E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

İnsanları ve toplumları birbirine kaynaştıran “Dil ve konuşmadır”. İnsanlar arasında iletişimin öznesi kuşkusuz dildir. Dil olmadan insanlar el işaretleri ve diğer kullandıkları yöntemlerle anlaşmanın zorluğu tartışılmazdır.
İlk insanlar evrimleşme sürecinde diller oluşmadan önce işaretleden, sesler ile anlaşıyor veya başka yöntemler kullanarak anlaşmaya çalıştılar. İnsanlar bu çabası evrimleşme sürecinde uzun zamanları asırları aldı.
İlkel komünal toplumun oluşumunda kabiler arasında dil konuşmaları gelişerek her insan toplulukların kendine göre yaşadığı yere bölgelere göre dillerin ve lisanların ayrı ayrı olarak oluştuğu, gelişdiği görülmektedir.
Dünya da feodal toplumun son dönemlerinde buharlı makinaların bulunuşu, üretim araçlar, makinaların gelişmesi enerji kaynaklarının bulunuşu ve Elektiriğin bulunuşu, kıtalar arası Amerika’nın keşfi, ile kapitalist üretim ilişkilerin gelişmesi ile üretimin sınırları aşarak pazara taşınması iletişimde en büyük gücün dil olduğu kesin bir gerçektir. Kapitalist-emperyalis sistemin iletişimini yine dil sağlamakta ve kaç dil bilirsen dünya ülkeleri ve insanları ile o nitelikte iletişim kura biliyorsun.
Bugün içinde yaşadığımız Kapitalist/emperyalist sistemin ve küresel kapitalizmin çürüyerek alternatif yaratamazken, dünyanın açlık ve yoksulluğa karşı bir çare bulmazken.
Dünyanın yeniden paylaşımı için, savaşlarla insanları öldürerek besin kaynağını kandan alarak geçinen gün geçtikce canavarlaşan acımasız sistemin adı kapitalizm olduğu unutulmamalıdır.
Bugün savaşlarla şovenizmle beslenen ülkelerden bir taneside Türk militer devletinin ta kendisidir. Yıllardır sınırları içinde acımasızca Kürt halkını kanını, canını, malını alan ve savaşla beslenen Türk militer devletinin ta kendisidir...
Bugün; küresel dünyanın her tarafında insanların teknoloji sayesinde istediği dilde birbirleri ile her dilde konuşarak iletişim kurarak anlaşabildiği/her dilde Müziğini dinlediği bir dünyada!
Hala Kürtler kendi dilleri ile Türkiye coğrafyası içerisinde özgür biçimde Kürtçe Konser veremiyor/parlamentoda milletvekkilleri olan bir parti gece yapamıyorsa/ KÜRT insanı kendi dili ile müzik dinleyemiyor saldırı ve linç girişimine uğruyorsa bu İnsanlığı oturup düşünmek lazım...
Kürtçe okul okuyamıyorsa/ Kürtçe derdini devlet kurumları içinde anlatamıyorsa/ Kürtçe konuşmak yasak oluyorsa/ Kürtçe Televizyon dinlemek yasak olduğu yerin adresi ise, Türk militer devletinin kendisi oluyorsa!
İnsan olarak düşünme zorluğu çekerek kendimizi sorgulamasını yapılmıyor buna dur demiyor seyr ederek edilgen davranıyorsak nereye kadar böyle susacağız.
Her gün yeni bir savaş ve şoven linç girişimiyle insanların tabutlarına sarılarak ağlıyor bundan Türk militer devletini ve Kapitalist-emperyalist sistemini mutlu ediyor utanmıyorsan. Kim olsan ne ye yarar.
Dünde bu şoven linç girişimin bir yenisi daha eklendi. Türkiye coğrafyası içinde ki, Batı da bir ili olan Adapazarı’da Kürt insanlarının savaş dolaysıyla sürgünde yaşadığı şehirlerden bir tanesidir.
Burda açlığı, yoksulluğu, sürgünü birlikte hüzünü yaşarken/ eğlenmekte her insan gibi onlarında hakkıydı.
İşte şovenizm ve milliyetçi faşistler bir kere daha Adapazarı’nda şovence kan ayini yaparak bir Kürt insanın canını daha aldılar. DTP’nin düzenlediği geceye hunharca saldırırken militer devlet sadece seyirci olmuştur.
21’inci yüz yılın dünyasında hala insanlar dilleri, ırkları yüzünden hedef tahtası haline gelmişse, o şoven milliyetçi faşistlerin /Kürt insanlarına sadırırken/ bunların bana insan olduğunu kim söyleyebilir?
Onları şoven ideoloji ile beyinleri yıkıyan ve Kürt halkını yok etmek için, savaşdan başka çözüm düşünmeyen Türk militer devletinin yöneticilerinin insanlıktan nasibini aldığını bana kim söyleyebilir?
Kürt halkını yanlız bırakarak/ linç girişimine/savaşa karşı sesiz kalıyorsa devrimci/olsa ne yazar/demokrat olsa ne yazar.
Hala bu tutumda kendimize dönüp sorgulamasını yapmıyorsak oturup düşünmek gerekir.
Bu sorumluk altında 1 Mayıs işçi bayramında çıkıp da alanlarda! Biji Yek Gulan sloganı atsak kim inanır? Biji Kürdistan desek kim inanır?
1 Mayıs öncesi bir yandan Kürdistan topraklarında savaş ve şovenizm ile linç girişimlerin hız alması düşündürücüdür.
Taksim de! 1 Mayıs’ın yapılıp yapılmaması tartışması sürerken 1 Mayıs öncesi İstanbul’un tescilli Faşisti Vali Güler her yıl olduğu gibi, bu yılda 1 Mayıs’ı provokasyon yapmaya çalışmaktadır.
Tabii ki, bunun tek başına Faşist Vali Güler aldığı söylenemez. Bu Türk militer devletin yıllardır Kürt ve Türk emekçi sınıfların üzerinde estirdiği baskı ve şoven terörün devamı olarak bilinmelidir.
Bir kere daha söyleyecek olursak/ Kürt halkı yanlız değildir.
Kürt Halkı üzerinde savaş ve linç poltikası bitecek mi?diye Türk militer devletine sormayacağız!
Devrimci/Komünistler olarak Kürt emekçi sınıfların yanında omuz omuza savaşa ve şoven faşist linç girişimlerine karşı mücadele edeceğimizin teminatını ’’KÜRT EMEKÇİ SINIFLARINA’’ vere bilmeliyiz!
Bu her şeyden önce bir insanlık görevi olmalıdır!



