CUMHURİYET MİLİTER DEVLETİN DEVAMI 12 EYLÜL VE ERGENEKONDUR!/Mehmet ÖZCAN

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 5 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


Militer devletin kuruluşunun üzerinden 85 yıl geçmesine rağmen bugüne kadar militer Cumhuriyet devleti tarihi boyunca devlet yapısında hiçbir dönemde değişikliğe uğramamıştır.
militer devletin Osmanlıdan günümüze kadar geçirdiği evreleri ve devlet yapısını iyi bilmek gerekir.
Ermeni soykırımını ve Kürt halkları üzerinde ki Turancı, Kemalist militer devletin katliamlarını unutmamak gerekir.
Soruna bu şekilde bakılmadığı sürecede bilimsel değil soyutsal olarak bakmış oluruz. Özünde Kemalizme bir çok yazımda belirtiğim gibi Marksist ve Komünistler olarak Kemalizm'den ayrışmayı gündeme getirmediğimiz sürece doğru bir tespit yapamayız.
Kemalizmin hiçbir zaman sosyalist sol hareketle uzaktan yakından bir bağı olmamış Kemalizmi komününist harekete kimse sonradan yamamaya kalkmasın.
Kemalizme karşı bakışımızı, tavrımızı kesin olarak vurgulamadığımız ve ayrışmadığımız sürece halen bir takım sözüm ona sosyalist sol hareket adına Kemalizme umut olarak bakmakta kurtarıcı olarak görmektedir.
Burjuvazide tıpkı bugün olduğu gibi sol Kemalizmi yenileyerek çarşaf çarşaf burjuva yayınlarında solun kurtuluşunu birleşmesini yayınlayarak ve solu kurtarmak adına hareket etmeye omurgasız sol sosyalistleri tekrar bağrında toplamaya çalışmaktalar.
Buna dikkat etmek gerekir;Kapitalist-emperyalist sistemin dünyada tıkandığı gibi, Türkiye militer kapitalist sistemide tıkanmıştır.
Başta ABD ve AB emperyalist ülkeleri bugünlerde Kafkaslarda bir senaryonun peşindeler, senaryo dünya petrol tekellerini ele geçirme ve pazar paylaşım mücadelesidir.
Bu senaryoyu bazıları doğru yorumlamadan işte dünya paylaşım savaşı başlıyor dediler. Hayır bu bir dünya paylaşım savaşı değil. Tam tersine petrol ve enerjiyi emperyalistler arası rekabetle ele geçirme mücadelesidir.
Dünyanın paylaşılmayan toprakları kalmamıştır ta geçen yüz yıllarda serbest rekabetçi döneminde tamamlanıştır.
Şimdiki paylaşım petrolden pay alma mücadelesidir. bu Hiçbir zaman Kapitalist-emperyalist sistem arasında yeniden bir paylaşım savaşının başlaması değildir.
Sosyalist sistemin çözülmesiyle birlikte lokal savaşlar ve dünyanın bir çok yerinde gündeme gelmiştir. Kapitalist -emperyalist sistemin dünyaya hakim olmak adına, dünyaya gücünü göstermek için, evet lokal ve bölgesel savaşlar yaptı ancak bu bir dünya paylaşım savaşına dönüşmedi.
Evet dünyanın bir çok yerinde bölgesel ve lokal savaşlar sürmektedir. Ama bunlar bir dünya paylaşım savaşına dönüşmemiştir.
Bu savaşların iki amacı vardır. Birincisi; tekelci emperyalist sistemin elindeki stokları eritmesi ihtiyacı örnek bölgesel (lokal) savaşlar vasıtasıyla silah tekellerinin stoklarını eritmesi demektir.
Bunun yanı sırada diğer tekellere pazar açması demektir. Savaş olan ülkeler yakılıp yıkılmaktadır. Burda inşat demirinden, çimentoya, tuğladan başlayarak tüm tüketim maddeleri kapsayarak yiyecek, giyecek, cam, beyaz eşya, elektronik eşya ve ülkenin savaş dolasıyla yeniden yapılanması demektir.
Böylece tüm tekelci kapitalist sermayeye pazar alanı yaratarak geçici olarak kapitalist-emperyalist sisteme soluk aldırması demektir. Sosyalist sistemin çözülmesi ile başlayan bölgesel (lokal) savaşalar hız kesmeden devam ediyor.
Balkanlardan başlayan doğu Avrupa ülkeleri ve daha sonra Afganistan, Irak, Afrika, orta-doğuda Filistin, Lübnan Kürdistan da savaşlar tüm hızıyla sürerken, son olarak Kafkaslar'da başlayan savaş hiçbir zaman dünya paylaşım savaşına dönüşmemiştir ve dönüşmedi 4, 5 günde yapıldı bitti ama gerilim devam etmektedir.
Çünkü;günümüzde Uluslar arası Finas kapital ve tekelcilik dünya sermayesine ve ekonomisine hakim durumdadır.
Ayrıca dünyada Hiçbir sermaye emperyalizm ve tekelci sermayeden ayrı bağımsız gelişemez bunlar içiçe geçmiş olup. Finas kapitalin mali sermayenin denetiminde kontrolünde gelişebilir büyüyebilirler.
Sermaye evet birbirine karşı rekabet eder ama Hiçbir zamanda çıkarları gereği birbirine karşı düşman olup dünya paylaşım savaşını göze almazlar sonuçları ise, sermayenin kendisinin iflası demektir.
Bunları anlatmadan dünyayı anlamadan Türkiye militer devletin yapısını bugünkü geldiği noktayı anlayamayız. Türkiye militer devleti kuruluşunun birinci yıl dönümü dolmadan (Kemal Atatürk) yani Kemalizmin lideri kendisi İzmir iktisat kongresinde biz emperyalizmin fiili işgaline karşıyız sermaye yatırımına ve ekonomik olarak bizi bağlamasına (sömürge) yapmasına asla karşı olmayız diyerek tarihe geçmiştir.
Zaten Kemalizm tüm gelişmesini Osmanlı imparatorluğunun çöküşüne ve kapitalist-emperyalist sistemin nüfus alanı ve toprakları geniş olan İmparatorlukları bitirmek için Birinci dünya emperyalist paylaşım savaşını başlatmıştır.
Bir çok yazımda söylediğim gibi, Avusturya imparatorluğunu, Polonya İmparatorluğunu ve Osmanlı imparatorluğunu bitirmekti. Osmanlı birinci dünya paylaşım savaşında yanlış seçim yaparak Alman emperyalizmin safında yer alarak Alman emperyalizmi ile birlikte birinci dünya paylaşım savaşının yenilgisi ile birlikte çökerken diğer emperyalist ülke olan İngiliz emperyalizmin desteğini alan Kemalist hareket, Kemalist militer cumhuriyet devletini oluşturmuştur.
Askeri darbe ile Osmanlı İmparatorluğuna son veren Kemalist militer devleti Osmanlı dan devir aldıkları devlet yapısı üzerine inşa etmişlerdir.
Osmanlı imparatorluğunun devamı biçimde inşa edilen devlette hiçbir değişikliğe gitmeyerek gerici ve militer yapısına hiç dokunulmamıştır.
Osmanlı döneminde devlete tanrı gibi bakılması Kemalist militer devlet de devam ettirilmiştir. İşkencehaneler, cellatlar, darağaçları bir gelenek biçiminde sürdürülmüş Osmanlı döneminde ki istiklal mahkemelerin yerini askeri mahkemeler yerini almıştır. Kürt isyanları her zaman olduğu kanla, barutla, darağaçlarında, işkencelerle bastırılmıştır.
Devletin her zaman güvencesi ordu, asker güvenlik kuvetleri toplumun üzerinde baskısını sürdürmüştür.
Devlet içinde devlet olma her zaman sürerken, ABD emperyalizmin bağımlılık ilişkileri geliştikden sonra daha düzenli bir boyuta dönüşmüş ordunun ve yüksek güvenlik elemanları ABD'de eğitilerek ajanlaştırma ABD ve CİA emrinde çalıştırmaya başlamıştır.
Emperyalizm girdiği ülkeye kendi karekterini ve kültürünüde beraberinde götürür ABD emperyalizmi de kendi karekterini kültürünü beraberinde getirmiştir. ABD emperyalizmi Ekonomik olarak Türkiye militer devletini siyasi olarak da kendine bağlıyarak askeri faşist darbelerin arkasında ABD'nin kendisi olmuştur.
Türkiye'de yapılan üç askeri faşist darbenin arkasında ve planlayıcısı olarak bulumuştur. 1960. 27 Mayıs Askeri darbesin'de militer devlet Başbakanı'nı ve bakanlarını darağaçlarında idam etmiştir. 12 Mart 1971 askeri darbesinde ve 12 Eylül askeri faşist darbenin arkasında ABD emperyalizmi olmuştur.
CİA ve MİT, Kontor gerilla, Faşist MHP birlikte içiçe çalışmışlardır. Türkiye'de 12 Mart askeri faşist darbesiyle birlikte TİP'lileri devrimcileri, Kürt hareketleri, sendikalar, dernekler kapatlırken. Mahir Çayan ve arkadaşları Kızılderede, Faşist diktatörlük tarafından kalt edilirken, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan darağaçlarında idam edilmiştir. İbrahim Kaypakkaya ise, işkence tezgahlarında öldürülmüştür.
Toplu katliamların ve devrimci demokratların Kürt halkının tanınmış simaları susturulmak için yargısız infaz ve faili meçhul cinayetlerle öldürülürken bu cinayetlerin arkasın devlet ve devlete bağlı kontor gerilalar. MİT, Jitem ,özel hareket timleri Faşist mafya çeteleri suçları sabit olmasına rağmen hesabını soran veya yargılayan olmamıştır.
1977 1 Mayıs'da kitle katliamlarını, Maraş olayalarında Kitle katliamları, Çorum olaylarında yaratanlar hep aynı adres olup devletin kendisi ve MİT, Kontor gerilla, Jitem ve sivil faşist mafya çeteleri çıkmıştır. 12 Eylül askeri Faşist diktatörlüğün de ihraç eden ve denetleyen yine ABD emperyalizmi kendisi olmuştur. Burda her yıl tekrar tekrar 12 Eylül'ü anlatmayacağım ama kısaca değineceğim. 1980. 12 Eylül Türkiye tarihinde en kanlı açık faşist diktatörlüğüdür parlemento, sendikalar, dernekler, siyasi partiler hepsi toptan kapatılarak tüm sivil yasalar askıya alınarak yerine askeri faşist yasalar uygulanarak onlarca devrimci darağaçlarında idam edilmiştir. Milyonlarca insan işkenceden geçirilmiştir. Yüzlerce insan işkencelerde kayb olmuş ve öldürülmüştür. Yüz binlerce insan askeri faşist mahkemelerinde yargısız yargılanarak askeri faşist cezaevlerine doldurulmuştur. 12 Eylül denince bu kara tablo hatırlanmalıdır.
Ancak burda asıl anlatmak istediğim Türkiye militer devletin kuruluşundan günümüze kadar yönetim biçimi hep karanlık olmuştur. Militer devlet Korku cumhuriyeti ve asker ordu polis devleti olarak tüm karanlıkların içinde bizat militer devletin kendisi olmuştur. Toplumla devlet arasında hep kalın çizgiler olmuş hatta çizgi az olacak kalın duvarlar örülmüştür. Hiçbir zaman insanlar bireyler militer devletin ve kanunlarında özgür ve eşit olarak yönetilmemiştir.
Kapitalist sistem gelişmiş kapitalist ülkelerde burjuva demokratik devrimlerini yaparken feodalizmin devlet kalıntılarını insanlara bir takım demokratik haklar ve yasalar reformu yapmıştır. O bakımdan feodalizme karşı kapitalist burjuvazi ilericidir kendi iktidarını kurarkende köylülüğe toprak reformu yaparken, ücretli işçilere emekçilerede bir takım haklar verirken ve seçme seçilme hakkını vermiştir. Tabii burda kapitalist sistemin iyliğini anlatmıyorum yanlış anlaşılmasın. Sadece gelişmiş kapitalist ülkelerde kapitalist burjuvazi kendi iktidarı kurarken emekçi sınıflara bir takım haklar vermiştir. Ama emekçi-çalışan sınıfları iliğine kadar da artı-değer sömürüsü ile sömürmektedir.
Türkiye' de cumhuriyet militer devleti kurulurken burjuva demokratik devrimi yapmamıştır. Birinicisi;gelişmiş kapitalist burjuvazi çok cılızdır. İkincisi ise Osmanlı İmparatorluğu yok olurken askeri darbeyle cumhuriyet militer devletini kurmuşlardır. Yani ortada ilericilik adına Hiçbir şey yoktur Osmanlı devletin despotik militer yapısı bir değişikliğe uğramadan devam etmiştir. Militer devletin kurumları olan ordu polis asker bugüne kadar ne eleştirebilinmiştir nede yargılamak mümkün olmuştur.
Örneğin militer devlet içerisinde çeşitli şekilde oluşan çeteler devletten ayrı bir kurum gibi gösterilmeye çalışılmaktalar ama gerçek öyle değil. Bu güne kadar kontorgerilla, jitem, MİT, ordu, askerler susurluk başlayan çete serüveni hep devletin kullandıkları asker, polis, MİT, faşist mafya çeteleri, itirafçılar bir zat devlet tarafından kullanarak sonra işleri bittikten sonra deşifre oldukdan sonra devletin ilişkisini keserek sokağa atmıştır. attıkları çeteler halen kendilerini kendilerini devletin bekası sanarak çeteler varlığını devam ettirmesidir.
Ergenekonda çeteside devletten bağımsız kurulmuş veya devletin dışında oluşmuş bir yapı değildir. Tüm Atatürkçü ve Kemalist dernekler devlet eliyle kurulmuş mali destek verilerek himaye edilmiştir.
Emekli olan generallerde, emekli olan polislerde,emekli olan MİT elemanları,emekli olan Jitemciler, kontor gerillalar, itirafçılar develet den ya emekli olmuşlardır. Ya da deşifre oldukları için görevlerine son verilmiştir yada istifa ettirilerek devlet dışına itilmişlerdir.
İşte son günler aylardır ''Ergenekon'' çetesini ordu AKP'ti arasındaki hesaplaşma olarak görmekteler. Acaba böylemi? veya şeriat-Laiklik çatışması olarak görmekteler bu doğrumu? Hiç de böyle değil. Aynı AKP'ti devletin başka kurumu olan Anayasa Mahkemesi tarafında yargılanarak kapatılamdı ama, elini kolunuda bağladılar kapatılmaktanda beter ettiler. Bir de ABD emperyalizmi ve AB emperyalizmi AKP'tinin ılımlı islam poltikasıyla Orta-doğu ve Asya ülkeleri Kafkasya ve Türki cumhuriyetleri ile ilişkileri ABD ve AB emperyalizmin lehine dönüştürmesi için AKP'tiye ihtiyaçlarından dolayı kapatılmasını istememişlerdir. ABD emperyalizmi bundan önce asker ve ordu ile direk ilşkileri sürdürmekteydi ama artık sivillerle orduyu yönetmek istemektedirler.
Yoksa şimdiye kadar hangi hükümet olacaksa ABD'nin Beyaz sarayın onayını alamadan değil hükümet olma Bakan dahi olabilmesi için, ABD'nin onayı şarttır.
Militer devletin ne askeri yönetimin emekçi sınıflara baskısı, ne Kürt halkına karşı savaşı biter, nede devletin çeteleri temizlenmiş olunur. Başbuğ Genel Kurmay Başkanı olur olmaz ilk işi Ergenekon çetesini ziyareti olmuştur. Bunun anlamı açkıtır sizler bizimsiniz ama emekli oldunuz halen kendinizi devletin bekası sanarak görevde sandınız devletin ilişkilerini deşifre etmeye kalktınız sonunuz burası oldu. Aynı zamanda Devlet Egenekon çetesini operasyon yaparken diğer tarafdanda Orduyu ve diğer kurumlarını aklıyor bir anlamda üç beş askerin veya polisin içeri atılması militer devlet kendisini aklayarak temize çıkarmış oluyordu.
Tabii Ergenekon biter yarın devletin içinden başka çeteler çıkmaya karanlık güç odakları olarak görevlerine devam edecekler yine Kürdistanda savaş devam edecek devrimciler demokratlar faili meçhul cinayetlere kurban edilecektir. Yani militer kapitalist devlet yıkılmadığı dağıtılmadığı sürece yerine sosyalist devrimle işçi sınıfının iktidarı inşa edilmediği; sürece emekçi sınıfların Kürt Türk halklarının kurtuluşu olmayacaktır.

 

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com