ama kalbi ve gönlüyle orada olan milyonlarca Kürt de bu ilki yaşadı ve mutlu oldu.

Ne var ki Kürtlerin bu mutluluğu Türklerin ezici çoğunluğunu çılgına çevirdi. “Türk-Kürt kardeş, istemeyen kalleş” söylemi suya düştü. Her ne kadar Kürtler Türkleri kardeş belleseler de, ne kadar bin yıllık “ortak yaşama” vurguda bulunsalar da, Türkler hiçbir zaman bu kardeşliğe beş kuruşluk bir değer biçmediler. Öyle olsaydı, kendini Türk sayan 50 milyon insandan binde biri bu kardeşliğe inansaydı, bugün 50.000 Türkün Kürdün yanında olması, onu anlaması, onunla dayanışmada bulunması, linçlere, pogromlara karşı durması gerekirdi. Ama olmadı.

Ankara’da beş bin Türk, İstanbul’da onbin Türk, İzmir’de yedibin Türk, Adana’da üçbin Türk sokağa çıksa, durum değişebilir. Ya da Kürtler linç edilirlerken üç Türk araya girse durum bugünkü gibi olmaz. Ve şayet 50 milyondan binde biri dahi Kürtlerle kardeşliğe inanmıyorsa Kürtlerin işi hayli zor.

Zor olsa da Kürtler başladıkları bu yola devam edecekler. Dün, daha 30 yıl önce, Kürt davasına inananların sayısı beşyüz kişiyi geçmiyordu. Dün, yola çıkıldığında, önceden yaşanan katliamların çağrışımı ile “iyidir, ama bizden uzak dursun” diyenler, gün geldi kendisi sokağa çıktı, oğlunu, kızını dağa gönderdi. Ve bu yönelim her geçen günle çığ gibi büyüdü. Kaybedecek fazla birşeyi kalmayan Kürtler kazanacakları birçok şeyin olduğu bilincine vardılar. Ve bunun da mücadeleden geçtiğini yaşayarak anladılar.

Ezilmiş, hor görülmüş, dışlanmış ve bırakalım insandan sayılmayı, hayvan yerine bile konmamış Kürtler birleşip mücadele ettiklerinde devasa bir güç olduklarını gördüler. Ve bugün milyonlar ortak dava uğruna biraraya gelebiliyor, panzerin, tankın önünde çıplak bedenleriyle siper oluşturabiliyorlar.

Evet, DTP ve PKK örgütlüdür. Evet, DTP ve PKK milyonlarca Kürdü harekete geçirebiliyor. Fakat, PKK ve DTP’nin etki ve kapsama alanı salt bu aktif kitle ile sınırlı değil, bunun çok daha ötesindedir.

PKK’ye hasım olan, PKK ile yıldızı barışık olmayan Kürtler dahi gerillaların dağdan inişini büyük bir çoşkuyla karşıladılar, sevinç gözyaşları döktüler ve şad oldular. Zira hep, direnen Kürdün cenazesini almaya alışmış Kürtler ilk kez tersini yaşadılar. Kendilerini mücadeleye adamış olan evlatlarının başı dik dönüşünü gördüler.

Kürtler bunu yaşadıktan sonra istediği kadar Erdoğan “sil baştan” yapsın. Onun sil baştan yapması Kürtlerin aleyhine bir sonuç doğurmaz. Bilim adamı, gazeteci, aydın etiketli Şımarık Türkler, Kürtlere şımardıkları uyarısında bulunarak pogromlara, linçlere davetiye çıkarıyorlar.

Şayet Kürt sevindiğinde Türk karalar bağlayıp yas tutuyorsa; şayet Kürt yas tuttuğunda Türk mendil sallayıp halaya duruyorsa, bu işte bir tersliğin olduğunu sadece hatırlatmak isteriz.

Bu bize şunu açık ve yalın biçimde gösteriyor. Türk hissiyatı ile Kürt hissiyatı, Türk kamuoyu ile Kürt kamuoyu, Türk vicdanı ile Kürt vicdanı, Türk ruh hali ile Kürt ruh hali her geçen gün farklı yönlere seyrediyor. Bunun sorumlusu ise özgürlük ve eşit haklar için mücadele eden Kürtler değildir. Bunun sorumlusu Kemalizm tornasından çıkmış Şımarık Türklerdir. Anlaşılması gereken bu.

Şımarık Türkler otuz yıllık bu koca altüst oluşa rağmen halen dünde, geçmişte yaşıyorlar. Kürt direnişine katılmış, devletlerine tetik çekmiş, ama bir şekilde yenilmiş olan Kürtlerin sıra sıra, zincir ve  prangalarla başı eğik teslim olmalarına alışmış Şımarık Türkler, bu kez tersi olunca çılgına döndüler.

Kürt hareketine katılmanın, hele de dağa gitmenin ne anlama geldiğini hala da anlayamamış, bunun ölüm de dahil her türlü bedele hazır olmayı gerektirdiğini kavrayamamış Şımarık Türklerden Kürt dostu geçinenleri bile “neden gerilla elbiseleriyle geldiniz” diye sorma saygısızlığında bulunabiliyorlarsa gerisini siz düşünün. “Bizim gerilla elbiselerinin dışında başka bir giysimiz yok” diye açıklamada bulunan Gerillalar çıplak gelselerdi de durum değişmeyecekti. Bu kez de “neden çıplak geldiniz” diye saldıracaklardı. Niyetleri hep bağcı dövmek olanlardan fazla birşey de beklememek gerekir.

Yine de bunlar arasından birkaçı başka topraklarda doğmuş Kürt çocuklarından Bêwar’ı Bever, Hêlan’ı Helen, Hêvî’yi Hevi’ye keyfi ve utanmazca bir şekilde dönüştüren zihniyete karşı ses çıkarmış olsaydı şımarıklıkları bir nebze de olsa es geçilebilirdi.

Yunanlı bir Helen Hale’ye, Alman bir Werner Verner’e, Fransız bir Renè Reni’ye dönüştürülseydi şımarık Türkler koro halinde başkaldırırlardı. Ama sıra Kürtlere gelince tümü birden üç maymunu oynamayı maharet bilir ve ardından da barış, demokrasi, özgürlük ve eşitlikten dem vururlarsa bu düpedüz çifte standart olur. Bu zulm olur.

Şımarık Türklerin bu saatten sonra anlamaları gereken yalın bir gerçek var. Barış’ın yolu ancak ve ancak, Ramos Horta’nın Doğu Timor’a, Arafat’ın Filistin’e, Ortega’nın Managua’ya dönüşü gibi Kürt gerillalarına, politikacı, aydın ve sürgünlerine de Amed’e, Diyarbekir’e başı dik olarak dönme koşullarının yaratılması ile açılabilir. Bunun ötesi, berisi yok!

Ve hep şad ve bahtıyar olsun kan ve canları pahasına Kürt halkına bugünleri yaşatanlar!

 
  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.