SOSYALİZMDEN ASLA VAZGEÇMEDİK/ N.Mehmet Güler

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 7 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


Sosyalizm üçüncü büyük dalga sürecine girmiştir. Bunun erken ve iddialı bir belirleme olduğunu düşünenler olacaktır. Ancak derin akıntı kesinlikle yükselişin bütün ipuçlarını içeriyor. Tıpkı 1. 2. enternasyonal ve Paris komünü patiği ile on dokuzuncu yy.ı boydan boya kaplayan birinci dalga gibi; ya da 1917 ve yirminci yy.ı kaplayan demokratik ve ulusal kurtuluş devrimlerini içeren 2. dalga gibi…
     
Büyük kırılmalar ve yükselişler yaşamış, coşkulu devrimler ve umutsuz çöküşlere tanık olmuş sosyalizm mücadelesi, yatağını bulmuş nehir misali daha bir olgunlaşmış ve kararlı, yeni bir serüvene başlıyor. Sadece, Bolivarların, Chelerin Latin Amerika’sında peş peşe kurulan yeni oluşumlarla değil, yaşadığımız ülkede de uyuyan ve aslında “öldü” sanılan dev uyanıyor. İnsanlık sosyalizmden asla vazgeçmedi. Yalnızca Neo-liberalizm dalgasının sersemletici, çaresizleştirici ve teslim alan etkisi ile reel sosyalizmin çöküşü sonucu yaşanan travmanın derin olması; bunalım, kaos ve arayış sürecini uzun zamana yaydı.
                                                    ***
  Ekonomik kriz ve açmazlarıyla, alternatifsiz olduğu sürece, insanlığı an be an tüketme pahasına da olsa, bu sistem ayakta kalmayı sürdürüyor. Sorunların derinliği ve ürkütücü boyutlara varmış olmasının sebeplerinden en önemlisi, demokratik sosyalist mücadelenin, yirmi yıla yaklaşan suskunluğu, geri çekiliş, bunalım, kaos ve kimliksizliği yaşamasıdır. Belki de üçüncü büyük yükseliş dalgası için, değerlerin dibe vurması gerekiyordu!
    
Demokratik sosyalist hareketin ve mücadelenin gelişme koşulları tüm zamanlardan daha fazladır. Çünkü çelişkiler dayanmanın son sınırına varmıştır. Finans kapitalin küresel egemenliği ve saldırıları tüm insanlığa karşıdır. Bu önemli çelişki, demokratik hareketi ortak cephede buluşturacaktır. Ucuz iş gücü deposu olarak kullanılan işçi ve emekçi sınıflar, demokratik mücadelenin dinamosudur. Doğa tahribi, insan-doğa çelişkisi, örgütlü, duyarlı bir tepki hareketine dönüşüyor. İnsan hak ve özgürlükleri, demokratik talepler, asıl sahipleri, halkın eline, gerçek etki gücüne, örgütlü hareketine kavuşuyor. Kadın sorunu, çağımızın hayati sorunlarından biridir. 21. Yy.a damgasını vuracağı kesin gibidir.
    
Küresel Finans sermayesinin emperyalist saldırı ve hegemonyası karşısında, Demokratik Sosyalist mücadelenin, dünyada felsefi, ideolojik ve pratik-politik olarak kısırlaşma ve marjinalleşmeyi aşma potansiyel ve dinamiği dikkate alındığında her zamankinden daha fazla ideolojik, düşünsel mücadeleye ihtiyaç duyulduğu görülecektir. Özgürlük Hareketi’ne saldırmak yerine, doğru anlam verilirse bu konuda  bir modelin geliştirildiği görülecektir. Son derece yüzeysel ve yer yer de kasıtlı yaklaşımlarla, özellikle Demokratik Konfederalizme yönelik, “ideolojik olarak silahsızlanma” vb. yakıştırmalarda bulunmak yerine, gerçek ideolojik kavrayışın, bilimsel sosyalizmin özünün bu olduğu görülmelidir.     Özgürlük Hareketi’ndeki felsefi, ideolojik perspektif, evrenselleşme eğilimi, potansiyel ve gelişme gücünü taşıyor. Yarım asra yaklaşan deneyim, teorik ve pratik birikim güçlü bir model olmayı hak ediyor. Gerçekleri kendi ölçülerine uydurmaya çalışanlar, çok geçmeden yaşamın canlı gerçekliğince aşılacaklardır.
           
Çağımızın mücadele enstrümanları değişiyor Bilgiyi insanlarla paylaşmak, elektronik ortamda, geçmişle kıyaslanmayacak boyuta hız kazanmıştır; imkânlar sınırsız hale gelirken, risk neredeyse bu konu için sıfıra inmiştir. Geçmişin illegal araç ve yöntemlerine ihtiyaç kalmamış gibidir. Yine de sistemin kendiliğinden değişmesi beklenemeyeceğine göre, son kertede dışına çıkmadan zorlanamayacağı da unutulmamalıdır. Sermayenin küresel konumlanma ve örgütlenme ağı karşısında; emeğin, insani değerlerin, özgürlüklerin ve çevrenin savunmasını esas alan mücadele organ, parti ve birlikleri arasında iletişim, eşgüdüm, örgütlenme ve dayanışma eksikliği kocaman bir boşluktur. Mutlaka ve hızla somut çözüm arayışlarına yönelmeyi gerektirmektedir.
    
Türkiye’de, ÇATI PARTİSİ çalışmasının ciddi bir alternatif yaratması mümkündür, gereklidir. 1 MAYIS, bunun en demokratik zeminidir; ortaya çıkacak tablo, BİRLİK, DAYANIŞMA ve MÜCADELE kararlılığı olacaktır.2008, 1 Mayıs’ı çok farklı olacak gibi, hatta 12 Eylülün dayattığı ezberi, rutini bozacağı anlaşılıyor.
    
Öncelikle Türkiye’de demokratik sosyalist hareketin yakaladığı yükseliş momentinde, diri, dinamik akışkan Kürt Özgürlük Hareketiyle, demokrasi, barış ve tekel karşıtlığı gibi en temel ve genel ilkeler ekseninde buluşmasına dönük çalışmaları önemsemek gerekiyor. Zira doğru temelde gerçekleşmesi durumunda Ortadoğu’da Özgürlüklerin önünü açacak paslı kilidi kıracağı kesindir.
   
  Demokratik Özgür Topluma giden yol, günümüzde Demokratik Sosyalist Hareketi iyi örgütleyerek ona öncülük, önderlik etmekten geçer. Türkiye’de sendikal hareketin, emek cephesinin son eylemleri de gösteriyor ki, var olan gücü siyasal öncülükle buluşturmak, büyük bir enerjiyi toplumsal harekete akıtacaktır.
                                                     ***
Çağımızın mücadele anlayışı, Demokratik Özgürlükçü Sosyalist düşünce çerçevesinde şekillenecektir. Toplum ve doğadaki büyük tahribat, ekonomik, sosyal, siyasal, hatta psikolojik, ahlaki ve moral sorunlar özgün programlar çerçevesinde iç içe ve ardışık çözümler biçiminde ilerleyecektir.
    
Sosyalizmin özüne ters düşen, toplumsal gelişmeyi engelleyen, hastalıklı kılan ve kaçınılmaz olarak karşıtına dönüşen, aşırı merkezci, monolitik, totaliter, devletçi yönetim anlayışının mahkûm edilerek, aşılması gereği ortadadır. Sosyalizm, sınıf mücadelesinin önünü açar, açmalıdır. Ancak, tek renk, tek ses anlayışı yanlıştır sosyalizme değil ancak faşizme götürür. Demokratik Sosyalist Harekete, mücadeleye en fazla zarar verecek olgulardır. Geçmişin hatalarını aşmak kadar birikimlerini tecrübeye dönüştürmek de çok önemlidir, ayrıca toplumların halkların mücadeleleri kendi dönemleri içinde pratik sonuçlar vermezse dahi boşa gitmezler.
         
 Demokratik Cumhuriyet’in burjuva demokrasisinin farklı tarihsel kesitlerdeki özelliklerine tekabül eden kimi kavramlarla açıklanmaya çalışılması doğru değildir. Özgür toplum ve bireyi amaçlayan; ırk, dil, din, ulusal, etnik farklılıkları ne olursa olsun, tümüne düşünce, örgütlenme özgürlüğü, inanç ve değerlerini özgürce yaşama hakkı tanıyan, birini diğeri aleyhine kullanmadan, eşitçe, bir arada özgür ve demokratik yaşamlarını sağlayan bir sistemdir. Demokratik Cumhuriyet, ilerleyen, geleceği temsil eden sınıfların gelişip yaygınlaşmasını; çürüyen geriyi, tutuculuğu temsil eden sosyal ve kesim, sınıf ve tabakaların ise giderek etkilerini yitirmelerini ve erimelerini beraberinde getirecektir.   Bu kez farklı tarihsel ve toplumsal koşullarda; “Demokratik Cumhuriyet, Demokratik Sosyalizme giden en kısa yoldur” diyoruz.

                                                                                   N.Mehmet Güler
                                                                         
n.mehmetguler@hotmail.com

 

 

 

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com