E-bülten
Haberlere abone olun:
Bu yazıyı beğendiniz mi?
(toplam 9 oy)
25 Eylül, 2009 01:43:00 | Cennet Bilek

Tarih yazıcıları “erkek akıl”dan yana, ne de olsa tarihi “erkek akıl” yazmış. Erkek akıl yarattığı mitoslarda, kadını çoğunlukla fettan, ihtiraslı, düşük, insanın cennetten kovulmasının müsebbibi, bu yaklaşım daha sonra romana da yansımış. İlk düşüşe kadın sebep gösterildiği için sonraki düşüşlerin sebebi de hep kadın olarak gösterilmiş. Ne gariptir ki bu akıl kadını çerez olarak görmekten öteye gidememiş. Kadın ya kötülük ya da çerez ve meze olmuş tarihe.
Erkek aklın yazdığı mitoslar kadınlardan yana değil. Peki erkekler bu mitosları yazarken kadınlar ne yapıyordu? Kendilerini var etmek için mitoslar yaratmayı hiç düşünmediler mi? Ya da niye kendi tarihlerini yazmadılar bunun için mücadele vermediler?
Kadın sorunu toplumsal-siyasal ve kültürel boyutları içinde cinsler arası bir eşitsizlik sorunu olarak yansıyor fakat temelde sırf cinsel değil sınıfsal ilişki ve farklılıklar üretmiştir. Tarihte olduğu gibi günümüz burjuva toplumunda da... Bir başka ifadeyle, kadının ezilmişliğinin temelinde karşı cinsin varlığı değil, fakat tümüyle sınıflı toplum gerçeği vardır diye belirlemeler yapılmıştır; ama benim düşünceme göre kadınlar hangi sınıftan olursa olsun ezilmişlikten payını almıştır.
Tarihin tozlu sayfalarına baktığımızda filozofların kadınlar hakkında yaptığı belirlemeler insanı güldürüyor. Adeta şaka gibi geliyor bu belirlemeler. Diğer kadınlar ne der bu düşüncelere bilemiyorum ama filozofların bu düşünceleri beni hiç şaşırtmadı sonuçta hepsi de erkek aklın ve egemen sistemin kurucuları. Elbette egemenliklerini kadınlara kaptırmak istemezler. Kutsal kitaplarda kadın erkeğin kaburgasından meydana geldiği için doğal olarak ayetlerde kadınların aleyhine yazılmış. Bu ayeti de severim yani, bunu da paylaşmak istedim. İncitmeden döven bir erkek gördünüz mü hiç?
Nisa 34. “Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah'ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da "gayb"ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah çok yücedir, çok büyüktür”
Platon: “Kadın cinsi, doğası gereği ve zayıflığından ötürü, gizeme ve kurnazlığa bizim cinsimizden daha eğilimlidir.”
Konfüçyus: “Bir eş yaşlansa da, elli yaşına gelmedikçe, kocası her on beş günde bir onunla birlikte olacaktır. Yatağa gittiğinde temiz ve bakımlı olmalıdır. Saçları taranmış ve gerektiği gibi düzeltilmiş olmalıdır. Uzun bir elbise giymelidir.”
Aristoteles “ Nasıl bir erkek kadından, bir baba evladından, bir efendi kölesinden üstünse bir insanın kendine bağlı olanlardan ahlak açısından üstün olması gerekir.”
Augustinus: “Erkek, eşinin sözlerinin doğruluğu için değil, kadın- erkek arasındaki sevgiye boyun eğerek yoldan çıkar.”
Nietzsche: “ Kadınlar özünde kötüdür. Yılandır. Kadınların hep derin olduğu düşünülür- neden? Çünkü kimse onların derinine inemez. Kadınlar sığ bile değildir.”
Sokrates: “Evlilik kutsaldır, iyidir. Evlenmek lazım. Eğer karın iyi ise mutlu olursun. Kötüyse, filozof olursun.”
Sonuç olarak erkek aklın kadına ilişkin yarattığı mitos, kadını “öğrenilmiş çaresizliğe” mahkum etmiş ve onun kendi olanaklarını kullanmasını köreltmiştir. Kadına yönelik yaratılan bu köllektif şiddete dur demek ve onu yok etmek sadece kadınların yaratacağı daha insani mitoslarla olanaklıdır. İhtiras, fettanlık, kötülük ve düşkünlük sadece kadına ait özellikler değildir. Bu yönelimler insanın ortak hikayesi ile ilgilidir.



