E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Ağrı’da ölen Binbaşı, Silopi kayıplarında jandarma komutanıydı
- Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
- Kürt Sorunu Medyada Özgürce Tartışıldıkça Sıra Çözüme de Gelecek
- Öcalan'ın kitabının cezaevinde yazıldığı iddiasına yalanlama
- 'Sahte JİTEM'ciler Tuğgeneralin adamı çıktı!
- Hitler en nazik yerinden vurulmuş
- Kürtlerin tek bayraklı üniter Türk devletine itirazları var/Memo Şahin
- Cemil Bayık: Güney Kürdistan tarihi sorumlulukla karşı karşıya
- Yeşili ihbar edenin ses kaydı bulundu
- Bağdat'tan Türkiye'ye PKK ile mücadelede yardım sözü geldi.
Türkiye Barış Meclisi'nin düzenlediği 'Yeni anayasa sürecinde demokratikleşme ve Kürt sorunu' konulu konferansında konuşan DEP eski Milletvekili Hatip Dicle, Türkiye'nin özerk bir yapı ile 20-25 parçaya ayrılması gerektiğini söyledi. Demokratik Özerklik Projesi'ne ilişkin bilgi veren Dicle, 'Çözüme 1999 öncesinden daha yakınız. Kürtler siyasi sorunları bir noktaya getirmiştir. Devlet eski devlet değildir' dedi.
İnşaat Mühendisleri Odası'nda yapılan 'Yeni anayasa sürecinde demokratikleşme ve Kürt sorunu' konulu konferansın 3. oturumu, Ayhan Bilgen'in başkanlığında yapıldı. Bu oturuma DEP eski Milletvekili Hatip Dicle, İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Oktay Uygun, KONDA Genel Müdürü Tarhan Erdem, Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Cengiz Aktar katıldı.
Prof. Dr. Oktay Uygun: Türkiye özerk yapıya kavuşmalı
Oturumda ilk sözü alan İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Oktay Uygun, Türkiye'nin kalkınmasında parçalı özerk bir sistemin olmasının önemli bir rol oynayacağını söyledi. Bölgesel özerkliğin yeni bir durum olmadığını ifade eden Uygun, şöyle konuştu: 'İkinci dünya savaşından sonra özellikle Avrupa'ya bakıldığında bölgesel yönetimin oluşturulmasında bir hız kazandığı görülüyor. Bunun dinamiklerine baktığımızda demokratik eylem ve söylemlerin gelişmesiyle gelişen bir süreç. Eskiden Avrupa ülkelerinde asimilasyon politikaları yapan bir statüdeyken sonrası demokrasi güçlerinin kazanmasıyla birlikte hız kazanıyor ve demokratik özerk bölgeler ile farklılıkları kendi içinde barındıran bir yapıya kavuşuyor. Türkiye'de bir kamu reformu yasasına ihtiyacımız var. Türkiye'nin kalkınmasını böyle sağlayamayız. Bir birine benzeyen illeri birleştirmek gerekiyor. Bunları bölge yönetimleri ile pekiştirmek gerekiyor. Bu Türkiye'nin kalkınmasına büyük destek sağlar. Türkiye'nin bölgesel yönetim ihtiyacı var. Mesela İspanya modeli gerçekçi değil. Ama Fransa benzeri bir bölgeselleşme iyi bir örnek teşkil edebilir. Bu tür bir bölgeselleşme tüm halklar kendi kimliklerini ve haklarını o yapı içerisinde koruyabilecekler. Türkiye'nin şiddetli bir şekilde kamu reformu projesine ihtiyaç var. Bunun gelebilmesi için gerçekçi olunursa, şiddetten arınarak, silahların susması gerekmektedir.'
Dicle 'Demokratik Özerklik Projesi'ni anlattı
Daha sonra konuşan DEP eski Milletvekili Hatip Dicle, Demokratik Özerklikle ilgili ortaya koydukları projeyi madde olarak açarak konferans yapısına sundu. Dicle, projeye ilişkin şu bilgileri verdi: 'Kürt siyasi hareketi çalışmaları altından demokratik özerklik tartışması yürütülüyor. Aslında bu projeyi oluştururken iki önemli çıkış noktamız vardı. Bu proje dünya konjoktürü uygun mu? Diğeri ise tarihimize uygun bir projemi. Peki amacımız neydi bunu oluştururken? Hemen aktarayım. Türkiye siyasi ve idari yapısında demokratikleşmeyi sağlamak amacıyla, köklü bir reformu öngörüyor. Sorunların çözümünde geliştirilecek yöntemler için yereli güçlendirme, halkı söz ve karar sahibi kılma felsefesiyle hareket eder. Halkın karar alma süreçlerine dahil olması için demokratik katılımcılığı savunur ve tüm yerel birimlerde meclis sistemini ele alır. Salt etnik ve toprak temelli özerklik anlayışı yerine kültürel farklılıkların özgürce ifade edildiği, bölgesel ve yerel bir yapılanmayı savunur. Bayrak ve resmi dil tüm Türkiye ulusu için geçerli olmakla birlikte, her bölge ve özerk birimin kendi renkleri ve sembolleri ile demokratik öz yönetimini oluşturmasını öngörür. Sorunların çözümünü sadece devlet sistemini değiştirmede aramaz toplumun öz yeterliliğini esas alır.'
İngiltere'nin Kürt gizli belgesi okundu
İngiltere'nin arşivlerinden alınan Kürtler hakkında Cumhuriyetin kuruluş dönemindeki belgeyi deşifre eden Dicle, şunları söyledi: 'İngiltere'nin gizli belgelerinde Kürtler reylerini ortaya koyduklarında zaten kendi kaderlerini de belirleyeceklerinden Büyük Millet Meclisi iradesinde yaşamaya talip olduklarını ilan etmelidirler. Kürdistan'daki bütün meselenin bu amaca dayalı siyasete yönlendirilmesi Elcezire kumandanlığına aittir şeklinde açıklamıştır' dedi.
'Türkiye 25 bölgeye bölünsün'
Konuşmasının devamında Türkiye'nin özerklik projesinin hayata geçirip bölgesel politikalar izlemesi gerektiğini belirten Hatip Dicle, şöyle devam etti: 'Türkiye'yi 20-25 bölgeye ayıracak olan bu idari modelde adem-i merkeziyetçilik işletilerek bir biriyle yoğun bir şekilde soysa kültürel ve ekonomik ilişki içinde bulunan komşu illeri kapsayan ve il genel meclislerine benzeyen bir şekilde seçimle iş başına gelen bir bölgesel meclis; eğitim, sağlık, kültür, sosyal hizmetler tarım sanayi, denizcilik, imar, çevre, telekomünikasyon, sosyal güvenlik, kadın, gençlik ve spor gibi hizmet alanlarından sorumlu olacaktır. Merkezi hükümet; dış işleri savunma ve maliye hizmetlerini yürütülmesiyle görevli olmalı, emniyet ve adalet hizmetlerindeki yetki paylaşımı ise bölge ve merkezi yönetimlerce birlikte kararlaştırılacaktır. Örnek olarak başlangıçta trafik ve asayiş hizmetleri bölge otoritelerine teslim edilebilir.'
'İmralı, Kandil ve yerel güçler demokratik özerklikle birleşebilir'
Konferans bileşenlerinden destek bulan özerklik tartışması ardından Dicle, ' Son 9 yıldır samimi bir şekilde ortaya koyulmuştur. Demokratik özerklik projesi daha çok geliştirilebilirse İmralı, Kandil ve yerel örgütler arasında bir konsesiyum sağlanmış olacaktır. Çözüme 99 öncesinden daha yakınız. Kürtler siyasi sorunları bir noktaya getirmiştir. Devlet eski devlet değildir' dedi.
Erdem'den iki yapı reformu önerisi
İdari yapı tartışmalarına ilişkin olarak kamuoyunun henüz ileri bir aşamaya gelemediğini ve Türkiye'de yapı ve federal devlet gibi kavramların yarattığı fobilerden dolayı pek çok noktada tartışılamadığını söyleyen KONDA Genel Müdürü Tarhan Erdem 'idari yapı reformu gerekli olduğunu belirtti. 1924'ten bu yana yetki genişliği ve vesayet nedeniyle ileri gidilmesinin mümkün olmadığını belirten Erdem, 'Anayasa tartışmalarına bağladığımızda kamuoyu hala 1924ü sayıklamaktadır. Bunu değiştirmek gerekir. Yerel yönetimlerde merkezin vesayeti ve yetkisi devam ederse hiç bir şey yapamayız. Yasama yetkisinin kullanım yetkisi yerel yönetimlerde de olduğunu anayasaya yazmamamız lazım. Bugünkü gibi mecliste olursa değişen bir şey olmaz. Yasama yetkisi millet adına yerel yönetimler ve TBMM'dir diye yazmalıyız' dedi
Hatip Dicle tarafından konferansta okunana Demokratik Özerklik Projesi'ni şimdiye kadar gördüğü en derli toplu idari reform metni olduğunu söyleyen Erdem, 'Demokratik özerklik projesi bölgelere kadar gelebilmiştir. Mahallelere ve köylere kadar inebilirse bu proje demokratik özerklik projesi olarak nitelendirebilirim' dedi.
DİHA



Güncel