E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Geçen yıl bu zamanlar ulusal konferansı konuşuyorduk. Toplanması konusunda start verilen, bileşim ve hedefleri konusunda asgari noktalarda da olsa uzlaşılan.
Ne var ki açılım gibi ulusal konferans girişimi de her ne hikmetse 29 Mart 2009 yerel seçimlerinden sonra önce tökezledi, ardından ise resmen rafa kaldırıldı. Öyle anlaşılıyor ki Kürtlere yönelik düz ovada başlatılan sürek avı ulusal konferans girişimini de katıp önüne, bir bilinmeze sürükledi.
Hakkını yemeyelim. İyi başlamış, umutlar yaratmış, Kürt-Türk birçok kesim hararetli bir tartışmaya girişmişti. Tarihler piyasaya sürülmüş, basın kolları sıvamış, ‘kanaat önderleri’ içini doldurma, gündemini belirleme işine soyunmuştu. Önce Şubat ve Mart dendi, ardından Nisan ve Mayıs’a ertelendi ve yerel seçimlerden sonra ise tamemen gündemden kaldırıldı.
Ne oldu? Amerika’dan onaylı, Türk dışişlerinden icazetli, Barzani himayeli ve yeri ile bileşimi dahi belirlenmiş bu ulusal konferans hangi nedenlerden dolayı gündemden düşürüldü?
Kanımca, 2009 yılında başlatılan birçok girişimin geri tepmesinde görüldüğü gibi bu plan da, ulusal konferans toplama ihtiyacı da DTP’nin, dolayısı ile PKK’nin seçimlerden yenilgiyle çıkacağı, halk desteğini büyük oranda kaybedeceği varsayılarak masaya sürülmüştü. Ve hesap seçimlerden yenilgiyle çıkmış, güç ve takattan düşmüş, kol ve kanadı kırılmış bir PKK’ye bu konferans kanalıyla acı bir reçete sunma üzerine düzenlenmişti. Seçim sonuçları Kürdistan’da AKP ve Türk devleti için tam bir hezimete yol açınca ve Ankara’daki hesap Amed’ten geri dönünce bu plan da rafa kadırıldı. Benim çıkarttığım sonuç bu.
Peki böyle olmasına rağmen Kürtler için bir ulusal konferansa, Kürt örgütleri arasında eşgüdüme ihtiyaç yok mu? Bunun şartları düne oranla nasıl?
Dün, 2009 yılında ihtiyaç olarak öne çıkan bir ulusal konferans, bugün dünden daha acil bir ihtiyaç. Ayrıca tüm parçalardan irili-ufaklı tüm grup ve partileri biraraya getirmesi amaçlanan, temel konularda ortak bir tavır ve politikanın oluşturulması hedeflenen bir ulusal konferansın Türk dışişlerinin onayı ve gözlemi ile toplanması zaten işin tabiatına aykırıydı. Üzerine Türkiye gölgesi düşmüş bir ulusal konferansın ne kadar Kürt ulusal çıkarlarını savunacağı ise meçhul değil, belliydi. Bu nedenle de dün böylesi bir konferansın ogünkü tabloyla toplanmamış olması kanımca isabetli olmuştur.
Buna rağmen hiçbir sömürgeci gücün gölgesinin düşmediği Kürdistan Ulusal Konferansı’nın, Kongresi’nin toplanması artık bir zaruriyettir. Koşullar ise dünkünden daha olgundur.
Olgundur, çünkü Kürtler bugün Kürdistan’ın güneyinde dikkate alınması gereken bir güç konumuna gelmiş, Kürdistan cazip bir çekim merkezine dönüşmüştür. Şartlar düne göre daha olgundur, çünkü Kürdistan’ın başkenti Hewlêr’de bir değil, dünyanın en az yirmi önemli devletinin konsolosluk ve temsilciliği bulunmakta, bayrağı dalgalanmaktadır. Koşullar dünkünden daha olgundur, çünkü Kürdistan tam anlamıyla bir şantiye ve yatırım alanı konumunda, Kore’den Norveç’e onlarca ülkeden yüzlerce yatırımcı geleceklerinin elli yılını Kürdistan üzerine şekillendirmektedir.
Dün parasız pulsuz olan Kürtler, şimdi yılda milyarlarca doları yönetiyor ve dünün amale ve buğday pazarı Hewlêr, şimdi dolar pazarına dönüşmüş durumda. Gaz ve petrol ise Avrupa Birliği’nin bile iştahını kabartıyor.
İstikrarı olmayan ve gelecek vaadetmeyen bir ülke ve alana hiçbir devlet, hiçbir yatırımcı bir çivi bile çakmaz. Çivi çakılıyor, siteler ve işhanları yükseliyor, boru ve enerji nakil hatları döşeniyorsa, oraya müdahele ve orayı istikrarsızlaştırma komşu devletlerin tümünün boyunu birkaç numara aşar.
Kaldı ki Kürtler sadece Kürdistan’ın güneyinde değil, kuzeyinde de önemli bir güce, kitle desteğine sahipler. Kürtler bugün 7-8 milyonluk bir kitleyi yönlendiriyor, aralarında milyonluk kentlerin de bulunduğu yüz yerleşim biriminde söz ve karar sahibiler. Doğu ve Güneybatı Kürdistan’da ise örgütlülük yaygın, kitle hareketi yükselişte.
msahin1@web.de



