SENİ SEVİYORUM

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 3 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


“Aslı huridir bilene
Koynu cennettir girene
Ceylana benzer ceylana
Han Aslı’mı gördünüz mü?”

Zamana yenik düşmeyelim. Yaşamımızı erteleyip onu bunu suçlamak yerine , yüzümüzdeki maskelerimizi çıkarıp kendimiz olalım. Hiç değilse bu gün ve sevdiklerimize karşı… Çağın yeni vebası hız, insanı insanlığından çıkarıp,  sanatın ve edebiyatın kılcal damarlarını kesiyor. Birlikte yola çıkanların ortak hikâyelerini, yorgun duvarlarla paylaşılan gece mektuplarını unutturuyor. Hızın getirdiği hiperaktif yabancılaşma, insanın düş dünyasını yok ederek kendini var etme etkinliklerinden biri olan aşkı da daha kolay tüketerek uzun soluklu, tutkulu aşkların yaşanmasını, seni seviyorum demeyi bile olanaksız kılıyor.

SENİ SEVİYORUM /Cennet Bilek

Zamana yenik düşmeyelim. Yaşamımızı erteleyip onu bunu suçlamak yerine , yüzümüzdeki maskelerimizi çıkarıp kendimiz olalım. Hiç değilse bu gün ve sevdiklerimize karşı… Çağın yeni vebası hız, insanı insanlığından çıkarıp,  sanatın ve edebiyatın kılcal damarlarını kesiyor. Birlikte yola çıkanların ortak hikâyelerini, yorgun duvarlarla paylaşılan gece mektuplarını unutturuyor. Hızın getirdiği hiperaktif yabancılaşma, insanın düş dünyasını yok ederek kendini var etme etkinliklerinden biri olan aşkı da daha kolay tüketerek uzun soluklu, tutkulu aşkların yaşanmasını, seni seviyorum demeyi bile olanaksız kılıyor.
Her insanın söyleyeceği bir sözü vardır aşk üzerine.  Aslında yaşamın adı aşk, fakat çoğumuz bunun farkında bile değiliz. Her nedense tali şeylerle uğraşmaktan bu duyguyu gönlümüzce yaşamak yerine işkence haline getiriyoruz. Kadın ile erkeğin aşka çarptığında birbirinin etrafında pervane gibi döndüğü, çılgıncasına yaşadığı sadece bu duyguyu yaşarken eşitlendiğini düşünüyorum.

   Aşk, bizi ruhumuzun derinliklerine kadar sardığında, işte hayatın anlamı buymuş dediğimiz anda hayat ne kadar anlamlı hale geliyor ve yaşama sımsıkı tutunuyoruz. En ölümcül hastalık anında bile yüzümüz gülüyor, acılarımız hafifliyor. Hatta en yoksul zamanlarımızda sevgilinin ufacık tebessümüyle nasıl zenginleşiyor yoksul sofralarımız, çirkini de güzel kılıyor çoğu zaman aşklarımız.

   Ne Aslı’yla Kerem ne de Tahir ile Zühre olmaya gerek var. Olacaksak kendimiz gibi olalım... Herkesin aşkı, sevgisi kendine… Kimi ölümüne sever, kimi günü birlik, kimileride tutkuyla ve sonsuza dek… Aşk için ölmeye yatmanın fazlaca bir manası  yok günümüzde.  Aşkımız için sevdiğimizi öldürmeye de gerek yok. Aslolan severken boğmadan özgürleştirerek sevmek sevdiğimizi. Onu olduğu gibi kabul etmek, asla değiştirmeye kalkmamak gerek.  Zarafetini sevdiğimiz kadar kabalığını, gaddarlığını sevdiğimiz kadar da inceliğini sevmeliyiz sevdiğimizin.

Kim ne derse desin ben özel günlerimizi anımsamayı ve kutlamayı seviyorum. İnsanların hiç değilse böyle günlerde birbirini araması,  hal hatır sorması anlamlı geliyor bana. Elbette istenen, sevgimizi göstermeyi, sevdiklerimize armağanlar almayı bir güne sıkıştırmamak lazım. Aslına bakılırsa bu tür günlerin çıkış nedeni kapitalizme hizmet değildir. Hepimizin bildiği gibi kapitalizm bu tür günleri kendi çıkarına dönüştürmeyi bilmiştir. Önemli olan çok kıymetli armağanlar almak değildir.  İçten bir gülüş, kocaman bir kucaklama, bir demet kır çiçeği, ya da saksıda beyaz güller de sevdiklerimizi mutlu edebilir. Kim diyor size gidin taksitle tek taş alın diye?

Düşünsenize; sevgiliye vermiş olduğunuz saksıdaki gülleri her suladığında size daha yakın hissedecektir kendini. O küçücük damlalarla nehir olup size akacaktır beklide!  Sevgili deyince de akla ille de karşı cinse duyulan duygular gelmemeli bence. Çok sevdiğimiz kadın ya da erkek arkadaşımız, komşumuz olabilir, belki de dağ başındayızdır kim bilir! Diz boyu karların içindeyizdir.… Yanı başımızdaki yoldaşımıza uzattığımız bir tanecik kardelenin sıcaklığı nasılda ısıtır o soğuk havayı. Ya da eli elimize değmemiş sevgilimizin mezar taşına bıraktığımız bir demet nergisin, krizantem çiçeklerinin kime ne zararı olabilir ki?

Söz gelimi sevgililer gününün çıkış nedeni;  Eski Roma İmparatorluğu kilisesine dayanır. İsmini Valentine adında bir din adamının isminden alır (St. Valentine Day). Sevgililer günü her yıl 14 Şubat’ta kutlanır

Zamanın Roma İmparatoru orduya asker bulmakta zorlanıyordu. Ona göre bunun sebebi erkeklerin ailelerini ve aşklarından vazgeçemiyor oluşuydu. Bu sebeple evlilik ve nişanlanmayı yasaklamıştır. Aziz Valentine adındaki papaz ise çiftleri gizli gizli evlendirmeye devam eder ve bunun sonucunda yakalanarak ölüm cezasına çarptırılır. Yani bunun kime ne zararı var ki? Sevgi her şeye çaredir.  Sevdiklerimize sevgimizi belirtmek için özel günleri beklemeyelim. En yakınımızdaki sevgiliye sımsıkı sarılalım. Sevdiğimize, o çok özel insana SENİ SEVİYORUM demenin kime ne zararı olabilir ki?

  

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com