Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 4 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image

Hikayeyi bilmeyenler veya unutanlar için kısa aktarayım. Memleketin birisinde giyimine düşkün bir kral vardır. Kim kendisine en güzel elbiseyi dikerse, onu sandıklar dolusu altınla ödüllendireceğini ilan eder.


İşin içinde sandık dolusu altın olunca, memleketin, komşu memleketlerin bütün terzileri krala en güzel elbiseyi dikmek için sıraya girer. Bir çoğununun kellesi vurulur. Ancak sonuçta ihale iki kafadar terzide kalır.

Nihayetinde işi alan terziler ballandıra ballandıra olmayan elbiseyi 'dikmeye' başlarlar. Kralı her gün provaya alırlar. Kumaşı şöyle güzel, böyle güzel diye krala yuttururlar. Sözün kısası terziler sadece akıllıların görebildiği, aptal ve dalkavukçuların göremediği 'elbiseyi' dikerler. Kralın çevresi elbisenin varlığına o kadar kendisini inandırmıştır ki, 'hani nerde elbise, ortada elbise falan görünmüyor' demez, diyemez. İşin içinde kelle söz konusudur.

Kral olmayan elbiseyi 'giyerek', sadece akılların gördüğü elbiseyle halkın önüne çıkar. Tören öncesi kralın dalkavukçuları, sokak sokak, şehir şehir, memleket memleket gezerek kralın yeni elbisesinin özelliklerini öve öve, sulandıra sulandıra halka anlatırlar. Dalkavukçular nihayet halkın gözüne de sis perdesi çekmeyi başarmışlardır. Kral törene çıktığı zaman bir alkış tufanı kopar. Herkes akıllıların gördüğü, aptal ve dalkavukçuların görmediği veya görmek istemediği elbiseyle tören alanında bulunan krala sevgi gösterilerinde bulunur.

Ancak bu büyü, töreni izlemekte olan bir afacan çocuk tarafından bozulur. Çocuk rezaleti gördüğü için, kendisini tutamaz 'Anne bak kral çıplak' diye bağırır. Bu çocuğun çığlığı nihayetinde akıl tutulması yaşayan kitleler üzerinde de etkisini gösterir ve halk kralın çıplak olduğunu görmeye başlar.

Ol hikaye budur. Ve bu hikaye hükümetin 'Açılım elbisesine' çok benzemektedir. Ortada elle tutulan, gözle görülen, dokunulan, hissedilen hiçbir şey yokken hükümet ve onun dalkavukçularının 'bakın, ama iyice bakın göreceksiniz' dediği şey de aslında sadece akıllıların gördüğü, aptalların göremediği kral için hiçbir zaman dikilmeyen elbiseye bire bir benzemektedir.

İktidardan nemalanan, şerbetlenen kesimler -bunlara bazı Kürt kökenli sözüm ona 'eski' ve 'yeni' genel sekreterler de dahildir- kendilerini bu açılım hikayesine o kadar kaptırmışlar ki, tutana aşk olsun. Her yolu deneyerek, demagoji yaparak olmayan bir şeyi varmış gibi göstermeye çalışıyorlar. Yaşı kadar ceza alan Kürt kızı Berivan'ın çığlığına dahi kulak tıkayarak kralın çıplak olmadığını ispatlamaya çalışıyorlar. Ama çıplak. Hem de fena şekilde çıplak.

Ordan oraya koşuyorlar. Çırpınıyorlar, ter döküyorlar. Kürtlerin hükümetin olmayan 'açılımını' desteklemesi gerektiğini vaaz ediyorlar. Doğrusu bakıp görmemek, gördüğü halde işi dalkavukçuluğa vurmak, kitleleri de aptal yerine koymak buna denir.

Şimdi Kürt açılımı var diyenler ile hikayedeki kralın dalkavukçuları arasında ne fark var? Hiçbir bir fark yok.

Açılım diye yutturulmak istenen bir şey var gerçekten. Cengiz Çandar'ın dediği gibi zulüm var. Baskı var. Tasfiye hareketi var. Açılım-maçılım yok. Dalkavukçularının dışında, 'Türk mahallesinde' dış kapının mandalı olmaya heveslenenlerin dışında, bu saçmalığa, bu rezalete inanan kaldı mı acaba?

En son bu işe Federal Kürdistan Bölge başkanı Mesud Barzani'ni de Washington'da ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı görüşme sonrası son noktayı koydu: 'Askeri veya siyasi baskıların parçası olmayacağız.'

Bu kadar. Bunu anlamayacak kadar zeka özürlüsü olamazsınız herhalde? Şimdi her boydan ve her soydan hükümet dalkavukçularına sormak gerekmez mi bu nasıl demokratikleşme, bu nasıl açılım?

DTP kapatılıyor. Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk Meclis'ten kapı dışarı ediliyor. 24 Aralık'ta Kürtlerin seçilmişlerine darbe yapılıyor. Hem de 12 Eylül cinsinden. Belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasetçiler zindana gönderiliyor. 1000'e yakın Kürt çocuğu demir parmaklıklar ardında. Kürtlere karşı tam bir zulüm ve terör politikası uygulanıyor. Balyoz Kürtlerin kafasına iniyor.

Gerçekten bunları görmüyor musunuz? O fotoğrafı da mı görmediniz? Bu kadar mı akıl tutulması yaşıyorsunuz? Yoksa bu olup bitenler Türkiye'de, Kürt coğrafyasında değil de, başka bir yerde mi, misal Yeşil Burun Adaları'nda mı oluyor?

Hey dalkavukçular. Kralınız çıplak. Bir cevap versenize.

 

selasor@hotmail.com

 

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.