E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Başbakan, “Ana dilde talep yok” demiş. Ahmet Türk sanırım bu talebi meclisten canlı canlı dile getirmek için konuştu diye düşünüyorum ben. Bir de Başbakan bile bizim dilimizi konuşuyor ben neden kendi ana dilimi konuşmayayım diye düşünmüş olabilir. Başbakan birkaç kelime Kürtçe konuştuğunda nasıl sevinmişti bu toplum! Nasıl gazetelerin puntolarını süslemişti Başbakanın Kürtçe sözleri! E, haydi şimdi Ahmet Türk Kürtçe konuştu diye de sevinelim n’olur!
Görüldüğü kadarıyla bu iktidarın Kürt sorununu çözme gibi bir kaygısı yok. Zaten istese de çözemezler, zira buna güçleri yetmez. Kaldı ki bu sorun sadece Kürtler ve iktidar arasında değil. Nasıl ki bu sorunun çözümsüzlüğe sürüklenmesinde toplumun her kademesini ortak ettilerse çözüm aşamasında da, “şayet çözüm istiyorlarsa” çalışmalarına da toplumun her kademesini ortak etmek zorundalar. Bu iş çocuk oyuncağı değil. Bu ölümlere, bu kaosa dayanacak gücü kalmadı toplumun. Bir an önce bu sorunun çözülmesi gerekiyor.
Daha önce belirttiğim gibi TRT Şeş'in açılmasını bu iktidara değil Kürtlerin vermiş olduğu mücadele sonucuna bağlamıştım. Bunu anlamakta zorlandı bazı kafalar. Başbakan, Kürtçe 'hayırlı olsun' dediğinde de Kürtçe konuşmanın yolu açılıyor, bu konuşma emsal teşkil edebilir diye sevinmiştim. Görüldüğü gibi de TRT şeş açılınca, Kürtçe yayın yapılınca bölünmedi bu ülke. Kıyamette kopmadı. TRT şeş epey de eleştirildi Kürtler tarafından. Neden “hernepeşle” açılmıyormuş, neden Roj TV gibi değilmiş vs. Gelinen noktada bu soruların sorulmasını çok anlamlı bulmadığım için ve bu soruları soran kişilerin Türkiye’yi hiç tanımadığını düşündüğüm için, siyasi bilgilerinin derinliğinden şüphe ettiğim için yanıt verme gereği duymuyorum. Duymadım.
“DÜNYA ANA DİL GÜNÜ” Bahane elbette. Bunu bahane etmeden de DTP liler kendi anadilleriyle konuşma hakkını elde etmeliler.
Şimdi bakıyoruz da aradan geçen on sekiz yıl sonra değişen bir şey yok bu ülkede. Ahmet Türk mecliste Kürtçe konuştu diye kıyametler koptu yine. Gündem sadece bu olaya kilitlendi. Ya ne var sanki kıyametleri koparacak? Ahmet Türk, konuştuysa ANA DİLİNİ konuştu. İngilizce, Arapça konuşanları da duydu halk! O zaman neden kıyamet kopmadı? ABD Başbakanını meclise kadar sokup İngilizce şakıtmadınız mı? Elleriniz kızarana kadar sömürgeci başkanı alkışlarken hiç mi vicdanınız sızlamadı? Şimdi kendi ülkenizin bir vatandaşı kendi diliyle konuştu diye gündemi değiştirip olayı saptırıyorsunuz bunu anlamakta zorlanıyoruz. Bu mecliste konuşulacaksa elbette kendi ülkemizde yaşayan halkların dili konuşulacak. Konuşulacak ki anlaşabilelim. Konuşulsun ki çözüme gidebilelim. Konuşulsun ki haklar halklar kardeşçe yaşayabilsin. Konuşulsun ki demokrasi işte bu diyebilelim.
Ahmet Türk, konuştu çünkü Yirmi milyon Kürt’ün yaşadığı bu ülkede onlara kendi dilleriyle hitap etmek istedi.
Konuştu çünkü ana dilde eğitimi, anadilde kültürü savunuyorlar yıllardır. Konuştu çünkü artık dillerine vurulan prangalardan kurtulmak istediler. Konuştu çünkü Kürtçe konuşunca bu ülkenin bölünmeyeceğini göstermek istediler.
“Evet, başbakanın Kürtçe konuşması “oy” kaygısıyladır, bu açıkça belli oluyor ama Ahmet Türk’ün konuşması kendi anadili olduğu için gayet normaldir.
Bu iktidarı daha doğrusu Türkiye’deki her iktidarı anlamak zor. Bir dedikleri diğerini tutmuyor. Kürtler, Kürt sorunu sanki onların oyuncağı olmuş. Şu iktidara bakar mısınız nelerle uğraşıyor, neleri oy’a çeviriyor. Son günlerde ki istekleri de hiç bitmiyor. Şımarık zengin çocukları gibi isteklerinin ardı arkası kesilmiyor.
Diyarbakır’ı , Van’ı, Tunceli’yi istiyorum.
Nazım’ın mezarını istiyorum
Şiwan’ı istiyorum.
Ahmet Kaya’nın mezarını istiyorum.
Pkk nin lider kadrosunu istiyorum.
Yılmaz Güney’ide isterler yakında. Bundan şahsen hiç kuşkum yok. Bunları isterken de yürekten bir isteyiş değil elbette. Kaç yıldır iktidardaydı bunlar? Neden şimdi bitmiyor bu istekleri insan sormadan edemiyor. Neden?
Sırf bu isteklerinizi oy’a dönüştürmek için yapıyorsanız gerçekten kınıyoruz sizi. Sırf oy kaygısı olmasa bu kadar telaşlanmazlardı değil mi? Bu iktidarın samimi olmadığını, bizim acılarımızı, ölümüzü, dirimizi hiç çekinmeden kullanmasından biliyoruz iktidar hırslarının sınır tanımadığını.
Samimi değiller zira samimi olsalar daha yeni okullara yolladıkları “sarı Gelin” belgeseliyle çocukların psikolojisini bozduklarının, gencecik beyinlere kin ve nefret tohumları ektiklerinin farkında olurlardı. Bir taraftan Ermenistan yöneticileriyle flört edeceksin bir taraftan da Ermenilerin nasıl katliamcı olduklarını zerk edeceksin küçük çocukların tertemiz beyinlerine. Ve bu saçma sapan düşünceleri tarafsız bir belgesel diye Ermeni okullarında da göstermeye zorunlu kılacaksın. Hala düşman paranoyasından kurtulabilmiş değiller. Kurtulmak istediklerini de sanmıyorum.
Davos’ta nerdeyse moderatöre yumruk atmayı bile aklından geçireceksin, İsrail devlet başkanına “sizin nasıl çocukları katlettiğinizi biliyoruz” diye efeleneceksin ama kendi ülkenin çocuklarını sırf taş attılar, eylemlere katıldılar diye terörist ilan edip cezaevine yollayacaksın.
Onlarda Gazze’deki gibi çocuk!
Onlarında oyun oynamaya hakkı var
Onların da çocukluğunu yaşamaya hakkı var.
Onların da anne babalarıyla sıcacık yuvalarında şımarmaya hakkı var.
Kürt çocukları içinde ağlayın.
“Ermeni çocukları içinde akıtın gözyaşlarınızı nolur!
Bırakın insanlar kendi dilleriyle konuşmanın keyfini yaşasınlar. Bırakın Türklerde yanı başında yaşayan halkların dillerini öğrensin. Öğrensin ki acılarını paylaşabilsinler birbirlerinin.
Yorum Yaz
Yorumlar (3 Yazılmış)
-
Gönderen erkut, 06 Aralık, 2009 22:26:14Cennet senle az da olsa tartıştık;Emperyalistlerin bir Türkiye projesi var. Onlar ne olursa olsun, kendi çıkarlarına uygun, istedikleri gibi hareket edip yağmalayacakları bir coğrafya istiyorlar. Teslim almak, baskı yapmak, yönlendirmek, işgal etmek, bölmek, savaşa sürüklemek hedeflerini gerçekleştirmek için kullandıkları yöntemler. Sevgiler
-
Gönderen mirbeg, 03 Mart, 2009 00:24:49Sevgili Cennet hanım! Ben bir kürdüm, sizi çoğu kürtlerden daha çok seviyorum. Buda benim miliyetçi bir zihniyet taşımadığımın bir göstergesidir.Ben, insana inasn gibi bakan herkesi severim saygı duyarım.Sizin yazılarınızı takip ediyorum, sizingibiler bizlere, geleceğe, insanlığa ışık tutmaya devam etmelidir... saygılarımla .Ahmet
-
Gönderen ercan.caglar, 25 Şubat, 2009 20:47:28gercekten senin dedigin gibi seni cani gonulden tebrik ederim bu kurtler biseyin farkina varsaydi bizim basimiza boyle seyler gelmezdi bende bir kurdum ama bizim kurtleri kiniyorum cok duygusalar herseye inanirlar tayip 2 namaz kilar kurtler kanar tayip trt sesi acar kurtler kanar tayip dogru duzgun kelimeyi bile sarf edemediyi kurtceyi konusur kurtler kanar yani anlicaginiz heval bizim kurtler boyle oldukca bizim hicbirzaman yuzumuz gulmez saygilarimla



