Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 3 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image

Genelkurmay ve kuvvet komutanı konuştu. Genelkurmay başkanı, “Üniter-ulus devlet”, kuvvet komutanı da “son terörist yok edilinceye kadar bu savaş devam edecek” dedi ortalık karıştı.
  Elbette bu söylenenlerin kabulü veya hoş görülmesi söz konusu olamaz. Bunlara tepki gösterilmesi, karşı çıkılması en doğal ve kullanılması zorunlu bir haktır. Bunlar işin bir yanı. Bir ülkede asker veya sivil, egemen sınıf temsilcilerinin, bu denli pervasız ve ölçüsüz konuşmalarının, konuşabiliyor olmalarının bir anlamı vardır. Bunun anlamı, egemenlerle ezilenler arasındaki güç dengelerinin, egemenler lehine olduğudur.  Kürtler dışındaki ezilenlerin güçlü bir siyasal örgütü olsa ve bu söylemler karşısında gerekli tavrı alabilse, kimsenin bunları söylemesinin şansı olmayacaktır.
Ayrıca, bu söylemlerin kendisinden çok, söyleyenlerin önemi ön plana çıkartılmaktadır. Ne demek bu? Yani TÜSİAD veya hükümet sözcüleri veya her hangi üst düzey bir bürokrat bunları söyleyince, neden ortalık, askerin söylemesinde olduğu gibi karışmıyor da, asker söyleyince karışıyor. Çünkü askerin ülke yönetimindeki ağırlığı, öncelikli sorun olarak ele alınıyor ve bu ağırlığın giderilmesi halinde,  demokrasinin geleceği varsayılıyor. Öncelikle bu çıkış noktası önemli bir yanlışlık içeriyor, bunun bilinmesi ve dikkate alınması gerekir. Askerin ağırlığının azlığı veya çokluğu değildir, bir ülkedeki uygulamaları faşist veya demokratik kılan; bir devlet yönetim biçimidir ve onun karakterini belirleyen sadece askeri olması değildir. İvedilikle bunun anlaşılması ve demokratiklik adına, salt asker klik karşıtlığının yanlışlığı bilince çıkartılmalıdır. Faşizme karşıtlık devletin bir bütününe karşıtlık olmadığı zaman, liberallerle yan yana düşmek kaçınılmaz olacak, böyle bir durum ise,  baştan kaybettirecektir.
 Askerin söylediklerinin anlamı ve yaşanan açılımla ilgisi var mıdır, varsa, nedir? Bu söylemin, açılımla çok yakın bir ilgisi olduğu ortadadır. İlginin ne olduğuna gelince, ilgi, sanıldığı ve tartışıldığı gibi, açılım karşıtı bir ilgi değil, tam tersine açılımla ilgili yaratılan olumsuz havayı dağıtmak amacıyla ortaya konan bir ilgidir. Bilindiği gibi, AKP’nin açılıma dair, devletin verdiği görevi yapmaya başlamasıyla birlikte, CHP ve MHP tersten bir politik yönelime girdi.  
Ülkede yıllardan beri oluşturulmuş olan şoven- ırkçı dalga ve buna bağlı olan kültürel şekillenme, basite alınacak bir olgu değildir. Yıllardır halklar arası düşmanlığı körükleyen, ırkçı- şoven bir dünyada yaşıyoruz. CHP ve MHP, bu dalgaya oynamayı, politik kazanım elde etmenin en uygun aracı olarak gördüler ve bundan yararlanmaya çalıştılar. Devletin uygulamaya çalıştığı açılım planı için bu gelişme olumlu değerlendirilmedi.
Türbinlere oynamak, futbol sahalarında olduğu gibi basit kayıplarla atlatılabilecek bir durum değildir. Siyasette, türbinlere oynamanın çok beklenmedik sonuçlar yaratması, her zaman mümkündür. İşte bunu gören ordu, hemen devreye girdi ve türbinleri harekete geçirmeye çalışan CHP ve MHP’ye, “ durun, ne yapıyorsunuz, bu proje AKP’nin değil, devletin bir projesidir ve ben projenin içindeyim, ayrıca kaygılarınızı biliyorum ve gerekli tedbirleri almak üzere bu proje tasarlanmıştır. Onun için sizin bu konuyu kaşımanıza gerek yoktur”  demek amacıyla, bu konuşmaları yapmıştır ve görünen o ki, mesaj yerine ulaşmış, herkes kendisine düşeni almıştır.
  Askerin birinci söylediği ve söylemek istediğinin bu olduğu,  dikkatli okuyucu tarafında görülecektir.  Şimdi isterseniz, biraz daha yakında bakalım, askerin ne dediğine. “Üniter devlet korunacak” dedi.  İyi de, genel olarak Kürtler ve etkin Kürt siyasal yapısı, yıllardır ayrı devlet kurmak istemediğini söylemiyor mu? Yeni bir devle isteyen kim ki, genelkurmay bunu vermemek için, böyle hükümran ve dehşet kokan bir açıklama yapıyor. Kimsenin Üniter devletle, en azında güncel açılım boyutuyla, bir sorunu yok. O halde bu açıklama, ne anlama geliyor? Açılımla Üniter devletin parçalanacağını ileri süren CHP ve MHP ye, cevap verilmiş olunuyor bu yolla. Ayrıca işin birde psikolojik ve demagojik bir yanı var ki, bu yönüyle de açıklama amacına ulaşmıştır. Sanki Kürtler böyle bir şey istemişlerde genelkurmay vermiyormuş gibi bir havada yaratıldı. Böylece Kürtlerin elde ettiği psikolojik üstünlük kırılmak isteniyor.
“Son terörist yok edilinceye kadar” edebiyatı yapan kuvvet komutanın söyledikleri ise, rutin bir edebiyat olmaktan başka bir anlamı olmayan sözler olarak unutulacaklar arasında görülmek durumundadır. Yoksa bu ülkede, dünde, bu günde, yarında hak ve özgürlük arayanlar, yani onların deyimiyle “teröristler” hep var olacaklardır. Orduda açıklamaların yapılmasından sonra ortalığın durulmuş olması, CHP ve MHP’nin seslerini kısmen de olsa kesmeleri, bu gelişmenin sonucu olarak değerlendirilmelidir.
   Aslında askerin vermek istediği en önemli mesaj, anlı-şalı analizcilerin görmekten korktuğu, liberallerin görmek istemediği, ilerici aydın ve politikacıların dikkat edemediği bir noktadır. O da, bu açılımın, sanıldığı ve varsayıldığı gibi, bir demokratik gelişme beklentisi yaratmaması gerektiği mesajıdır.  Ordu, söz konusu açıklamalarıyla, çok açık olarak şunu demek istedi; “açılım bir devlet projesidir ve devam etmelidir, ama zinhar bu ülkeye demokrasi geleceğini kimse beklemesin, böyle bir şey olmayacaktır”. Anlatılmak istenen tam olarak budur ve bizim yapmamız gerekenlerde bu gerçek üzerine bina edilmelidir.


aztunc@hotmail.com

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.