Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 32 oy)

ArÅŸiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image

Başlarken, siyaset yapmayayım, diyorum.
Siyasetin, hayatı etkileme gücünü biliyorum. Yönetme, düzenleme, manipüle etme gücünü biliyorum. Ama ben, yeniden baÅŸlarken siyaset deÄŸil de, zamanın kıyısında durup, hayatın farklı bir yüzünü yazayım istiyorum…
Nasıl olsa birileri, her zaman olduÄŸu gibi, -malzeme, fatura bizim evden- piÅŸirip, taşırıp önümüze koyarlar, biz de “siyaseten” yeriz (!) diyorum… da; Paris’e kar yağıyor! Öyle, dans eder gibi, uçuÅŸarak, zarif, nazlı, kırılgan…
İçimden, bir sevinç dalgası geçsin istiyorum. Artık çok uzaklarda kalan çocukluÄŸumun kar neÅŸesi doluversin içime istiyorum…
Okul dönüÅŸü mesela, kartopu yapmaktan morarmış ellerimi annemin fırınlı sobasında, hoplaya zıplaya ısıtırken, kaynayan haÅŸlanmış kışlık mısırın enfes kokusunu içime çekivereyim, bir an bile olsa… istiyorum.
Olmuyor.
Aklım, fikrim dağlarda!
İçimde mısır kokusu yerine, bir keder, bir keder… Bir ÅŸeyler durmadan kırılıp dökülüyor, acıyor bir ÅŸeyler… gözlerime hasret hücum ediyor! GözbebeÄŸim yanıyor…
… kar üstünde yaÅŸayanları düÅŸünüyorum. Ahmed Arif’in bildik dizeleri gelip duruyor önümde “…el ayak buz kesmiÅŸ, yürek cehennem…” Buz kesen elin-ayağın sızısını tanıyorum. Cehennem yüreÄŸin yabancısı deÄŸilim…
…kar altında yatanları düÅŸünüyorum. Buza kesen delikanlı bedenleri… o cesur –cehennem yürekleri… SoÄŸuk rüzgârlar esiyor içimde! ÜÅŸüyorum!
Özlemek ne kelime? Ben, parçalanıyorum.
Siyaset yapmayayım, diyorum…
“Ağır abiler, siyasi ablalar” zaten yapıyor, ÅŸimdiye kadar olageldiÄŸi gibi diyorum…
Hep böyle çatık olmayacak ya, hayatın kaÅŸları, diyorum, bakarsın siyasetin sahibi (?) olduklarını düÅŸünenler, geldikleri yerin fedakâr sevgisini hatırlayıp, örneÄŸin, döver gibi deÄŸil de, “çözümler” gibi gülümseyiverirler… kim bilir…
Sonra bir anı geliyor aklıma. Yaşanmış zamandan bir anekdot.
MED TV’nin yayın hayatına baÅŸladığı yıllardaydık (neredeyse 15 yıl oluyor). Bir gün MKM’ye Vanlı bir “teyze” misafir olmuÅŸtu. Bizim gençlerden biri muzipçe göz kırpıp soruvermiÅŸti;
- “Teyze MED TV’yi izliyor musun? Çanak aldın mı?”
- “he aldım elbet” demiÅŸti kadın. “Dört koyunum var, birini sattım, çanaÄŸa verdim.”
- “İyi yapmışsın teyze. Ama ya devlet gelir, kırarsa çanağını?”
- “Kırsın. Bir koyun daha satar, gene bir çanak alırım.”
- “Tamam da, ya onu da kırarlarsa?” demiÅŸti bizim genç.
- “Valla oÄŸlum, devlettir, kırarsa kırar. Daha iki koyun hakkım var. Onları da satar, çanağımı alırım. Kay, o zamana kadar, bizim çocuklar da elbet bir ÅŸeyler yapar. Hep böyle kalacak deÄŸil ya!” diye eklemiÅŸti Vanlı “teyze” güvenle...
Åžimdi o yaÅŸlı cesur kadını düÅŸünüyorum.
“…hep böyle kalacak deÄŸil ya…” diye mırıldanıyorum. Bir teselli, bir telafi arıyorum…
Olmuyor.
Avrupa buzak kesiyor! Kar yağıyor.
Dünya daha da soÄŸuyor!
Dağlar kar altında kanamaya devam ediyor!
Bağırmak geliyor içimden!
Salayım sesimi, aksın gitsin, gidebildiği yere kadar diyorum.
İçimdeki geceyi dökeyim, karanlık geceye!
CiÄŸerlerimi dökeyim, diyorum.
Bu kadar mı zor?
Ölümden de mi zor?
Artık kimse üÅŸümesin, artık kimse ölmesin, öldürmesin, istiyorum!
Kendi sesim bana geri dönüyor. Bumerang gibi. Ben “Kerem gibi” kendi sesimle yanıyorum!
Siyaset yapmayayım, diyorum.
Okumayı sevmiyoruz.
Yazmayı daha da sevmiyoruz.
DüÅŸünce gücünü de ipotek etmiÅŸiz ya, geriye sadece konuÅŸmak kalıyor. Onu da zaten herkes yapıyor.
Yani herkes konuÅŸuyor da, ne bileyim, o da biraz Cennette olduÄŸu varsayılan “Tûba AÄŸacına” benziyor Dalları yerde, kökü havada...
DeÄŸerlendirmeler, tespitler, tehditler, kararlar, konjonktür üzerine her ÅŸey söyleniyor. Derde devadan gayrı.
Velhasıl, tüm kanallarda, yazılı basında, bir faaliyettir gidiyor…
Bir de, son zamanların gözde cümlesi var, tabii.
- “Anaların gözyaşı…”
- “Analar artık aÄŸlamasın…” falan…
Literatüre geçti bile. Dilden dile dolaşıyor da, hayatta bir karşılığı yok hâlâ.
Siyaset yapmayayım diyorum.
Zamanın kıyısında öylece durup, ben, hayatı yazayım istiyorum. Hayatın öteki yüzünü… Ölümün zulüm deÄŸil, “ecel” olduÄŸu yüzünü, rengini, kokusunu, tadını, acı-tatlı sürprizlerini…
Olmuyor.
Anneler taÅŸları çatlatan sabırla, döküp yüreklerini karlı yollara, beklemeye devam ediyor.
Hâlâ, “kan yutup, kızılcık ÅŸerbeti içtim!” demeye devam ediyor, dosta-düÅŸmana karşı.
Annelere raÄŸmen, bir “siyaset”tir almış başını gidiyor.
Uzakta durayım diyorum.
Siyaset yapmayayım, diyorum.
Olmuyor.
Aklım, fikrim dağlarda!
Üstelik, dünya daha da soÄŸumaya devam ediyor!

Nuray Åžen

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (1 Yazılmış)

  • Gönderen haydar, 21 Åžubat, 2010 18:22:33
    Sizi okumak, anlamak ne güzel, sayın Şen, efsunlanmış hoşlukta yine sizi kavramakta güçlük çekiyorum inanın. Demeye kıyamıyorum ama siz siyaset yapmıyasınız da kim yapsın! Her pişireni yemezler biliyorsun, hayatın farklı yüzünü de yazasın istiyorum. Dans ederek, Paris'e yağan o kırılgan kar Erzurum'a da yağmıyormu?
© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.