SAVAŞI TARİF EDER MİSİNİZ?

Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 16 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930


 

Savaşın ruhumuzda yaptığı tahribatlarının tedavisi mümkün mü? Ruhumuzu bastırmaya, ezmeye ve bizi sindirmeye karşı olanlara neden bu kadar suskun kalıyoruz? Kaçacak yer yokta ondan mı? Kaçmak mı lazım onu da bilmiyorum. Daha doğrusu dün geceden beri beynim adeta keçeleşti. Bedenimde ara ara seyrimeler başladı… Haberler korku veriyor bana. Daha bu ne ki deniyor, daha kötü günler bekliyormuş bizleri….

Bundan kötüsü ne ola ki?
  
Militarizm sınır tanımıyor. Dünyanın her yerinde aynı yöntem. Taş üstünde taş bırakmamak. Günümüzde artık barış değil, savaş ödüllendirilmektedir. En çok prim yapan filmler savaş teması  içerenler değil midir?  Yediden yetmişe seyirciler sinema salonlarına çekilmekte, savaş olağan bir şey gibi gösterilmektedir.
 
Şu an ben bu yazıyı yazarken bir tv kanalında organik beslenmeden söz ediliyor. Güler misin, ağlar mısın, dedim kendime. Bu kadar duyarsız insan yığının arasında olduğuma inanmak istemiyorum. 
  
Kalbim sıkışıyor, acıyla kıvranıyorum. Yıllar önce, savaşta parçalanan yüreğimdeki yaralar hala kanarken yeniden yaralanmak gücüme gidiyor. Sevdiklerimi yitirmekten, karartma gecelerini yeniden yaşamaktan korkuyorum. Benim yeğenim asker! Gencecik, pırıl pırıl bir çocuk o daha. Ardında gözü yaşlı  bir anası var. Yüreği ateşler içinde yanıyor, paramparça düşünceleri… Sanki konuşmayı unutmuş, yemeden içmeden kesilmiş, bu dünyada yaşamıyor gibi…Pencerenin önünden kalmıyor! Hiçbir söz o anayı teselli edemez, onun kaygılarını hafifletemez. Yeni bir bebek daha geldi ailemize. Adı Nehir. Nehir’i nasıl bir dünya bekliyor, büyüyebilecek mi acaba?
Dünya kan gölüne dönmüş, bizde oturup organik beslenme üzerine kafa mı yoralım yani! Yarınlarımız bu kadar karanlıkken ne yiyip ne içmemiz gerektiğinin pek bir anlamı kalmıyor doğrusu.

Doğa üzerinde oynanan  kirli oyunlardan, insanların öldürülmesinden dolayı kendimizi kutlayabiliriz. Ama biz kendimizi kutlamaya devam ede duralım doğa bizden intikamını korkunç  bir şekilde alacaktır. Tıpkı Çernobil felaketinden sonra, Halepçe katliamından sonra, emperyalist paylaşım savaşlarından sonra aldığı gibi alacaktır intikamını.

“Ateş düştüğü yeri yakar.” Bu sözü aklı başında her insan biliyordur. Evlerimize, yüreklerimize daha ne kadar ateşler düşecek? Daha ne kadar gencecik oğullarımızı, kızlarımızı toprağa gömeceğiz? Bu şiddet daha ne kadar sürecek? Anaların yüreğine düşen ateşi kim söndürecek?
   
Doğa gerçekten intikamını alıyor. Günümüz insanı yavaş yavaş savaşın ne anlama geldiğinin, insanlar için nelere mal olduğunun farkına varmaya başlamıştır. Savaşın etkilerinin bilincinde olan insanlar gitgide artsa da seslerini neden çıkaramıyorlar anlamakta zorluk çekiyorum.
 
İşsizlik, tarımsal kıtlık, dış borçları ödeyebilmek için uygulanan sınırsız ve yüksek vergilendirme, ek vergiler yoksulu iyice yoksullaştırmasına rağmen yoksulların sesi çıkmıyor. Bu yaşananları alın yazısı sanıyor, “SAVAŞA HAYIR “  Deme cesaretini gösteremiyoruz. 

Artık eskisi gibi savaşa DUR demek için  “BİR DAKİKA KARANLIK” Eylemleri dahi yapılmaz oldu. Akşam sıcacık evlerimize dönüp televizyonun kumandasını elimize aldığımızda savaş haberlerini dinlemek, duymak, görmek istemiyoruz. Diğer kanallara geçip komedi dizilerine gömüyoruz başımızı.
 
 Savaş sever bir toplum olduğumuz öteden beri bilinmesine karşın çağımızda yaşanan kirli ve eşit olmayan koşullarda yürütülen savaşlar karşısında toplumsal muhalefeti örgütleyip, savaşa hayır deme gücünü çoktan yitirmişiz. Oysa bizim gibi ülkelerin kaynağını savaşa değil de insanlarının daha insanca yaşaması için ayırması gerekmez mi? Savaşsız bir dünya mümkün değil mi?
 
 Savaş kadar korkunç bir sözcüğün anlamını ne yazmak ne de düşünmek istemiyorum bir çoğunuz gibi.
 
 Evet, savaşın birçok  tanımını yapmak mümkündür. Ancak, savaş bir iki kelimeyle tanımlanıp geçilebilecek bir sözcük değildir.  Dünya tarihinde yaşanmış binlerce savaşın, insanlardan alıp götürdüğü şeyler, tüm dillerdeki tüm kelimeleri bir araya getirsek de anlatamayız. 
 
Düşünebiliyor musunuz ki şu an da yitirilen hayatları; sakatlanan, ailesini, evini, yurdunu, arkadaşlarını, hatta akıl sağlığını kaybeden savaş mağdurları için savaşın birkaç kelimeyle açıklanabileceğini…Hele ki evlerimizde oturup savaşın tanımını yapmak bana pek de insanca gelmiyor. Size geliyor mu?

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (1 Yazılmış)

  • Gönderen GİZENGA, 07 Haziran, 2008 01:11:01
    HENÜZ EKİM TAN 11 YAŞINDA BİR OĞLAN ÇOCUĞU. ONU ÇOK SEVİYORUM, AMA ŞİMDİDEN ASKERE GİDECEĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜMDE YÜREĞİM DARALIYOR, KAYGILANIYORUM, ÜZÜLÜYORUM...POLİTİKACILARIN, SAVAŞ TÜCCARLARININ, KAPİTALİST VE KOKUŞMUŞ BİR SİSTEMİN, AMERİKA'NIN ÇIKARLARININ KORUNMASI İÇİN SAVAŞSIN VE KENDİSİNİN DÜŞMAN OLARAK GÖRMEDİĞİ BİR İNSANI ÖLDÜRSÜN, YA DA ÖLDÜRÜLSÜN İSTEMİYORUM...İNSAN HAYATININ KUTSALLIĞINA İNANIYORUM...SAVAŞTA KAZANAN TARAFIN OLMADIĞINA İNANIYORUM...ÇOK KAYBEDEN - AZ KAYBEDEN VARDIR SAVAŞTA... SAVAŞ KAYBETMEKTİR... ...VEEE SAVAŞA HEP FAKİRLERİN SÜRÜLDÜĞÜNÜ;AÇLIĞIN, SEFALETİN, SAVAŞLARIN FAKİRLER İÇİN OLDUĞUNU...DÜŞÜNÜYORUM... TEK BİR SAVAŞIN MEŞRULUĞUNA İNANIYORUM...ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMSIZLIK... SAVAŞAN BİR DÜNYADA MUTLULUĞUN OLACAĞINA İNANMIYORUM... SAVAŞI ÇIKARANLARIN ER GEÇ KENDİ SİLAHLARIYLA KENDİLERİNİ VURACAĞINA İNANIYORUM... SAVAŞTAN EN ÇOK MASUM İNSANLARIN, KADINLARIN, ÇOCUKLARIN ZARAR GÖRDÜĞÜNE İNANIYORUM... SAVAŞIN KÖTÜ, ÇOKKKK KÖTÜ BİRŞEY OLDUĞUNA İNANIYORUM... ...VEEE BURADAN SAVAŞI LANETLİYORUM...

Diğer Haberler

Site Tasarımı: http://www.keditor.com