E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- Ağrı’da ölen Binbaşı, Silopi kayıplarında jandarma komutanıydı
- Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
- Öcalan'ın kitabının cezaevinde yazıldığı iddiasına yalanlama
- Kürt Sorunu Medyada Özgürce Tartışıldıkça Sıra Çözüme de Gelecek
- Kürtlerin tek bayraklı üniter Türk devletine itirazları var/Memo Şahin
- Hitler en nazik yerinden vurulmuş
- Yeşili ihbar edenin ses kaydı bulundu
- 'Sahte JİTEM'ciler Tuğgeneralin adamı çıktı!
- GÜL-DÜNYA/EDİP YALÇINKAYA
- Bağdat'tan Türkiye'ye PKK ile mücadelede yardım sözü geldi.
Bu başlığa bakıp hemen öfkeye kapılmayın lütfen. Beyin dediğimiz nedir ki zaten bilmem kaç gram olan ve her insan da iyi kötü bulunan hayati bir organdır sanıyordum ben ama birkaç gün önce izlediğim bir programda bazı insanların “beyinsiz” olduğunu öğrendim.
İnsan beyni olmayınca nasıl hareket eder, yaşamını nasıl idame ettirir bilemiyorum. Sonra kendi kendime şunu dedim, kesinlikle bu açıklamanın tek nedeni olabilir bu paşa da umutsuzluk hastalığına yakalanmış olmalı.
Umutsuzluk ölümcül bir hastalık gibi yayılmaya başladı Türkiye’de. Kimse Kürt sorununun çözüleceğine inanmıyor, inanmak istemiyor. Bu güne kadar sayısız savaş yöntemi denendi, denenmeye devam ediyor. Başarılı olunamadı ne yazık ki. Her iki taraf da hala savaşıyor, ölümüne savaşıyor. Kıran kırana savaşıyor. Dağlar, taşlar , gökyüzü ölüm kokuyor savaş bölgelerinde. Sadece savaş bölgelerinde mi Türkiye’nin her bölgesi, yani Kürtlerin yaşadığı her yerde korku ve umutsuzluk yayılıyor insanlar arasında.
Küçücük çocukların gözlerine yerleşmiş savaş korkusu. Kocaman kocaman gözleriyle büyüklere ders veriyorlar sanki ama büyükler yaşam dersinden, barış dersinden daima sınıfta kaldıkları için umursamıyorlar ağzı süt kokan bebelerin sözlerini. Bu çocuklar iki sözü bir araya getiremezken bu lafları nerden bilecekler canım? Kendini bilmez birkaç büyüğün “bok” yemesi demeye getiriyorlar sözü. Ama diyemiyorlar.
Daha önce Dağlıcaydı şimdi Aktütün. Kim bilir yarın neresi? İnsanlar daha ne kadar gözyaşı dökecek, tabutlara sarılacak belli değil. Terör uzmanlarının açıklamaları, o bölgede savaşmış ama şimdi emekli olmuş paşaların derin tespitleri insanı hayretler içinde bırakıyor. Paşalardan biri diyor ki; Gözleri nemli, suratı düşmüş ama sesi öyle öfkeli ki insan bu ruh halini anlayamıyor. Oysaki ses ve vücut birbirini tamamlamalı. Ses gülerken beden ağlarsa, ya da tam tersi olursa olmuyor işte. Bu işte bir terslik var diyor insan. Açıklamaları hiç heyecan vermiyor bana. Hatta bir açıklaması çok komik geliyor insana. Uzun uzun düşünüyorum bunun üzerine.
Şöyle diyordu; “Teröristler öyle beyinsiz, öyle aptallar ki!” Eee, dedim bende ekran karşısındayım tabii. Madem bunlar bu kadar beyinsizler neden saldırılarını bertaraf edemiyorsunuz, neden emekliye ayrılmadan bu sorunu çözmediniz paşa? Neden onlarca, yüzlerce asker öldü bu güne kadar? Neden karakollar yerle bir oldu. Neden beyninizi kullanamadınız bu beyinsizlerin karşısında?
Onlar Ermeni uşağı, dış güçlerin oyuncağı. Ermeniler neden düşmanımız oluyor? Dış güçler dediğimiz; Girmek için takla attığımız Avrupa ülkeleri ve en iyi müttefikimiz Amerika oluyor sanırım.
Onlar üç beş çapulcu, beyinsiz, vatan haini ve çoğu da yabancı uyruklu. Bu yabancı uyrukluları nasıl yanlarına alıp dağa çıkarıp savaşmaya ikna etmiş bu “beyinsizler”? Kendilerinin haklı olduğuna nasıl inandırmışlar bu yabancı uyrukluları? Neden bizim yanımızda değil de üç beş çapulcunun yanında ölümle dans ediyorlar hiç sordunuz mu kendinize?
Acaba dedim; karşımızdakileri önemseseydik, onları dinleme büyüklüğünü gösterseydik durum daha farklı olmaz mıydı? Aslında bu büyüklük- küçüklük olayı da değil aslında çok önemli hayati bir konu. Çok önemli can yakıcı bir sorunu Türkiye’nin.
Karşılarındaki muhatabı önemseyip dinleselerdi ne olurdu? Sondan başa dönülür mü bilemiyorum böylesi durumlarda ama bu gün sondan başa dönelim yüreğimizdeki acıları tazeleyerek.
Öncelikle Türkiye böyle bir savaşı hiç yaşamamış olurdu.Faili meçhul cinayetler yaşanmaz, Türkiye faili meçhuller ülkesi olarak anılmazdı. Binlerce köy yakılmamış, göçe zorlanmamış olurdu insanlar. Devlete büyük bir maddi külfet olan koruculuk sistemi diye bir sistem de olmazdı.
Bilmem kaç hektarlık ormanlar yanmamış olurdu. Sayısını hiçbir zaman tam olarak bilemeyeceğimiz asker ve gerilla ölümleri de olmazdı. Kaynaklar savaşa değil; sağlığa, eğitime ve Türkiye insanının huzur ve refah içinde yaşamasına ayrılabilirdi. Halklar arasındaki kardeşlik “yüzük kardeşliği” diye alaya alınmazdı en azından. Yani sözü uzatmadan söylemek gerekirse, paşalarımız rahatça golf oynar, dağlarda savaşan binlerce genç de gençliğinin tadını çıkarırdı savaşmak ölmek yerine.
Birde en acısı şu tabii; hayatlarının belli bir dönemini hatta en önemli dönemlerini de diyebiliriz. Belli bir örgüt içinde geçirmiş insanların şu ya da bu biçimde o örgütten ayrıldıktan sonraki hiç etik olmayan açıklamaları da yapmak zorunda kalmazlardı. Bu kirli savaş ne yazık ki insanlarımızı da kirletiyor. Bir zamanlar düşman belledikleri tarafı şimdi dost mu görüyorlar da açıklamalarda bulunuyorlar acaba? Az buz değil, on yıl, yirmi yıl yaşadığınız insanları o zamanlar göklere çıkarırken şimdi ayaklarının altına almanızın nedeni her ne olursa olsun yakışmıyor size kardeş kavgası. Ağabeylere yol göstermek bize de yakışmaz ama; Siz ağzınızla kış tutsanız bu devlete yaranamazsınız bunu herkesten iyi biliyorsunuz.
“Konuş ve öl.” Mantığı egemendir bu ülkede. Her kim ki geçmişini inkâr ediyor, itiraflarıyla geçmişine zarar veriyorsa konuşur ve ölür. Belki ölmeyenlerde vardır ama ölmekten beter olmuşlardır.
Bazı inançlara göre ölüm yaşama geçiştir. Ölüm hastalıkları sona erdirir, ama kendi içinde bir son değildir. Ölümcül hastalık ise, kendinden sonra hiçbir şey bırakmadan ölüme varan bir hastalık demektir. İşte asıl umutsuzlukta burada başlar. Ve bu umutsuzluk ölümcül hastalığa dönüşür kişide. Umutsuz olmayalım, umut en son ölürmüş. Umutlarımızı hırslarımıza kurban eylemeyelim.
Yorum Yaz
Yorumlar (1 Yazılmış)
-
Gönderen Belçika´dan Cin Ali, 13 Ekim, 2008 00:22:41Ben de bu zeka küpü paşa karşısında "beyinsizler" sınıfına dahil bir insan olduğumu düşünüyorum. Kimbilir belki de insan olmuyorumdur "beyinsiz" olduğum için...Zaten paşalar ve bu paşaların torunları için, kendilerinden olmayan herkes; ya beyinsizdir, ya canavardır, ya ermenidir, ya teröristtir... Umuda gelince...umut değil de, günün görevlerini yerine getirsek yeter diyorum. Her gün özgür yaşanıyorsa, çoktan özgürlüğünü kazanmışsındır...



Güncel