KIZILDERE DEVRİMCİ HAREKETİN ONURU OLARAK YAŞAYACAK!/ Mehmet ÖZCAN

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 2 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031



Hıdır ASLAN oldular, Seyit Konuk, Ethem COŞKUN, Necati VARDAR olarak celatların yüzlerine tükürerek Yaşasın Sosyalizm şiarını son nefeslerine kadar söylerken, Yaşasın Kürt ve Türk halkının mücadele Birliği sloganını  haykırırken. Kürdistan dağlarında savaşan Mahzun Korkmaz oldular.
Bu temelde devrimci sosyalist mücadelede içerisinde yaşamlarını kayb eden Kürt ve Türk devrimcilerini saygıyla anarken, KIZILDERE’yi 36’ıncı  yılında bir kez daha saygıyla anarken onlar her zaman devrimci sosyalist hareketin mücadelenin onurları gururları olarak yaşayacaklar diyorum....
 

KIZILDERE DEVRİMCİ HAREKETİN ONURU OLARAK YAŞAYACAK!/ Mehmet ÖZCAN

                                                                                                

        
Kızıldere’yi 36’INCI YILINDA iyi anlamak ve doğru yorumlamak gerekir diyorum; Kızıldere  Kürt ve Türk devrimci hareketin bir dönüm noktası ve direnmenin, mücadelenin onur noktası olarak algılanması gerekir.
Kürt ve Türk devrimci hareketini O, dönemi ortak olarak algılanması gerekliğini vurgulamak istiyorum.
Çünkü iki halkın devrimci gelişmesi, yalan üstüne kurulan Türkiye militer cumhuriyeti tarafından gelişen Türkiye devrimci ve Kürt yurt sever hareketi o döneme kadar tüm ayaklanmalar, başkaldırılar askeri militer güçle imha edilerek susturulmuş olup, özellikle de Kürt yurt sever  hareketlerin imhasıyla sonuçlanmıştır.
Türkiye işçi sınıfı her ne kadar da işçi sınıfının şanlı 15-16 Haziran direnişleriyle bu suskunluğu bozmaya çalışmışsa da örgütsüz ve bilinçsiz oluşu bunu devrimci harekete dönüştürme şansını bulamamıştır.
Sanırım kısa da olsa, Türkiye devrimci hareketinin dönüşümüne bakmak gerekir.
Kürt ve Türk devrimci hareketi sosyalizmle çok geç tanışma şansına kavuşmuştur. Çünkü, yukarıda yazılanlardan da anlaşılacağı gibi gerek askeri militer cumhuriyetin sindirme ve baskısı gerekse de TKP’nin kendini ifade etmesi çok cılız olması ve buna birde ’’Marksist’’ klasiklerin Türkiye’ye girme ve çeviri şansı bulamaması sosyalist bilimi okuma öğrenme fırsatı bulamayan devrimci hareket.
Kendi kendine emekliyerek gelişen bir devrimci hareket ancak  düzeyi düşük  teori ile 1960 lardan sonra bir dönüm noktasına ve hesaplaşmaya  gelmiştir.
TİP’in kurulması ilk seçimlerde korkunç bir patlamayla parlementoya 15 Milletvekili göndermesi ile birlikte devrimci hareketin bir çıkış noktası olarak görülmelidir.
Ayrıca, 67’de DİSK’in kurulması işçi sınıfına bir ime kazandırdığı gibi, Devrimci hareketde de bir sıçrama noktası olarak algılanmalıdır.
68 dünya gençlik devrimci hareketlerinde patlak vermesi, ayrıca Latin Amerika devrimlerinin ve KÜBA devriminin  başarıya ulaşması büyük devrimci CHE’nin gerilla mücadelesiyle dünya gençliğin  sevgisini ve sempatisini kazanması sonucu devrimci hareketin dünyada geliştiği bir dönemde.
Ülkede de Kürt ve Türk devrimci hareketinde bir sıçrama gelişme dönemine geçmesi olarak algılanmalıdır.
O, güne kadar sadece TİP’le kendini ifade etmeye çalışan devrimci hareket burda ayrışmaları hesaplamayıda yine beraberinde getirmiştir.
İnsandan bireye toplumdan Sosyalist Örgütlenmeye  kadar,  bir anda her şey değişime ihtiyaç duyduğu başlangıç dönemdir.
Gerek Türk devrimcileri, gereksede Kürt devrimcileri, TİP’den ayrıştık dan sonra Devrimci yol haritalarını çizmeye başlamışlardır.
Türk devrimci hareketi, Fikir federasyonları oluştururken, Kürt devrimci hareketide, DDKO kendilerini ifade etmeye başlamışlardır.
Fikir Federasyonun içinden DEV-GENÇ hareketinin doğması, ve MİLLİ  DEVRİMLE hesaplaşarak tepki olarak bir aşama kazanır.
devrimci hareket, T.H.K.O, T.H.K.P cephesi ve T.İ.K.K.O böyle bir ortamdan doğmuştur.
Tabi süreç kısa olduğundan, yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi, yeterince ’’Marksist’’ klasiklerin olmayışı çevirilerin ancak kısıtlı olarak elden ele dolaştığı bir dönemde devrimci hareket ancak tek şansı mücadele ederek pratikte eylem ve hareket yapması gerekiyordu.
Bildikleri ile teori ve ideoloji doğrultusunda o güne kadar sinmiş, baskı ile kayb olmuş toplumun üzerinden ölü toprağının örütüsünü kaldırmak O, günkü devrimci hareketin ve önderlerin omzuna zorunluluk olarak kalmıştı.
Hem o güne kadar susan oportünist, reformistlerden ayrışarak topluma devlete nasıl karşı çıkılacağını öğretip? Nasıl devrimci mücadele etmesini göstermekten başka şansları yoktu.
DENİZ ve Arkadaşları T.H.K.O’yu kırlardan şehirlere karşı örgütleyerek toplumsal ayaklanmayı sağlamaya, mücadele etmek için kıvılcım ateşini tutuşturdular.
Aynı şekilde İbrahim Kaypakkaya ve arkadaşlarıda T.İ.K.K.O aynı amaçla kırlardan  şehirleri kuşatmak amacıyla kurdular.
MAHİR ÇAYAN ve arkadaşları ise, şehirlerden kırlara doğru gerilla mücadelesiyle kıvılcım saçarak örgütlenip mücadeleyi başlattılar.
Kısa dönemde mücadeleleriyle toplumun ve emekçi halkın gönlünde taht kurdular.
Çünkü O, döneme kadar militer cumhuriyeti  Kürt ve Türk halklarını baskıyla öyle sindirmiş ki,  devlet demek, Polis, Asker, Jandarma demek tanrıyla özdeşleşmişti.
Devlete karşı gelmek, direnmek birlik olmak hiç emekçi  Kürt ve Türk halklarının o dönemde bu dünyada en son akıllarına getirecekleri bir şeydi.
İşte o, dönüm noktasını; DENİZLER, MAHİRLER, İBOLAR direnerek,savaşarak öğretmeye çalıştılar.
İşte devrimcilik, işte sosyalistlik misali göstererek Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ı idamdan kurtarmak için cezaevinden kaçırmak eylem planları içinde olan T.H.K.P cephesi Mahir ve arkadaşları.
Bu eylem için T.H.K.O’lu yoldaşlarla mücadele birliğini yaratarak birlikte eylem yapma kararını alırlar.
TOKAT’IN NİKSAR’A bağlı KIZILDERE köyünde, bir ihbar sonucu faşist militer devlet güçleri ile savaşarak Roketatarla, bombayla imha edilerek hunharca intikam alırcasına öldürüldüler.
İşte O, gün devrim savaşçıları olarak 30 Mart 1972’de devrimci hareketin ve emekçi halkların kalplerine gömüldüler.
İşte o devrim savaşçıların  devrim yıldızları. MAHİR ÇAYAN, CİHAN ALPTEKİN, ÖMER AYNA, SAFFET ALP, ERTAN SARUHAN, AHMET ATASOY, NİHAT YILMAZ, HÜDAİ ANKAN, SİNAN KAZIM ÖZDOĞRU, SABAHATTİN KURT.
İşte tüm devrimci ve sosyalist hareketlere öğretileri sundular; ayrı örgütte olabilirsin, ayrıda düşüne bilirsin.
Ama eylem ve mücadele birliğinde omuz omuza Emperyalist- kapitalist sisteme ve faşizme, karşı birlikte yoldaşca savaşarak direnmeyi ve ölmeyi öğrettiler devrimci-komünist harekete.
Türk ve Kürt devrimci sosyalist hareketine akıllarda unutulmayacak bir miras ve örnek davranış olarak mücadeleleri ile kalbimizde ölümsüzleştiler.
Kimisi küçük burjuva hareketi olarak yorumladı, kimisi maceracı olarak yorumladı.  Ama bir gerçek var ki, onlar çok söz söylemediler.
Kısa yaşamlarında bizlere devrimci mücadeleyi öğrettiler onların anısına her zaman saygıyla anarak.
Tarihleri tarihimizdir, mücadeleleri bizimdir diyerek kalbimizde yaşatmaya devam edeceğiz.
Onlar devrimci harekette ektikleri tohumlar açtı, yeşerdi, büyüdüler sizlerin bıraktıkları yerde mücadele bayragını teslim alarak devam ederek 17 yaşında idama giderken, kahrolsun faşizm diyen Erdal EREN oldular. Mezarı dahi bulunmayan Veysel Demir oldular.
Hıdır ASLAN oldular, Seyit Konuk, Ethem COŞKUN, Necati VARDAR olarak celatların yüzlerine tükürerek Yaşasın Sosyalizm şiarını son nefeslerine kadar söylerken, Yaşasın Kürt ve Türk halkının mücadele Birliği sloganını  haykırırken. Kürdistan dağlarında savaşan Mahzun Korkmaz oldular.
Bu temelde devrimci sosyalist mücadelede içerisinde yaşamlarını kayb eden Kürt ve Türk devrimcilerini saygıyla anarken, KIZILDERE’yi 36’ıncı  yılında bir kez daha saygıyla anarken onlar her zaman devrimci sosyalist hareketin mücadelenin onurları gururları olarak yaşayacaklar diyorum....

 

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com