Herkes kendi çıkarına göre siyaset yapar/Munzur Dersim

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 2 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


Genel de, özgül de, heryerde herkes kendi çıkarlarını esas alan, koruyan ve kollayan bir siyaset, bir politika, ekonomik ve askeri ilişkiler geliştirmektedir. Ezilenlere rağmen, yoksullara, açlara, ezilmiş, sömürgeleştirilmiş, adeta vahşet sayılabilecek tüm imhacı ve inkarcı uygulamalara maruz bırakmaya rağmen, çıkarlar sözkonusu oldu mu, burada akan sular durur. Gelişmiş kapitalist devletler ve finans kapitale dayalı global emperyalizm çıkarları için, ihtiyaç duyduğu enerji kaynaklarını garanti altına almak, jeo stratejik duruma göre devletlerle geliştirdiği ilişkileri esas alarak tüm diğer aktörleri, özgürlük hareketlerini, demokrasi ve özgürlük yanlılarını feda eder. Orta Doğu da ve Kürdistan da yaşananlar bunu kanıtlamaktadır.

İş bu kadar basit: benim için önemli olan çıkarlarımdır diyor ve ona göre strateji belirliyor ve bunu pratikleştiriyor. Bu anlayış içinde insani ahlak veya etik değerler aramak yanıltıcıdır. O zaman iş bize, kendimize düşüyor, çünkü bizim bir kurtuluş ve özgürlük sorunumuz var. Bizim uluslararası kirli çıkar ilişkilerine kurban edilmememiz için demokratik bir birlik sorunumuz var ve bu sorunun ivedi bir şekilde çözülmesi gerekiyor.Bağımsızlık, özgürlük, kimlik, dil ve kültür sorunumuzu çözmek için Kürdistan halkının kendisinden başka, kendi özgücünü örgütleyip birleştirmekten başka bir alternatifi yoktur. Madem ki dış dinamikler belirleyici değil etkileyicidir, belirleyici olan iç dinamiklerin kendisidir, o zaman iç dinamikleri birleştirmek ve harekete geçirmek en önemli yurtseverlik görevi olarak durmaktadır. O halde birbirine düşen Kürt, birbirine karşı olan Kürt dönemin ihtiyaçlarına cevap olmamakla birlikte, zor olan bu tarihi ölüm ve kalım sürecinde en zor koşullar altında mücadele edilen bu süreçte durumu dahada vahim bir hale getirmekte, düşmanın pervasız saldırılarına çanak tutmaya hizmet etmektedir. Kürdün, Kürdistan halkının en büyük handikapı ve özgürleşememesinin altındaki en temel sorun, dar grup çıkarlarını esas alan ve ulusal birlik gibi en can alıcı sorunu çözememesinden kaynaklı olan sorundur. Ulusal birlik derken, homojen bir örgütlenme ve brilikten bahsetmiyorum, farklılıklara dayalı, gök kuşağı renklerinde bir birlikten bahsediyorum. Eğer Güney Kürdistan da KDP ve YNK biraraya gelmemiş olsaylar dı, Güney Kürdistan da çift başlı bir oluşum olmaz mıydı ve bu da sorunları dahada derinleştirip çözümsüz bir hale getirmez miydi? Getireceğinden hiçbirimizin şüphesi yok. Buradan yola çıkarsak; Kuzey Kürdistan özgürlük mücadelesine yaklaşımda ve birleşip, güç olmak ve hem sömürgeci işgal devletine karşı ve hem de uluslararası ilişkilerde güç olmak açısından oturup konumumuzu gözden geçirmemiz içinde bulunduğumuz bu süreçte kendisini acilen dayatmaktadır.

Günümüzde herkes kendi çıkarlarına göre siyaset yapıyorsa, ki öyledir,Kürdistan halkı ve örgütleri özgürlük ve demokrasi mücadelesi için bunun on katı, yüz katı çıkarlarını esas alan bir duruş, bir siyaset, diplomasi, ekonomik ve askeri ilişkiler geliştirmek zorundadırlar. Biraz makyavelizm kokuyor,yani sömürgecilikten kurtuluş için herşey mübbahtır ne yapalım başka türlü olmuyor ve bundan başka bir alternatifte yok. Kürt ve Kürdistan sözkonusu olduğunda tüm kirli siyasetler ve ittifaklar karşımıza çıkıyor. Bu kirli siyasi, askeri ve ekonomik ilişkilere karşı duyarlı ilerici, demokrat ve özgürlük yanlıların ise uluslararası dayanışma temelinde kendi devlet yönetimlerine karşı sessiz kalmaları veya cılız anlamda tepki vermeleri biz Kürdistanlılar açısından yeterli değildir. Uluslararası temelde sağlıklı ilişki ve güçlü dayanışmaların ortaya çıkması Kürdistan halkının ve örgütlerinin ortak mücadelesinden, birleşerek ulusal çıkarları esas alan bir duruştan geçtiği gerçekliğinden hareketle mücadeleyi yükseltmekten geçtiği bilinmek durumundadır. Kendi içinde bu sorunları çözemeyen Kürdistanlı örgüt ve partiler; önce bu temel ulusal sorunu çözmek zorundadırlar, yoksa onu veya bunu sorumlu tutmaları gerçekçi olmamakla birlikte, şikayetçi ve kendini tekrarlamaktan ve mücadelenin uzağında durup, taşın altına elini koymamak için bahanelerden başka bir anlam ifade etmemektedir.

Kendi arasında birleşemeyen, birbirine karşı tahamülsüz olan Kürdistanlılar daha fazla yıkımın, kan ve gözyaşı dökülmesinin sorumlularıdır. Bu sert bir belirlemedir; ancak gerçeklikler acı ve serttir.Öyle çok basit bir şekilde herşeyin sorumluluğunu PKK ye yüklemek, günah keçisi olarak lanse etmek en ucuz siyaset yapmanın ve mücadeleden kaçmanın, Kürdistan halkının en dinamik ve en örgütlü siyasi ve askeri gücünü zayıflatmanın adıdır. Türk, Arap ve Fars devletleriyle birlikte özgürlük hareketini kıskaca alıp imha etmeye çalışan uluslararası güçlere yönelik tek kelime yazmayanlar, sürekli Özgürlük hareketini zayıflatma temelinde halka yönelik anti PKK temelinde propaganda yarışı içerisine girimektedirler ve buna da Kürdistani siyaset, demokrasi ve özgürlük mücadelesi demektedirler. Bu baylara ve bayanlara tekrar tekrar şunu söylemekte yarar var: kendinizi kandırmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz, yoksa özgürlük ve demokrasi mücadelesi adında halkın özgürlük ve demokrasi mücadelesi önünde engel teşkil etme gibi bir misyonunuz mu var, bunu açıklamak zorundasınız. Eğer hayır diyorsanız, o zaman PKK ile olmayabilir, PKK diyelim diğer örgüt ve partileri ciddiye almayabilir, diyelim PKK tüm bu olumsuz davranışların sorumlusudur, peki bu durum diğer örgüt ve partilerin ulusal birlik ve ulusal kurtuluş mücedelesinde sorumluluklarını dahada ağırlaştırmıyor mu, neden o zaman beğenmedikleri ve hep eleştirdikleri anlayışın tersi bir duruşu sergilemiyorlar, bu basiretsiz ve samimiyetsiz bir siyasetin adı değilmidir? Eğer öyle görüyorsak,  o zaman samimi bir şekilde kendimize bu soruyu soralım ve cevaplandıralım: PKK yi eleştirdiğimiz, karaladığımız kadar kendimize eleştirisel yaklaşarak, bizim pay ve sorumluluğumuz ne kadardır, ulusal anlamda birleşme ve dar örgütsel çıkarları bir yana bırakarak, ortak mücadele yürütme anlayışının neresindeyiz, bu sorunların çözümünde biz neredeyiz, hangi çabalar içerisindeyiz, PKK ile değil, biz diğer örgüt ve partiler olarak birlikte mücadelenin, ulusal kongre örgütlemesinin, kısacası ulusal kurtuluş mücadelesinin neresindeyiz sorularına doğru cevap vermek ve tutumumuzu açık ve net bir şekilde ortaya koymak durumundayız.

Özgürlük hareketine karşı olumsuz tutum içerisine girenler tarih huzurunda suçlu duruma düşmek istemiyorlarsa, eleştirdikleri noktaları kendi şahslarında aşıp yaşamsal kılmak ve pratikleştirmek zorundadırlar. Madem ki her devlet ve her halk kendi çıkarlarını esas alıp mücadele ediyorsa, ki PKK ye yönelik geliştirilen eleştiri ve karalama siyasetinin özünde „işte PKK ulusal çıkarlardan vaz geçen bir harekettir“ denmektedir, o zaman Kürdistan halkının  çıkarlarını kat be kat esas alan bir siyasi örgütlenme ve mücadele tarzı ortaya çıkarılmak durumundadır, yoksa bu söylemlerin bir anlam ifade etmediğini, içi doldurulmayan boş bir fındık kabuğuna benzediğini kendileri itiraf etmek zorunda kalacaklardır.


 

 

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com