„Artık yeter!“ barış yürüyüşü ve yapılması gerekenler/Munzur Dersim

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 0 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031



Kürdistan da yürütülen özgürlük mücadelesi ve buna karşı Türk sömürgeci devletinin imha ve inkar temelinde yürütmüş olduğu savaşa karşı ilk kez böylesine bir eylemin İstanbul Kadıköy de gerçekleştirilmesi anlamlıdır. 24 yıllık mücadele tarihi boyunca ilk kez Barış meclisi tarafından organize edilen ve Kürdistan da savaşın tırmandığı bu süreçte Demokratik Kitle Örgütlerinin „artık yeter!“ demesi önemlidir.

En azından Türkiye cephesinde savaşa karşı tepki ile birlikte, Kürt halkının en insani temel hak ve taleplerinin esas alındığı çözüm çağrılarının yapılması gelecek açısından umut verici bir özelliğe sahiptir. Sonuçta Kürdistan da yürütülen savaş Türkiye halklarını da vurmaktadır. Kürdistan halkına karşı yürütülen bu savaş ta kaybedenler Türkiye halklarıdır. Şavaşta çocuklarını yitirenler yoksul kesimlerdir, savaşın finansmanı emekçilerden alınan vergilerle sağlanmaktadır.

Bu cepheden savaşa dur deme, artık yeter deme gecikmiş bir cevap olmasına rağmen, umarız bu Türkiye metropollerine yayılır; barış mitingleri, barış konserleri şeklinde süreklilik kazandırılarak bu eylemler daha geniş kitlelere mal edilerek savaş kliği ve rantçı kesimlere karşı barış kalkanı olunarak daha fazla kanın ve göz yaşının dökülmesinin, yıkım ve tahribatların önüne geçilebilinir.
Barışa ve çözüme kadar sürekli kitlesel eylem anlayışı yaşamsal kılınmak ve sonuç alınmak isteniyorsa, kesintiye uğratmadan bu tür barış etkinlik ve eylemlere ağırlık vermek gerekmektedir. Yok; eğer bir eylemle yetinilip vicdanlar rahatlatılmak isteniyorsa, bu tür eylemlere Kürdistan halkının karnı toktur, çünkü Kürtler zaten hergün meydanlardadır. Burada şu tehlikeye dikkat çekmek yerinde olacaktır. Eğer bu eylemlere süreklilik kazandırılmaz ise, bu anlayış Kürtlerde büyük bir kırılmaya yol açacak ve Demokratik Kitle Örgütlerinin burada tarihi sorumluluğu ve günahı daha da büyük olacaktır.

Onurlu barış, onurlu çözüm hem Kürde ve hemde diğer Türkiye halklarına kazandıracaktır. Şimdiye kadar ateş gibi yakıcı olan bu temel soruna ilgisiz veya duyarsız kalan kesimler gelinen aşamada bu barış mitingi ile, 14 Ağustos 1984 atılımında nasıl ki Kürtler ilk kurşunu beyinlerindeki korku duvarlarına sıkıp, sömürgeciliğe karşı muazzam bir direniş ve özgürlük mücadelesi geliştirdiler, umarız Türkiye cephesi de özgürlük, demokrasi ve barış mücadelelerinde önlerinde engel olarak duran beyinlerindeki korku duvarlarını „artık yeter!“ mitingi ile yıkmışlardır.
Türkiye demokrasi güçleri Kürdistan daki savaşa karşı tavır sergileme de sınıfta kalmışlardı, umarız bu eylemle kendi geçmişlerini de sorgulayarak daha cesur adımlar atabilirler; meydanları faşist sömürgeci düzene ve onların yandaşları ırkçı ve faşist kesimlere terk etme yerine onların meydanlara çıkmaması için meydanları kendileri işgal etmelidirler. Bunun yol ve yöntemleri çoktur; yeter ki bu yol ve yöntemler doğru bir biçimde pratikleştirilsin, kitlelere Kürdistan da ki savaşın yaratmış olduğu olumsuz sonuçlar kavratılsın.

Doğa tahribatını, yok edilen insanlığı, ayaklar altına alınan insanlık onurunu ve insan kayıplarını zaten parayla ölçmek ve parayla bu kayıpları telafi etmek mümkün değildir. Parasal olarak Türk devletinin resmi rakamlarına göre Kürdistan da yürütülen savaşın faturası 350 Milyar dollardır, gizli ödeneklerle bu rakam 500 milyar dollar civarındadır. Türkiye de sendikalardan tutalım diğer kitle örgütlerine kadar herkesin bu gerçeklikten hareketle Kürdistan sorununun aslında Türkiye nin ve Türk halkının bir sorunu olduğu gerçekliğini kavratma görevleri vardır.

İl il barış meclisleri ve il il barış mitingleri, barış konserleri barış ve özgürlük için kitleleri duyarlı kılmak mümkün olabilir. Türk sömürgeci işgal devleti Kürdistan halkının en temel insani haklarına karşı savaşta ısrar etmektedir. Barış ve demokrasi güçleri de meydanlarda onurlu barış için ısrarlarını kitleselleşerek sürdürmelidirler. Süreç barış yürüyüş ve konserlerini süreklileştirme, Türk egemen sömürgeci zihniyetin onurunu ayakları altına aldığı, haksız bir savaşa ortak ettiği Türk emekçi sınıflarını demokrasi, özgürlük ve barış için ayağa kaldırma, onur ve itibarını tekrar kazandırma zamanıdır.

02 Haziran 2008

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com