E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- HPG: İntihar değil, çok planlı bir karakol baskınıydı
- Kürt paketinde ilginç ve hızlı gelişmeler/MURAT YETKİN
- Barzani ile Maliki arasında gerilim tırmanıyor
- Esas sorunlar/Ahmet Altan
- Kürtlerin temel sorunu ’çakma seyit’ düzeni/Soner YALÇIN
- Ben bir çocuğum.../Şerif Kaplan
- Bir kilo şekere Diyarbakır/M.Salih Erol
- Türk medyasının “İsviçre balonu” patladı
- PKK'lar saz çalıp eğleniyor
- Güney Kürdistan’da kız çocuklarının yüzde 60’ı sünnetli
Aylarca süren aday maratonu nihayet sonuçlandı ve bundan sonra Cumhuriyetçi ve Demokratların adayları arasında sorunlar ve çözümler konularını içeren yoğun tartışma ve propaganda süreci başlayacak.
Biz Kürtler açısından ABD de kim veya hangi parti başkanlık seçimlerini kazanır sorusuna cevap aramak gerçekten önemli midir? Barak Obama veya McCain in Başkan olması Kürtler açısından gerçekten ne kadar önemlidir? Bence o kadar önemli değil, çünkü ABD siyasetini belirleyen sadece Başkan değil, tüm kurum ve kuruluşlarıyla ABD devletinin kendisidir. Başkan burada bir nevi temsilcidir, devletle kamuoyu arasında bir köprü rolü oynamanın yanında kanunları onaylama veya veto etme hakkına sahiptir.
ABD de kim Başkan olursa olsun, ABD nin dünya jandarmalığı stratejisine bağlı kalması gerekiyor. ABD nin çıkarlarını esas alması bir zorunluluktur. Dolayısıyla ne McCain nede Barak Obama Kürt hayranı değillerdir, sadece ve sadece çıkarları mevcut durumda Kürt kartına oynamayı gerektiriyor ve çıkarları gereği bu karta hala oynamaları gerekiyorsa, oynamaya devam etmeleri olacaktır.
Bazı yaklaşımlar yanılgılı sonuçlara götürür. İste Cumhuriyetçiler kazanırsa Kürtler güvencede olur yaklaşımının maddi temeli, madi dayanağı yoktur. Sonuçta Kürtleri bir üçüncü kez gözden çıkarmaları ihtimal dahilindedir. Bunu en iyi bilmesi gerekenler ise Kürtlerdir. Kürtlerin tek güvencesi ulusal birlik ve ulusal ortak duruştur. Bunu sağlamanın yolu ise ulusal kongreden geçmektedir. Ulusal konferanslar zinciri ile ulusal kongreyi gerçekleştirmeyen Kürtler geneli kapsayacak ulusal birlik siyaseti ve uluslararası diplomasiyi sağlıklı yapamazlar. Kürdistanlı tüm örgütler, kurum ve kurluşlar kendi ulusal çıkarları, hak ve özgürlükleri temelinde biraraya gelemezler ise, uluslararası arenada fazla etkileyici ve çözümü zorlayıcı bir politika sahibi olamazlar.
Bu faktör, yani ulusal birlik ve ulusal çıkarlar siyaseti Kürtler açısından, hak ve özgürlükleri açısından, uluslararası güçler dengesinde sömürgeci işgal güçlerine karşı diplomasi faaliyetleri açısından uluslarası kurum ve kuruluşları etkileme ve harekete geçirme noktasında, uluslararası hukuk açısından önemli ve göz ardı edilmemesi gereken en önemli bir etkendir. Başarmanın birinci yolu direniş ve ulusal birlikten geçiyorsa, ikincisi ise uluslararası diplomasi ve siyasette ise yine ulusal birlik ve ulusal çıkar temelinde karşılıklı saygı temelinde birlik siyasetinden geçmektedir. Şurada veya burada yapılan tüm görüşmelerde Kürdistanlıların muhatap olduğu en temel soru Kürtlerin neden birlik olmadıkları sorusudur.
Irak somutunda ABD nin hedefi ve amacı bölgede kendi egemenliğıni güçlendirme ve Orta Doğu da at koşturan konumuna gelmesidir. Eğer ABD bu işi ben ancak Kürtlerle yapabilirim düşüncesinde ise bunu McCain veya Barak Obama yapmak zorundadırlar ve bunun dışına çıkmaları zaten mümkün değildir. Eğer ABD nin çıkarı başka bir stratejik ittifaklar politikasında yatıyorsa hiç gözünün yaşına bakmadan Kürtleri satacağı muhakkaktır. Belki dünya kamuoyunun gözünde prestij kaybını yaşamaması için Kürtlerin bir soykırıma maruz bırakılmasına göz yummaz, ancak Kürtler açısından önemli olan bir Kerkük sorununu, diğer parçalardaki Kürtlerin sorunlarını Kürtlerin lehine çözülmesine yanaşmadığı mevcut prtaikle ortaya çıkmaktadır.
Eğer öyle bir yaklaşım söz konusu olmuş olsa idi, Türk ve İran devletlerinin Kürdistan Özgürlük Hareketine karşı geliştirdikleri ittifaka karşı çıkardı. Bırakalım karşı çıkmasına tam tersine İsrail in sunmuş olduğu teknik imkanlarla, yine ABD nin uydu aracılığıyla elde ettiği teknik bilgileri Türk devletine sunduğunu ve Türk devletinin de bu bilgileri İran devletine vermesinin imkan dahilinde olduğu bilinmektedir. Türk devletinin askeri kurmayları bu temelde İran la bilgi alışverişini doğrulamaktadırlar.
Kürtler sözkonusu olduğunda çıkar ilişkilerine dayalı iki yüzlü kirli siyaset belirleyici bir rol oynuyor. Burada Kürtlerin dünyanın en büyük devletsiz halkı olması, dil ve kültürlerinin yasaklanması öyle fazla bir önem arz etmiyor. Dolayısıyla ABD de kim başkan olursa olsun belirleyici olan ABD ve Müttefiklerinin çıkarıdır. Kürtleri de feda edebilir. Bunun için Kürtlerin yapması gereken ev ödevi ulusal birlik temelinde askeri, siyasi ve ekonomik işbirliğini güçlendirmeleri, özellikle Güney Kürdistan yönetiminin imzaladığı antlaşmaları Kürtlerin ulusal çıkarlarına hizmet edici tarzda bir baskı unsuru olarak kullanmasıdır. Türk devletinin ihaleleri buna örnektir. PKK ye karşı tavır almaları için ihaleleri nasıl şantaj aracı olarak kullandığını biliyoruz. Kürtler izledikleri siyasetle, uluslararası arenada çantada keklik olmadıklarını tüm yol ve yöntemleri kullanarak ortaya koymak zorundadırlar. Bunun yanında tek temel güvence Kürdistan halkının kendi birliğini ve örgütlü gücünü ortaya çıkarmasıdır.
Kürtler mücadele tarihleri boyunca, ideolojik ve siyasi yaklaşım dışında, ne ABD ye nede AB ye yönelmişlerdir. Dolayısıyla Kürtler de hem ABD den ve hemde AB den kendilerine saygıyı, özgürlük mücadelesine zarar verici bir tutum içerisine girmemeyi beklemektedirler.İlkesel olarak bu doğrudur. Biz onlara zarar vermiyoruz ve onlarında bize zarar vermemesi gerekmektedir. Ancak pratik bunun tersini gösteriyor. ABD ve AB Kürdistan özgürlük hareketinin yenilgisi için elinden gelen her türlü desteği sömürgeci işgal devletlerine sunmaktadırlar. Ve hala bu anlamda bu güçlere bel bağlamak yanılgılı bir yaklaşımdır. Açıkçası intiharvari bir tutumdur. İlişkiler karşılıklı çıkarları esas alırsa olumludur, yok bu yapılmıyor ve her dediklerine evet deniliyorsa bu anlayış kaybetmeye ve tam da göbekten bağımlı bir duruşun ortaya çıkmasına götürür ki, bize kaybettiren de bu anlayışın kendisi olur.



Güncel