E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Çok Okunanlar
- TRT ŞEŞ VE İZLENMESİ GEREKEN KÜRT POLİTİKASI/Cemil KILIÇ
- Sonbahar.../ Şerif Kaplan
- ‘Behçet Cantürk’ü, Savaş Buldan’ı biz öldürdük’
- Öcalan'ın doğum günü kutlanıyor
- Direnişin Belgesi...!
- Roj TV davasına katılım çağrısı
- Kadir İnanır da Ergenekon iddianamesinde
- 'Sinan İlhan 12 Eylül’de Kürtlere kurşun sıktı'
- ORTADOĞU’DA YENİ YILA GİRERKEN, FİLİSTİN KAN GÖLÜNE DÖNERKEN, KÜRDİSTAN’A BOMBA YAĞDI!/ Mehmet ÖZCAN
- Katil kim?.. /Günay Aslan
Çok Yorumlananlar
- VAHŞETİ GÖRDÜM!
- Nerede Şu Kürd Politikacıları?
- Kürt yazar Jîr Dilovan hastaneye kaldırıldı
- NİLÜFER AKBAL ve TRT- ŞEŞ / YASER EDESSA
- Demek Büyüdün, Gidiyorsun?
- Nilüfer Akbal’dan Kürt sanatçılara hakaret
- DİHA VAN MUHABİRLERİ HAKKINDA DAVA AÇILDI
- Biz Dört Bacıydık..!
- Türkiye'de Cezaevleri Tıka Basa Dolu
- İbrahim Rojhilat ‘Ji te dûr bûm’ Albumu Çıktı
“Çocuklarınıza bizim öğrettiğimiz şeyleri öğretin. Toprak bizim anamızdır. Ve toprağa tükürülmez. Toprak insana değil, insan toprağa aittir. İnsan hayat dokusunun içindeki bir liftir sadece. Beyaz adam neyi satın almak istiyor? Gökyüzü ve toprakların sıcaklığını mı? Koşan antilopların çabukluğunu mu? Biz size bunları nasıl satabiliriz? Ve siz nasıl satın alabilirsiniz?” Bunlar, "Duwarmish” Kızılderililerinin reisi SEATTLE tarafından, 1853-1857 yılları arasındaki Amerikan Başkanı Franklin Pierce'e ithafen yazılmış.
Beyaz adam bunları çocuklarına öğretseydi, acaba şimdi nasıl bir dünyada yaşıyor olacaktık? Keşkeleri sevmiyorum, ama keşke diyorum beyaz adam bunları öğretseydi çocuklarına. Çünkü o zaman kimse Seydunaları idol almazdı kendilerine ve köşe başlarında kurşunlar atılmazdı. Vaat edilen sahte cennetler uğruna.
Seyduna Alamut kalesine doldurduğu müritlerine cennet vaat ediyordu. Cennetinde ise şırıl şırıl akan ırmaklar, uçsuz bucaksız yemyeşil ovalar, bin bir çeşit meyve ağaçları arasında ipek giysiler içinde salınan, edalı işveli huriler, peri kızları dolaşıyordu. Haşhaş vererek eylemlere yolladığı müridi hedefini ortadan kaldırdığında, onun arkasından gönderilen mürit tarafından tek bıçak darbesiyle öldürülüyordu, almuta dönen mürit gözlerini Seyduna’nın cennetinde açıyordu. Bu döngü hep devam ediyordu. Müritler hurilerle geçirdikleri rüya gibi günlerden sonra yeniden uyutularak kalede açıyorlardı gözlerini. Onlar cenneti görmenin mutluluğunu yaşıyor ve Seyduna’nın vaatlerinin boşuna olmadığını görüyorlardı. İşte bu yüzden ölümüne bağlıydılar Seyduna’ya.
Bütün tanrı teorilerinde vaatler vardır. Bu dünya, yalandır, cehennemdir derler ve cehennemin yerine cenneti vaat ederler. Bu dünyayı cehenneme çevirdikleri doğrudur ama Seyduna kadar başarı gösterip sahte de olsa bir cennet yaratamamışlardır. Ekonomik ve politik sistemlerinde.
Dünya bir cehennem olmasa da Türkiye cehennemi aratmıyor. Kürt illerinde yaşanan çatışmalar kimilerine göre cennetin kapılarını aralamaya başladı bile. Kürtler özgürlüğe doğru koşuyor yediden yetmişe. Kimilerine göre ise; birileri düğmeye bastı, yine oyuna getiriyorlar Kürtleri. Kan kanla temizlenmiyor bilindiği gibi. Kanı kanla temizlemek sadece içlerindeki nefretin büyümesine neden oluyor. Kişinin gözünü kan bürümeye görsün, baktığı her şeyi kan görürmüş. Oysa bu güne kadar oluk oluk kan akıttılar hangi gerçeği gizleyebildi akıtılan kan? Hangi soruna çözüm oldu?
Asıl yazmak istediğim konuya bir türlü gelemiyorum zira bu konuda yaşadığım çelişkilerden kurtulabilmiş değilim. Son günlerde bölgedeki eylemlerde çocukların kullanıldığından söz ediyorlar. Doğrudur çocuklar KULLANILMAMALI. Ama hiç kimse kullanmamalı değil mi? Okullardan toplayıp “Cumhuriyet Mitingleri”ne de götürmemeliyiz çocuklarımızı. Çocukların o minicik tertemiz beyni gereksiz yere düşman kavramıyla doldurulmamalı. Onlar çocukluğunu yaşamalı. Ya da bırakalım onlar doya doya yaşasın çocukluğunu. Ama nasıl?
Babaları anneleri, ablaları, ağabeyleri savaşırken, yerlerde sürüklenirken, ölürken onlar nasıl çocukluğunu yaşasın ki? Bu çocuklara kim, ne vaat etmiş olabilir ki? “Kandırılmış bu çocuklar.” Deniyor. Kim neden kandırsın ki kendi çocuğunu. Siz kendinizi o anne ve babaların yerine koyun. Kandırır mısınız çocuğunuzu?
“Ama bu Kürtlerde sevgi namına bir duygu yok! Onlar her şeyi kullanır” diyorsanız onu bilemem işte. Gerçi bunu demeye getiriyorlar günlerdir TV kanallarında görüş belirtenler. Benim buna güleceğim geliyor. Tanıdığım kadarıyla Kürtlerde çocuklarını ve vatanlarını çok severler tıpkı bizim gibi…
Ama doğruyu söylemek gerekirse; ne korkusuz çocuklar bunlar değil mi? Çocuklar misket oynar gibi… Kör ebe oynar gibi… Saklambaç oynar gibi… Savaşın tam göbeğinde “savaş oyunu” oynuyorlar polis ağabeyleriyle. Her an vurulup ölebilir, sakat kalabilirler ama umurlarında değil.
Ama bu savaş oyununda koşullar hiç mi hiç eşit değil. Cenevre savaş hukukuna göre de çocuklara, sivillere saldırılamaz. Hastanelere, ambulansa, sağlık elemanlarına saldırı düzenlenemez. Ya öyle şey olur mu hiç ya ambulansın içinde düşman saklanıyorsa? Uluslar arası sözleşmeler sadece imzalanmak için vardır. Uygulanıp uygulanmadığı kimsenin umurunda değildir. İşte belki de bu yüzden bizim ülkemizde on üç – on dört yaşında çocuklar öldürülmüştür terörist diye. Kolları kırılmıştır dünya âlemin gözü önünde.
Şimdi misketlerle savaş oyunu oynayan çocukları şaşkınlıkla izliyoruz. Onların yaşlarının küçük olduğuna bakmayın siz. Onlar başka çocuklara benzemezler. Onlar şiddetle ana rahmine düştüklerinde tanışmışlardır. Onların beşiğine kadar düşmüştür havan topları. Kurşun sesleri ninni gibidir onlar için.
Çocukların sınırı yoktur. Tüm dünyayı kendilerine ait sanırlar. İşte bu yüzden koyulan sınırları, yasakları hep ihlal ederler. Kim bilir kaçı oyun oynamak için gittikleri sınır boylarında mayınlara basarak canını vermiş, kolunu bacağını kaybetmiştir. Onlar gak deyince su, guk deyince ekmek bulan çocuklardan değildir. Onlar ateşin ve güneşin çocuklarıdır.
Çocukları olanlar bilir bu duyguyu; onlara baktıklarında umutla dolar yürekleri ve onlarda kendilerini görürler. Kirpiğinin bir teline zarar gelmesini istemezler. Bizde çocuklarımıza toprak insana değil, insan toprağa aittir diyerek toprakla başlayan insan sevgisini ama hiç ayrım yapmadan insanları sevmelerini öğretebiliriz.



Güncel