ÇÖZÜM PARADİGMASINDAN ANLADIKLARIM/ N.Mehmet Güler

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 25 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


“Benim çözüm paradigmam dört kısımdan oluşuyor: Kent Meclisleri, Demokratik Siyaset Akademisi, Demokratik Toplum Kongresi ve Kooperatifler Hareketi”*
   

 Kürtlerin özgürleşmesi konusunda,  Kürt Halk Önderi Öcalan’ın dile getirdikleri, 1990’lı yılların başlarından beri aynı perspektiften beslenen program, araç ve yöntemleri kapsamaktadır. Klasik ulusal kurtuluş mücadelesi ve amaçladığı ayrı ulus-devlet formülünün, çağın gelişim yasallığını zorlaması ve elbette, küresel blok dengesine dayalı oluşan ve ayakta kalan yapıların, reel sosyalizmin yıkılışından sonra boşluğa düşmelerinin trajik sonuçları da gösterdi ki; halkların bağımsızlık ve özgürlük sorununda, ilkesel taviz vermeden, bilimsel ve gerçekçi yeni formüller geliştirmek kaçınılmazdır. Çünkü geçmişte katı sınırlarla izah edilen bağımsızlık anlayışı, uzun süreli halk savaşı, merkezi planlı ekonomi ve proletarya diktatörlüğü gibi hazır program kalıpları ve araçlar vardı. Kürt Özgürlük Hareketinde her zaman özgün yaratıcı boyut oldu ancak model arayışı ‘90’larda başlamıştır.
     

 Bu konuda en kapsayıcı, sistematik formül “demokratik konfederalizm”dir. Demokratik konfederalizm, küresel bir model olarak geliştirilmiştir fakat esas gerçekleşme alanı Kürdistan’dır. Kürt halkının özgürlüğünü amaçlayan bir kombinasyon, daha doğrusu bir sistemdir. Ekonomik model, politik ve idari örgütlenme, hukuk sistemi, demokratik mücadele araç ve yöntemlerini de içeren bütünlüklü bir çözüm sistemidir. Yani daha yalın olarak,  dört parçaya bölünen Kürtlerin, birliklerini nasıl bir model içinde gerçekleştirecekleri; bunu yaparken kendi hukuklarını nasıl oluşturacakları; egemen ulus devletlerle ne tür bir mücadele ilişkisi içinde olacakları ve elbette kendi öz güçlerine, kendilerine yeterlilik düzeyinde dayanırken, ekonomilerini nasıl örgütleyecekleri; bütün alanlarda ve bütün toplum kesimlerini kapsayan bir demokratik örgütlenmeyi nasıl esas alacakları; bunları uygularken derin ve yakın tarihin hangi damarına dayanacakları son derece açık ve bütünlük içinde dile getirilmektedir. “Daha önce buna demokratik konfederalizm, kominal demokrasi dedim, birileri isterse federalizm desin, verilen isim önemli değil, içerik önemlidir.” * 
    

 Programın özü halkın kendi özgücüne ve dinamiklerine dayanarak özgürleşmesidir. Kültürel, politik, idari ekonomik, eğitsel ve sosyal bütün alanlarda kendisini var etmesidir. Bunun için örgütlenerek esas karar sahibi olmasıdır. Türkiye’de, Kürtlerin Diyarbakır merkezli, bütün alan ve düzeyleri kapsayan, demokratik örgütlenmesi,  halkın kendisini demokratik siyasetin aktörü haline getirir. Halkın demokratik siyasetin aktörü haline gelmesi de öncelikle demokratik aydınlanmayı gerektirir, işte siyaset akademileri bu bilincin kaynaklarıdır. ”2000'lerden beri siyaset akademisinin gerekliliğinden söz ediyorum. Bu önemli bir konudur. Demokrasinin ve siyasetin anlaşılabilmesi ve gelişebilmesi için bunun gerektiğini söylüyorum. Bunu da boşuna önermedim. Siyaset felsefesini anlayabilmek için böyle bir okul şart. Eğer gelişmek isteniyorsa, başarılı olunmak isteniyorsa, bir siyaset okulu şart. (…)Herkes siyasette çok uyanık, dikkatli olmak zorunda, çok zeki hareket etmelisiniz. Güçlü durabilmek ve başarılı olabilmek için siyaset felsefesini bilmeniz, iyi anlamanız gerekiyor”*  
   

Demokratik toplum kongresi bunun siyasi kurumudur. Demokratik toplum kongresi; aydınlanmış, siyaset felsefesiyle donanmış Kürt toplumunun köy ve mahalle komünlerinde, kadın, gençlik, çocuk, yaşlı toplumun tüm kategorilerinde, yine iş- emek, meslek kurumlarında örgütlenerek kendilerini yeniden yaratacakları, aydınlanma ve özgürleşmeye dayalı, gerçek bir demokratik yükselişi yaşayacakları, bir örgütlenme koordinasyonu rolü oynar. Kültürel, politik idari, ekonomik olarak iyi örgütlenmiş, kendini tanımlamış Kürt halkı, iç geriliklerinden kurtulacağı gibi, diğer halklarla ve devlet ile de ilişkilerini özgürce belirleme düzeyine erişmiş olacaktır. “Demokratik Özerk Kürdistan, Demokratik Toplum Kongresi vesilesiyle de söylemiştim, orda vardı. Bu hem Kürt toplumunun iç geriliklerine, bu feodal şeylere, geriliklere karşı iç demokratikleşmeyi sağlar hem de Kürtlerin dışarıya karşı duruşunu ifade eder. Bu örgütlenmede devlet karşıtlığı yoktur, devlet kurmayı da hedeflemiyor. Bir çeşit, mevcut sınırlar ve devlet yapıları içinde Kürtlerin özgürlüğünü temsil eder. Sonuçta özerklik kavramı da özgürlükle ilgilidir. Demokratik özerkliğin devletle, sınırlarla bir problemi olmaz. Bir çeşit yerelin kendini devlet içinde ifade etmesi anlamına gelir.

Demokratik özerklikte Kürtler, bir nevi kendi özgürlüklerini sağlarlar. Eğitim, dil, diğer kültürel gelişimlerine ilişkin okullarını açarlar, halkın ekonomik sorunları var, gerekiyorsa bankalarını kururlar, kooperatiflerini kurarlar. Dilin eğitimi ve diğer konularda enstitülerini oluştururlar. Bu devletin olmaması ya da devletin reddi anlamına gelmez. Devletin kurumları yanında Kürtlerin bir nevi kendi taleplerini karşıladığı bir yapı gibi düşünülebilir. Bazı haklar topluluğu ilgilendirir, tek başına bir şey ifade etmez. Birey haklarını yadsımıyoruz, daha önce özgür yurttaş kimliği demiştim. Ama yurttaşlar bir toplumun bileşenidirler. (…)Bunları birbirinden ayrı düşünemezsiniz, etle-tırnak gibiler. Özgür yurttaş kimliği de böyledir. Özgür yurttaş toplumun parçasıdır, bileşenidir, toplumu oluşturur. Demokratik Toplum Kongresi de bunu hedeflemeli”*
     

Kent meclisleri, gücünü daha alt örgütlenmelerden alan, yerel yönetim, idare ve irade orga

nlarıdır. Paradigmanın her ayağı, sistemi oluşturan temel bir bileşendir fakat kent meclisleri gereken irade, örgütlenme ve karar yetisinin ortaya çıkmasında çok önemli kurumlardır. Çünkü sonuç itibariyle, sistem Kürt halkının kendi kimliği ile iradeleşmesini, özgürleşmesini ve birlikte yaşadığı halklarla ilişkilerini, yani kendi kaderini ve geleceğini belirlemesini esas alıyor.
    

Kürt halkı, planlı inkâr ve imha politikası ile ekonomik olarak çağın insani yaşama koşullarının çok gerisinde, açlığa mahkûm edilmiştir ve günümüzde de bu gayri ahlaki yöntem, Kürtlere karşı şantaj aracı olarak kullanılmaktadır. Ağırlıkta “ekolojik tarım” da denilen, organik tarım, paradigmaya ve özgürleşme sürecinin koşullarına uygun model olarak kurulacak kooperatiflerde gerçekleştirildiği takdirde, ekonomik sorunu beklenenden daha hızlı çözecektir. “Kooperatifler üzerinden toplumun ekonomik ihtiyaçları karşılanır. Kırsal kesimde özellikle tarım komünleri örgütlenebilir, yani birkaç kişiye ait arazi birleştirilir, burada organik tarım yapılır. 200–300 dönüm arazi birleştirilir, bunu ben idealist arkadaşlara öneriyorum, kırsal kesime giderek tarım komünlerini hayata geçirebilirler. Daha iyi anlaşılması için söylüyorum; ben olsam bir arazide tarımcılık yaparak değişik şeyler üretirim, organik tarım yaparım. Bu komünleri geliştirebilirsiniz. “* 

Organik tarım, belirli kurallar çerçevesinde sürdürülebilir tarımdır. Bu da başta toprak olmak üzere su, hava, çevre ve doğada yaşayan diğer canlılara zarar vermeyen bir üretim anlamına gelmektedir. Organik tarım yalnızca insan sağlığını değil, aynı zamanda yaşam alanımız olan dünyanın korunmasını da sağlar.
Mevcut tarım topraklarının azalarak çölleşmesini, kullanılamaz hale gelmesini ve sömürülmesini de engeller. Sağlıklı ve temiz bitkiler yetiştirildiği için insan sağlığınca önemlidir(Vikipedia)
***
    

“Kürtlerin demokratikleşme duruşları devleti demokratikleştirebilirse Türkiye Cumhuriyeti bizim Demokratik Cumhuriyet çizgimize gelmiş olacak, bu Demokratik Cumhuriyetin kuruluşudur. Bu, bir devlet bir demokrasi demek! Eğer buna gelinmezse ya da aksi durumda, Kürtler kendi demokrasilerini Diyarbakır merkezli hayata geçirirler. Demokratik Özgür Özerk Kürdistan! Burada bir devletten söz etmiyorum. Bir devlet iki demokrasi; diğerinin merkezi İstanbul mu olur, İzmir mi olur bilmiyorum ama biri Diyarbakır merkezli iki demokrasi tek devlet.”*

* A.ÖCALAN, Kasım 2007-Mayıs 2008 Görüşme Notları

                                                                                   N.Mehmet Güler
                                                                           
n.mehmetguler@hotmail.com


                                                                             

 

 

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (1 Yazılmış)

  • Gönderen reyhan oramar, 16 Mayıs, 2008 14:40:15
    yaşasın özgür kürdistan..aslında her görüşme olduğunda basından okuyoruz ama sonraki haftaya kalmadan çoğunu unutuyoruz...keşke biraz daha ayrıntılı olsa ..benim için gerçekten bağlantılar müthiş oldu..teşekürler sayın Güler

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com