Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 34 oy)

ArÅŸiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image


“Bir oÄŸlum var diyorsun, hayatını ona adıyorsun. Ama senin hayallerin onun hayalleri deÄŸil.” Behçet’in faÅŸist babasının sözleri bunlar. Adam nerden bilsin  bir çocuk sermaye deÄŸildir. DoÄŸduÄŸu andan itibaren aileye ait deÄŸildir o…Hatta ana rahmine düÅŸtüÄŸü andan itibaren bambaÅŸka bir bireydir o! Kendi düÅŸünceleri, kendi hayatı vardır o çocuÄŸun. Kendi istediÄŸi bir insana âşık olmak, kendi çizdiÄŸi yolda yürümek ister o çocuk. Ah zavallı aileler, çocuklarını sermaye gören aileler çocukları onlara baÅŸkaldırınca “boÅŸ oda” sendromuna yakalanmaktan kurtulamıyorlar iÅŸte…
 

Vicdanlarınızla yapacağınız korkunç bir hesaplaÅŸmaya hazırsanız hiç vakit kaybetmeyin derim ben. Hemen bir bilet alıp gidin “GÜZ SANCISI” na.
 

GeleceÄŸe bakarken geçmiÅŸe yaptığınız yolculukta vicdanınız sızlayacak ister istemez.  Gerçek bir olay olunca da insan kendini filmin içinde hissediyor. O talan anında yerinizden fırlayıp haykırmak istiyorsunuz yapmayın diye. Dinini deÄŸiÅŸtirebiliyor insanlar ama ırkını deÄŸiÅŸtiremiyor iÅŸte…
Talancı, yayılmacı bir zihniyetin filmiydi “GÜZ SANCISI” Su uyur, derin devlet uyumaz. Her dönem de katliamlarına bir kılıf buluyorlar. Ama hiçbir suç yanlarına kar kalmıyor görüldüÄŸü gibi. Gün geliyor, devran dönüyor akıttıkları kanda boÄŸuluyorlar.

Tek Tanrı, tek dil inancında olan, nesiller boyu kan döken, insanlarını kurban eden bir halkın filmiydi “GÜZ SANCISI”
1915 yılında yaÅŸanan vahÅŸetin devamıydı “GÜZ SANCISI”
Yakın tarihte geçse de asla unutulmayacak olayların yaÅŸandığı 6-7 Eylül  Türkiye’nin utancıydı.
Yine gâvur kadınları orospu, Türk erkeÄŸiyse kurtarıcıydı. Yine pisliklerini temizlemek için kadınları kalkan yapmışlardı kendilerine.  Kadınla yatıp kalkarken, kapısını aşındırırken “orospu- gavur” olduÄŸu akıllarına bile gelmiyordu “vatan millet” kurtarıcılarının. Ama birisi çıkıp ona âşık olduÄŸunu söylediÄŸinde, “nasıl olur, bir orospuyu, bir gâvuru nasıl seversin, nasıl âşık olursun?”  diye çemkirmekten te geri durmuyorlardı… 
 

Behçet, ah Behçet! DüÅŸünceleri ile vicdanı arasında sıkışıp kalmıştı. FaÅŸistti Behçet ama komünist bir dost edinmiÅŸti. Komünist dostu katillerin elinde paramparça olurken faili meçhule giderken gıkını çıkaramadı Behçet.  E, bir faÅŸistten de o beklenirdi zaten. 
 

Derin devlet yine iÅŸ başındaydı o günden bu güne… Kendi adamlarını bile zehirlemekten çekinmiyorlardı. Evlerin duvarlarına çarpı iÅŸareti koymaya devam ediyorlardı. Ben filmi izlerken bir an Silvan’da sandım kendimi. Orada da evler iÅŸaretleniyor, insanlar linç ediliyor, ensesine bir kurÅŸun sıkıp adına da faili meçhul diyorlardı. Onlardan olmayanlar için sokaklar dehÅŸetti… Hayat dehÅŸetti…
Salona girip koskocaman salonda sadece 4 kiÅŸi olduÄŸumuzu görünce hiç ÅŸaşırmadım. Bu ülke insanı ne özür dilemeyi biliyor nede gerçeklerle yüzleÅŸmeyi seviyordu.  Lanet olsun içimizdeki korkuya diye düÅŸünüyor insan.
 

Hep kaçıyorlardı. GeçmiÅŸten, bu günden, gelecekten.  Nereye kadar kaçabiliriz? YaÅŸananlar sır deÄŸil, kaldı ki son günlerde “devlet sırrı” diye bir ÅŸey kalmadı. Devlet yetkilileri bir türlü ÅŸunu anlayamadı; sizin sır dediÄŸiniz ÅŸeyleri biz zaten biliyorduk. Biliyoruz. 
  

Biletlerimizi alırken elbette bu olayı tarihsel olarak biliyorduk ama salona oturup film baÅŸladığında, özellikle de film bittiÄŸinde sanki koltuklarımıza çakılıp kalmıştık. Benim için olay daha da trajikti doÄŸrusu. Bir yanımda Ermeni, bir yanımda Kürt bir arkadaşım olunca ne diyeceÄŸimi bilemedim. Sadece içimden mırıldandığımı anımsıyorum. “ben kendimi kimliksiz hissediyorum.”
Hani derler ya; aÅŸk ihanet, entrika, talan, yalan… En önemlisi de vicdan hesaplaÅŸması… Ne ararsan bu filmde…  Gavur Elena öyle masum, öyle samimi ki…Gerçekten sadece  Türk erkeklerinin deÄŸil her erkeÄŸin aklını başından alacak kadar zarif ve güzeldi… Babaannesine öyle bir baÅŸkaldırışı  vardı ki aÅŸkı uÄŸruna…
  

Nemika… Ne saÄŸlam bir kadındı o öyle. Allah var hiç istememiÅŸtim o FaÅŸist Behcet’le izdivaç yapmasını. Yanıltmadı beni Nemika… Bazılarının kızları  gibi babasının yediÄŸi haltları öÄŸrenince ne intihara kalkıştı nede babam kahraman diye kitaplar yazdı. Babasının, sevdiÄŸi adamın yüzüne tükürdü. Hainsiniz, katilsiniz…
  

Onlar ne mi yaptı? Tahmin ettiÄŸiniz gibi; Vatan - millet mevzubahis olunca teferruatlar önemini yitirir…
 

O dönemleri yaÅŸamasanız bile kan kokularını duyabiliyor, yaÅŸanan dehÅŸeti hissedebiliyorsunuz. AÅŸkın bir kere daha dil, din ırk dinlemediÄŸine tanıklık ediyorsunuz.
  . 

İnsan yaÅŸamına baktığımızda, varlığımızın gerçeÄŸini zamana baÄŸlı yaÅŸamlar belirliyor.  GeçmiÅŸte yaÅŸanılan hiçbir olaydan korkmamak gerekiyor.  Bunları kabullendiÄŸimizde de dünyanın sonuymuÅŸ gibi düÅŸünülebilir belki ama dünya devam edecek…  
 

Ben inanıyorum ki bizim kuÅŸağımızın savaÅŸsız bir dünya beklentisi hayalden baÅŸka bir ÅŸey deÄŸil. Bizim olaylara nasıl baktığımızı düÅŸününce bu sonucu çıkardım. 
 

Nesnelere Tanrı gibi taptığımızı görmek ÅŸaşırtmıyor mu sizi? Nesnelere taptıkça da insandan, insanlığımızdan uzaklaşıyoruz ne yazık ki… “Bu dünyada insanların öÄŸrenmesi gerekli ÅŸeyleri bir kâğıda yazsaydım, bir iki defter sayfasını geçmezdi”  bu sözleri kimin söylediÄŸini anımsamıyorum ÅŸimdi ama insanlığın durumunu özetlediÄŸi için paylaÅŸmak istedim. GÜZ SANCISI çok baÅŸarılı bir çalışma. Tüm sanatçılar son derece baÅŸarılı… Hay Allah kendimi tutamadım anlatıverdim ama mutlaka görmek lazım. Hissetmek için. 
 

Ne çok özür borcumuz varmış dedim salonu terk ederken…..
 

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.