Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 5 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image


Bir ülke ekonomik olarak ABD emperyalizme ve tekelci küresel sermayeye bağımlı ise, O, ülkeden refah, huzur, bunalımsız bir gün beklemek kapitalist sistemi çelişkisiz olarak görmeye benzer.
Bayram ilk günü İMF heyeti Gaziantep’de Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’le görüşmeler içerisindeydi. Devlet Bakanı Mehmet Şimşek yine tavizler ve ödünler veriyordu ülkeyi  İMF’ye ipotek etmiş olan Türk militer devleti, İMF ise, faiz borçlarını garanti altına almak için, nerelerin satılacağını nerelerin peşkeş çekilmesini  teminat olarak istiyordu.
İMF’nin İpotek altında ki, Türk militer devleti herşeyin yolunda gidiyor dediği, ortalığı tozbembe göstermeye çalışan AKP hükümeti her fırsatta her şeyin yolunda olduğunu, tam gaz ilerliyoruz propagandanın aksine, aylardır ekonomide ki, durğunluk yükselen, tırmanan enflasyon ve cari açık karşısın da uyarı yapan, Merkez Bankası ve bir çok ekonomist örgütlerin önyargısıda doğru çıktı. Ekonomistlerin beklentilerin milli hasılada yüzde 4,3 yurt içi hasılada ise, yüzde 4,45 düzeyinde ki, (TUİK) kurumunun önceki gün, yapılan açıkladığı verilere göre, (GSMH) düştüğünü vurguladılar.
Bir ülke sosyo ekonomik olarak emperyalizme bağımlı ise, O, ülkenin toplumsal yapısında dokuların bozulmasına her gün yeni toplumsal olaylara gebe olması için hiç bir neden yoktur, hele bu ülke Türk militer devleti ise, daha da vahim sonuçlar doğuracaktır.
’’varlıklarını sosyal üretiminde insanlar belirli, zorunlu, iradelerinden bağımsız ilişkilere, maddi üretim güçlerinin belirli bir gelişme düzeyinde karşılık düşen ilişkilerine girereler. Bu ilişkilerin bütünü toplumun ekonomik yapısını, üzerinde hukuki ve politik bir üst yapı yükselen ve belirli sosyal bilinç biçimlerini temsil eden somut temelini meydana getirir. Maddi yaşamın üretim biçimi genel olarak sosyal, politik entellektüel yaşam sürecini koşullandırır. İnsanların varlıklarını belirleyen bilinçleri değildir; tersine, sosyal varlıkları bilinçlerini belirler.’’(K.Marks)
’’Bir toplumun yada toplumlar grubunun tüm üyelerinin eğilimlerini ancak bir bütün halinde incelediğimizde takdirde ki, bu eğilimlerin sonucunu bilimsel bir kesinlikle saptayabiliriz. Çelişik öz ve yaşam koşullarından doğar.’’ (K.Marks) Komünist partisi Manifestosu).
Bir ülkenin sosyo ekonomik yapısına bakmaksızın çelişkileri anlamak zordur ve ona uygun program mücadele yöntemini seçmek için, O, ükenin bilimsel yönden verilere dayanarak tahlil edilmesi gerekir.
’’EUROSTAT ve OECD işbirligiyle yürütlen 27 AB ülkesi ve aday ülke EFTA ülkesi ile 4 batı ülkesi Batı Balkan ülkesi olmak üzere 37 ülkeyi kapsayan satın alma gücü paridisiyle Milli gelir araştırmasının sonuçları açıklaması, satın alma gücü paridesine göre kişi başına milli gelirde Türkiye’nin 27 AB ülkesi ortalamasında üçte biri düzeyin bile ulaşamazken, Belçika’da bu tutarın Türkye’nin dokuzkatı olduğu belirlendi.  AB üye ve aday ülkelerinde EFTA ve Batı Balkan ülkelerinden oluşan 37 ülke içinde, Türkiye’nin, Arnavutluk, Bosna-Hersek ve Mekadonya’dan sonra en yoksul ülke konumunda olduğu ortaya çıkmıştır’’(ekonomi araştırma)
Acaba Türk militer devletin de herşey yolundamı gidiyor derken neyin yolunda gittiğini sormak gerekir? Kürt sorununu imha ve inkar etmekten başka şans tanımıyan ve militer devletin kuruluşun dan bugüne dek, Kürt halkını yoketmek için savaşdan başka çözüm sunmayan militer devlet her gün açlıkla yoksullukla yaşayan emekçi sınıf ve halkları düşünmeyip. Bu ekonomik kriz içerisinde emperyalizme, İMF’ ye ülkeyi peşkeş çekerek borç batağında yüzerken, Kürt halkına karşı sınır ötesi harekatı adı altında savaşa devam ederek, uçaklarla dağa taşa tonlarca bomba yadırararak bir sanal savaş ve sahte zafer peşinde koşmakta iken, acaba nedir yolunda giden?
Bugün bu operasyonlara sadece bir günlük maliyetin 20 milyon dolar olduğunu  uzmanlar açıklarken. Sanal savaşla  Emperyalizmi memnun etmek için bol bol savaş uçakları, helikopter, bombalar, silahlara para yatırırken, ABD emperyalizmi ve diğer savaş- silah tekelleri ülkeleri zengin edilmektedir.
Sınır ötesi harekat PKK’ye karşı yapılan bir harekat olmadığı kesin, harekatı PKK’ye karşı göstererek. Amaç güney de Kürt devletini engellemekti, şimdilik bu psikolojik, sanal savaşı ile Kürdistan devletinin kuruluşu ertelenmiştir, militer devletin tek başarısı bu olsa gerek.
Türk militer devleti  ne yaparsa yapsın Kürt sorununu çözmeden ülkede ne ekonomisi nede bunalımları bitecektir.
Tam tersine, Kürt sorununu çözmediği sürece her gün yeni yeni bataklığa ve ülkeyi daha kaosa ve bataklığa doğru adım adım sürüklenecektir.
Kürt sorunu demek, PKK demek değil, PKK Kürt sorunu için, örgütsel bir araçtır, daha önceleride yazılarımda söyledim, bir çok yazımda belirtiğim gibi, PKK’yi çözebilirsin, bitirebilirsin ama, Kürt halkını bitiremezsin her zaman karşında yeni bir mücadeleyle Kürt halkı, daha bilinçli Kürt devrimcilerini bulacaksınız bunu unutmayın. Bak ülkeyi emperyalizme İMF’ye peşkeş çeke çeke ne hale getirdiniz? Ne ekonomi var? Ne siyaset var?Ne huzur var?nede refah kalmıştır.
Yalan haberler  sanal  savaşla, sahte zaferlerle bunalım, baskı, ,işkencelerle psikolojisi bozulmuş  bir toplum açlığı, yoksulluğu unutturulmuş insanlar ellerinde bayraklarla dolaştırılan şoven gazla doldurulumuş sahte Milliyetçi, faşist vatan severler; ’’kardeş kanı’’ dökmek için, intikam, intikam diye bağıran yaratıklar sürüsü sokaklarda korku, Linç zehiri saçarken, bumu iyi olan?
Halbuysa asıl korku ülkenin geleceği gerçek ekonomik olarak ülkenin hergün biraz daha bataklığa doğru giderken, ülkeyi kardeş savaşına sürükleyerek, işsizliği, açlığı, yoksulluğu, kamufle etmek için, hedef olarak Kürt halkını göstermek sizleri kurtaramaz.
Her şey yolunda diyenler bu tabloya iyi baksın?
’’Araştırmalara göre, bu yılın 11 ayında (TİM) tarafından açıklanan geçicic rakamlara ihracat 96,5 milyar dolara ulaştı. Anacak ihracatta ki, artış değerlendirirken, ithalat ki, artış oranına vede cari açık (döviz açığı)na bakmakta yarar vardır. TUİK’in açıkladığı Ocak-Ekim aylarını kapsayan dış ticaret rakamlarına göre 10 aylık Türkiye’nin ithalatı 137 Milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.
Merkez Bankası’nın açıklamalarına göre, 2007 yılının ilk dokuz ayında cari açık 26 milyara ulaşmış. Eylül ayında 12 aylık döneme göre, cari açık 34,5 milyar doları bulmuştur.
AKP’ti hükümeti dövizin TL’ye göre düşük tutulması sanki paranın değeri artmış izlenimi yaratmaktadır. Yine araştırmaya göre, Döviz ithalatı coşuyor, madem ki, cari açığın, dış ticaret açığın ana nedeni ithalatın, ihracattan fazla olması, acaba ithalat neden artıyor? Ocak-Ekim ayı arası, 10 ayda geçen yıl 113 Milyar dolar olan ithalat ithalat 137 milyar dolar yapılmıştır. Yüzde 20,6 artış var, 10 ayda 137 milyar ithalatın 100 miyar dolar (yüzde 73,5 arasında ki bölümü) hammadde ve ara malı ithalatıdır. Ucuz döviz ülke  ekonomisini geliştirmiyor, aksine cari açığı büyütüyor.
Yine başka bir araştırmaya göre, AKP’ nin 2002- 2007 döneminde Türkiye’nin ödediği İMF’ye faiz borcu 184 milyar dolardır. Türkiye yüzde 17,21 ile dünyada en büyük faizi ödüyor. 2002’de toplam borç 218 Milyar dolarken, bu oran 2007’de 436 Milyar dolar olmuştur. İşte Türkiye, işte ekonomik tablo bu şekilde gözüküyor.
Toplumu yalan yanlış bilgilerle kandıranlar tekelci medya ile beraber sahte ve pembe tablolar çizilerek ülke toz pembe değildir’’ (ekonomi araştırma)
Hala inatla her şeyin sorumlusu olarak Kürt halkı gösterilerek, kardeşi kardeşe karşı şoven duygularla birbirine düşman ederek hergün Kürt topraklarına bomba yağdırarak imha ve inkardan başka şans tanımıyarak günde 20-30 milyon dolar parayı Kürt halkına karşı bomba olarak yakan Türk militer devletinin sanal savaşcıları ve sahte zaferler kazanan tekelci medya toplumu psikolojik  sendurum içinde yaşattığınız yeter artık.
Ülkeyi İMF’ye siyaseti ABD emperyalizmine ve çürümüş kapitalist sisteme bağlayarak Askerin savaş poltikaları ve sesleri ile sahte zaferlerle emekçi sınıf ve tabakasını baskı altında Grevlerin ertelendiği, hak ve hukukun işlemediği özgürlüklerin yok olduğu insanları açlık sefalet içinde süründürdüğünüz artık yeter.
Kürt ve Türk halkları ve emekçi sınıflar bu yalanlara alet olmayın, sizlerin gerçek düşmanı sizleri ezen sömüren baskı altında yaşamaya zorlayarak mahkum etmeye çalışan Kapitalist-emperyalist sistemdir. Bu sistem yok olmadığı sürece ne Kürt sorunu çözülür, nede eşitlik, özgürlük olabilir nede emekçi sınıfların kurtuluşu olabilir. Tek kurtuluşumuz bu kapitalist sistemi yok etmek olmalı, Kurtuluş sosyalizmdedir.

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.