Ahmet Türk: Tavrımız nettir

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 4 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930



'Çatışmalar Türkiye'ye kaybettiriyor' sözleri çarpıtılarak 'PKK'nin silahlı mücadelesi Kürtlere zarar veriyor'a dönüştürülen Ahmet Türk, sessizliğini bozdu. Türk, 'Kürt halkının soylu davası olan özgürlük mücadelesi konusundaki tavrımız net ve açıktır. Yıllardan beri Kürt halkına bağlı, Kürt halkının mücadelesine katkı sunmak isteyen bir mantıkla bu mücadelenin içindeyiz. Küçük hesaplar içinde de değiliz. Benim şahsen kıblem halkımdır' dedi.

Kısa bir süre önce Federal Kürdistan Bölgesi'ne giderek, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile bir görüşme gerçekleştirdiniz. Görüşmelerde neler ele alındı?

Halkımız, Türkiye'nin, Kürdistan Bölgesi ve Irak yönetimi ile yaptığı görüşmeleri barışçıl bir sürecin gelişmesi için mi, yoksa oradaki yönetimi kendine bağlayan bir arayışın parçası mı olduğunu öğrenmek istiyordu. Görüşmelerin Kürt sorununun barışçıl çözümüne katkı sunmayan, tamamen Türkiye'deki Kürtlerin zararına olan bir çalışma olduğu konusunda ciddi endişeler vardı. Biz de Kürt halkının beklentilerini dile getirmek ve bu konuda oluşturulacak politikalar üzerinde düşüncelerimizi aktarmak için ve aslında biraz da halkımızın talebiyle de böylesi bir görüşmeyi gerçekleştirdik.

Ziyaret sonrası verdiğiniz demeçler çokça tartışıldı...

Yaşanan çatışmalı sürecin sorunlara çözüm getirmeyeceğine inanan insanlarız. Bu çözümsüzlüğün kaynağına inmemiz ve bunu deşifre etmemiz lazım. Çözümsüzlük nereden kaynaklanıyor, çözümsüzlüğün önünde engel kimdir? Bunu açığa çıkarmamız lazım. Devletin inkar ve imha politikaları, yaratılan fırsatların değerlendirilmesine imkan tanımadı. Ama biz bunu çok ciddi bir şekilde Türkiye ve dünya gündemine getiremedik. Günümüz dünyasında silahın bir hak arama yolu olmaktan çıktığını biliyoruz. Ancak bunu yaparken devletin inkar ve imha politikaları ile bunu çözme mantığına karşı çok ciddi bir şekilde durmamız ve bu mantığı gündeme taşımamız gerekiyor. İşte eksiklik buradadır. Biz yaşanan çatışmaların Türk ve Kürt halkına zarar verdiğini, bunun değiştirilmesi gerektiğini söylüyoruz. Ancak bugüne kadar siyasetçiler hep sustu. Bu sürece müdahil olmadı. Birileri meseleyi askerlere havale ederek bunu gündeminden çıkarmaya çıkardı. Evet, operasyonlar yapılıyor ama bunun sorumlusu siyasi iradedir. Kürtlerin barış, özgürlük taleplerini ve barışçıl bir sürecin gelişmesi için herkesin tavrını ortaya koyması gerektiğine inanıyoruz ve biz bunu yapıyoruz aslında. Silah ve çatışmada ısrar daha fazla acıların yaşanmasından başka bir şeyi getirmez. Biz bunu açık yüreklilikle dile getiriyoruz. Orada 78 ayrı gazete ve basın kuruluşuyla röportajlar yaptım. Bunları yanyana getirdiğinizde verdiğimiz mesajların çok açık ve net olduğunu görürsünüz. Son anda Puk Media'nın böyle bir talebi oldu, misafirlerim bekliyordu. Acele yaptığım röportajda yanlış anlaşılmalara sebep olacak bir şeyi öne çıkardılar. Bu yanlış anlaşıldı. İfade etmek istediğimin bu olmadığını ısrarla söylememe rağmen bu Türkiye gündemine taşındı.

Demecinizin bu kadar tartışılmasını neye bağlıyorsunuz?


Kürt halkının soylu davası olan özgürlük mücadelesi konusundaki tavrımız net ve açıktır. Yıllardan beri Kürt halkına bağlı, Kürt halkının mücadelesine katkı sunmak isteyen bir mantıkla bu mücadelenin içindeyiz. Küçük hesaplar içinde de değiliz. Benim şahsen kıblem halkımdır. Onun geleceğidir, o halka bir şeyler katmanın çabasıdır. Halkımız sadece var olan durum üzerinden siyaset yapmayı bizden beklemiyor. Bu durumun onurlu bir barışa dönüşmesi, Kürt halkının geleceğine katkı sunacak bir tavrı sergilememiz konusunda bize bu görev ve sorumluluğu vermiştir. Kimseye kendimi ispatlamak zorunda değilim. 30 yıldır en çetin koşullarda bu halkın yanında oldum, sonuna kadar da olmaya devam edeceğim. Bu konuda kimsenin spekülasyon yapmasına gerek yok. Kürdistan bölgesinde verdiğimiz mesaj şudur; Türkiye'deki barış, demokrasi, özgürlük mücadelesi susturulursa yarın size yöneleceklerdir. Biz sabah kahvaltısı olursak, siz de öğle yemeği olursunuz dedik. Ama farklı mesajları öne çıkarıldı, hiç de düşünmediğim, aklımdan bile geçmeyen bir noktaya taşınması elbetteki rahatsızlık verici bir durumdur. İçinde bulunduğumuz süreçte artık silah bir hak arama yöntemi olarak gündemden çıkmıştır. Bunu söylerken silahlı güce dayanarak sorunu bitirme mantığının nerden geldiğini çok iyi biliyoruz. Kürt halkının sürecin barışa evrilmesi için onlarca kez fırsat yarattığını da biliyoruz. Bunların kullanılmadığını da biliyoruz. Ama buna rağmen, barışçıl sürecin gelişmesi için ısrarcı olmamız lazım. Birlikte yaşadığımız halkları karşı karşıya getirecek politikaları, oyunları bozma gibi bir sorumluluğumuz var. Burada beklentimiz, Türk halkının, sivil toplum örgütlerinin siyasilerin de bu halkları karşı karşıya getiren oyunlara karşı bir refleks göstermesidir.

Bu mesajdan yola çıkılarak, DTP içinde ayrışmadan bahsediliyor. DTP'de çatlak olduğu söyleniyor...

Bir kere hiç kimse heves etmesin, bu partide ayrışma olmaz, bu partide ideolojik bir tartışma da yok. Bu parti Kürt halkının değerleri üzerine kurulmuş ve bu halkın taleplerini dile getirmek için var. Bu da bizim sorumluluğumuzdur, bunu yürüteceğiz. Bir ayrışmanın mümkün olmayacağını artık görmeli herkes. Birileri bu beklenti içindeyse bu heves kursaklarında kalır.

Silahın sorunu çözmeyeceğini dile getirdiniz. Çatışmasızlık ortamının yaratılması için neler yapılması gerekiyor?

Bu barışçıl sürecin gelişmesi için silahların gündemden çıkması gerekiyor. İnkar ve imha politikaları yerine Kürtleri kucaklayacak, onun demokratik, kültürel ve kimliksel haklarını güvence altına alacak bir politikanın geliştirilmesi gerekiyor. Dağdakilere dönün çağrısı yapanlara 'Önce evinizin içini ve önünü temizleyin' diyoruz. Eğer siz bunu yaparsanız barışçıl sürecin gelişmesi konusunda yaşanan tıkanıklığı aşma gücüne varırız. Bu konuda etkin bir rol oynarız. Barışçıl bir sürecin gelişmesi konusunda bugün Kürtlerin tavrı mı engeldir, yoksa devletin inkarcı mantığı mı engeldir? Bu maske düşerse herkes tıkanıklığın nerden kaynaklandığı görecektir. Kürt tarafı imkanlar yarattı, ateşkesler yapıldı ama bu değerlendirilmedi.

Sorunun çözümü için hükümetin bir politikasının olmadığını görüyoruz. Buna rağmen çözüm nasıl olacak?

Hükümetin Kürt politikası konusunda bir projesi yok. Sorunun çözümünü sağlayacak bir mekanizma da geliştirmiyor. Ayrıca demokratik bir gelecek için cesaret verici adımlar da atmıyor. Barışın ne kadar önemli olduğuna inanmak lazım. Biz artık yeter diyoruz. Gerçekten 30 yıldır yaşanan acılı sürecin sona ermesi için inisiyatif almak gerekiyor.

Çatı partisi gündemde. Siz bu çatı parti çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?

Çatı partisi aslında biraz çok yanlış tartışılıyor. Yani çatı partisini biz oluşturmuyoruz. Çatı partisine ihtiyaç var diyoruz. Bu çatı partisi tüm aidiyetleri içinde barındıran, bu aidiyetlerin farklılıkları için mücadele edecek onların taleplerini yerine getirebilecek bir çatı anlayışını ortaya çıkarması gerekiyor. Bu parti Türkiye'nin sorunlarını cesurca tartışabilecek bir partidir. Kürt sorunu, azınlıklar, demokrasi sorununu tartışabilecek, hem farklılıkları içinde barındıracak ama tek kimlik üzerine ve aidiyetler üzerine siyaset yapmayacak. O zaman bizler de böylesi bir süreçte buna destek veririz diyoruz. Bunun öncülüğünü hep sosyalistler hep Kürtler yaparsa tıkanır. Türkiye demokrasisine ve barışına katkısı olacak anlayışıyla destek vermemiz gerekiyor. Yoksa biz çatı partisi kuruyoruz, öncülüğünü yapıyoruz gibi bir anlayışta değiliz. Bu olursa zaten bu çatı partisi değil Kürtlerin partisi olur. Ya da sosyalistler yaparsa aynı şey olur. Türkiye kamuoyuna bir alternatifin olduğunu, sorunları çözecek, iktidara gelebilecek ve cesur davranacak bir çatı olmalıdır. Bizim bu çatı partisini böyle değerlendirmemiz lazım.

DTP kurultayında nasıl bir tablo ortaya çıkacak?

Halkın iradesini esas alan bir mantıkla olaya bakıyorum. Dar, kendini iktidarlaştıran bir mantık oluşursa bu halka zarar verir. Ama paylaşımcı, sürece katkı sunacak, süreci barışçıl bir sürece evriltecek, Türk ve Kürt halklarının sorunlarını açık bir şekilde ortaya koyacak bir mantığın egemen olmasını istiyorum. Halkın yarattığı bir değer var. İşte bu değerlere bağlılık mesajı yetmez, bu değerlerin gerçekten sunacak bir iradeyi sahiplenmek lazım.

DİHA
 
 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com